Şenol Kul ve santral

Terme'nin Kozluk Beldesi'ne bağlı Akçay Köyü'nde Avusturya Firması OMV tarafından kurulan çevrim santrali, kurulmaya başladığı günden beri tartışma konusu olmaya devam ediyor.Sivil toplum kuruluşlarının tepkileri ve santrali yargıya taşımaları ve yargı kararına rağmen inşaat devam etti, santral tamamlandı ve deneme üretimi başladı. Üretim başlayınca da kıyamet koptu. Tepkiler OMV'nin üzerinde yoğunlaşırken, santralin kurulduğu Kozluk Beldesi Belediye Başkanı Şenol Kul da tepkilerin odağına oturdu. Sayın Kul eleştirilerden ve sonuçtan rahatsız olmuş olacak ki dün bir basın toplantısı ile adeta kendisini savunmaya çalıştı. Söyledikleri elbette doğru. Enerji yatırımları belde belediye başkanını aşan bir durumdur. Bunu herkes bilir. Ben o santralin kuruluş döneminde ne rezillikler yaşandığını iyi bilenlerdenim. Borasco adına kurulan firma, kanunun boşluklarından yararlanarak Türk vatandaşına ; yanlış hatırlamıyorsam Genel Müdürdü, köylülerin arazilerini satın aldırdı.Ki o araziler en değerli tarım arazileriydi. Bu arazilerin tarım arazisi olmadığı kararını vermek ise içleri bile sızlamadan o dönemdeki Samsun Valiliği Toprak Koruma Kurulu'na düştü.. Göz göre göre vicdanları sızlamadan en değerli tarım arazilerini tarım dışı ilan ettiler. Sorumlu varsa eğer onların da bu sorumluluktan nasibini alması gerekir. Ve yine iyi hatırlıyorum, santralin temel atma ve yaşama geçme zamanları Samsun Avusturyalı devlet erkanının taarruzuna uğradı. Zatı muhteremler yaptıklarının sonucunu bildiklerinden Samsun'a ve halka şirin görünmek için ellerinden geleni yaptılar. Hatta Kozluk'a birde okul yaptırma sözü verdiler. Bu okul şimdi yapıldı mı bilmiyorum ama Borasco, sonra OMV sözünü tutmamak için epey çaba gösterdi. Sonra o muhteşem temel atma töreni günü geldi. Avusturyalı Bakan, Türkiye Enerji Bakanı ve Bayındırlık Bakanı samsun Milletvekili Sayın Mustafa Demir de o törendeydi. Gazeteci olarak çevreye olan zararını sordum üç bakana da. Cevap vermediler ve siyasi uyanıklıkla geçiştirdiler. O santrallerin deniz kenarlarına kurulmasının en temel nedenlerinden biri , soğutma suyu olarak deniz suyunu kullanmalarıdır. Konuyu bilenlerden öğrendiğime göre üretim sırasında santral, 800-1000 santigrat derecelere kadar ısınır. Bu ısınan santral deniz suyu ile soğutulur. Peki nasıl olur? Derin denizde açığa kadar uzanan borular oradan aldıkları saatte on binlerce ton (Saatte 60 bin ton su olarak biliyorum) suyu o 1000 derecelik santrale getiriyor. Su ve içindeki deniz canlıları haşlanıyor, yok oluyor. Sonra o su (NE KADAR ISINDIĞINI DÜŞÜNÜN) tekrar denize gönderiliyor.Orada çevreye de ısı veriyor ve oradaki canlı yaşamı da yok ediyor. Ne kadar derine giderse gitsin, o kaynar suyun bulunduğu yerde canlı yaşayabilir mi? Karadeniz ölmez mi? Saldığı gazlarla yaratacağı hava kirliliği ve tarıma vereceği zararı herkes tahmin edebiliyor. Bu santralde üretilen elektriğin bir tek kilovatı bile Türkiye'ye verilmeyecek. Kısaca biz AB ülkelerine elektrik sağlayacağız. Karşılığı: Denizimiz kirlenecek, balıklar ve canlılar yok olacak, tarım arazileri ve havamız elden gidecek. Sonra siz santral kurulduktan sonra savunma yapacaksınız.Bir de OMV yetkililerinin yargı kararından sonraki açıklamalarına ne demeli? Muhteremler o kadar azıttılar ki, yargı kararlarının Türkiye'yi bağladığını , kendilerini ilgilendirmediğini söylediler. sanki santrali ülkemiz sınırlarının dışında yapıyorlar. Belki haklılar satın aldılar ya! Avusturya toprağı oldu herhalde. Türk Kanunları işlemiyor. Kimden aldıkları güçle dersiniz.Şimdi gelelim Sayın Şenol Kul'a . İzni kim verirse versin, yetkiniz sorumluluğunuz ne olursa olsun siz o beldenin belediye başkanısınız. Bunları bilmiyor muydunuz? Çevrenin, denizin kirleneceğini.Tarım arazilerini tarım dışı ilan eden kurulun yanlış yaptığını bilmiyor muydunuz? Bu santralin zararlarını en azından bölgede yaşayan biri olarak anlatamaz mıydınız halkınıza.O zaman sustunuz Sayın Kul... Bunları bile bile sustunuz ve göz yumdunuz. Belki engel olamazdınız. Ama şimdi gelinen noktada kendinizi savunmak zorunda da kalmazdınız. Sivil Toplum kuruluşları ile ilgili söylediklerinize gelince; Şimdi mi hidayete erdiniz? O zaman neden ciddiye almadınız? Sizi engelleyen ne idi. Ki, başkanlığa bile istemeden seçildiğinizi ifade etmişsiniz.Söylenecek tek söz var, Danıştay'dan bir karar çıkmazsa... GEÇMİŞ OLSUN . Tarihe santrali buraya yaptırarak gelecek nesillerin zehirlenmesine yol açan , en azından tepki göstermeyen başkan olarak geçtiniz. Biz sizi hep öyle hatırlayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Coşkun Özbek Arşivi
SON YAZILAR