AHİRETE İMAN

Ahirete iman altı iman esasımızdan biridir. Kıyamet gününe, öldükten sonra dirilmeye, hesaba ve sonsuz bir hayatın varlığına inanmak olarak da ifade edebiliriz Ahirete imanı.

Bu dünyada her birimiz bir yolcuyuz. Yaratılış gayemiz ise kulluk. Bu kulluk yolculuğumuzun sonsuzluk durağı ise ahiret… Ahiret, bizim asıl ve ebedi yurdumuzdur. Ahiret, dünyada yaptığımız her fiilin, söylediğimiz her sözün, ayrıca yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın hesabını vereceğimiz bir yerdir. Ayrıca ahiret, zerre miktarınca yapılan iyiliklerin, zerre miktarınca yapılan kötülüklerin hesabının sorulacağı son menzildir.

Her canlı gibi dünya ve içindekiler de fânidir. Rabbimizin takdir edeceği bir zamanda dünya ve içindeki herşey yok olacak ve insanlar mahşerde Allah’ın huzurunda toplanarak yaptıkları her şeyin hesabını verecek, sevap ve günahlar Mîzan’da tartılacak ve amel defterleri kendilerine verilerek “Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.” (İsrâ, 17/14.) denilecektir.

Bir gün Allah Resûlü (s.a.s) ashabıyla beraber bir cenazeye katılır. Daha sonra kabrin kenarına oturur. Şahit olduğu manzara kendisini çok etkiler ve mübarek yanaklarından yaşlar süzülmeye başlar. Öyle ki gözyaşlarıyla toprak ıslanır. Ümmetinin dünya ve ahiret mutluluğunu her şeyden daha fazla arzulayan Resûl-i Ekrem (s.a.s) ashabına şöyle buyurur: “Kardeşlerim! Ölüm için hazırlık yapın.” (İbn Mâce, Zühd, 19) Ayrıca Allah Rasûlü (s.a.s)’in bir sahabîye sorduğu “Kıyamet için ne hazırladın?” (Tirmizî, Zühd, 50.) sorusu bizim de cevaplandırmamız gereken bir sorudur. Kıyamete hazırlık, Allah ve Resûlü’nün istediği şekilde yaşamakla gerçekleşir.

Dünyada iman edip salih amel işleyenler ve güzel ahlak sahibi olanlara ne mutlu. Allah onlara merhamet edecek ve en güzel ikramlarla onları cennetinde ağırlayacaktır. Kulluğun gereğini yapmayanlar ise büyük bir pişmanlık ve çaresizlikle dehşet verici bir azabın muhatabı olacaklardır. Bu hususla ilgili Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır; “Akıllı kişi, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise arzularına uyup bir de Allah’tan bağışlanma umandır.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25) Unutmayalım ki; ahiret dünyanın tarlasıdır. Bu dünyadaki amellerimiz ahirette ya cennete giriş biletimiz ya da cehennemdeki azab sebebimiz olacaktır.

Ahirete iman; davranışlarımıza, tercihlerimize yön vermelidir. Bu iman; ihsan şuuru içinde ve ihlaslı bir şekilde ibadetlerimizi şekillendirmemize, muhafaza etmemize vesile olmalıdır. Hesap bilinci, bizi iyilerden eylemeli, iyiliklere yönlendirmelidir, kötülüklerden alıkoymalı, şüpheli şeylerde bile hassas davranmamızı sağlamalıdır. Ahirete, hesap gününe inanan bir mü’minin ahlâkı Kur’ân ahlâkı olmalıdır; yalan söylememeli, başkalarının canına, malına, ırzına göz dikmemelidir. Zulmetmemeli, zulme rıza göstermemelidir. Eliyle ve diliyle kimseye zarar vermemeli, elini, dilini, gözünü ve kulağını haramdan korumalıdır. Huzuru ve mutluluğu; mal ve mülkte, dünyalık peşinde koşmakta değil, Allah’a imanda, ibadetlerin hazzında ve ahlakın güzelliğinde aramalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden, misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun!” (Buhârî, Edeb, 3.)

Ahiret büyük bir hesaplaşma günüdür. Allah’ın adaletinin mutlak hak üzere tecelli edeceği, mazlumun hakkını alacağı, zalimin hesabının çetin bir şekilde görüleceği, kimsenin kimseden kaçma imkânını bulamayacağı karar günüdür o gün. Bu dünyada ne ekersek ahirette onu biçeceğimizi, dünyada iyilik adına ne yaparsak ahirette onu göreceğimizi unutmayalım. Dünya hayatının geçici hevesleri de bize ahireti unutturmasın. Rabbim ne güzel buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, ahirete önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Haşr, 59/18)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Suzan Doğan Arşivi
SON YAZILAR