1. YAZARLAR

  2. Yüşa Bekir Köksal

  3. İŞVERENLERİN ALABİLECEĞİ ÖNLEYİCİ TEBİRLER
Yüşa Bekir Köksal

Yüşa Bekir Köksal

İŞVERENLERİN ALABİLECEĞİ ÖNLEYİCİ TEBİRLER

A+A-

Öncelikle önemle belirtmem gerekir ki bugünkü yazımda işverenlere önereceğim tedbirler 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi çalışan işçilerin haklarını zedeleyecek tedbirler olmayıp, işverenler açısından işçilerin sadece haksız taleplerini mahkeme huzurunda  bertaraf edebilmelerini sağlayacak tedbirler olacaktır. Dolayısıyla hak etmiş olduğu işçilik alacakları  bulunan kişilerin her hangi bir tedbirle alacağından mahrum etmek mümkün olmayacağı gibi etik de olmayacaktır.

Aslında iş davalarında genellikle işverenlerin mahkum edilmesinin sebebi “basiretli tacir” kavramından ve iş kanunun işçiyi öncelikli koruma amacını içermesinden gelmektedir. Daha da açmak gerekirse İş Kanunu işverenin yapacağı iş ve işlemleri en iyi şekilde bildiği ve buna uygun hareket etmesi gerektiği, zayıf durumda olan işçinin ise bu güç ve bilgi birikimi karşısında korunması gerektiği düşüncesiyle hazırlanmıştır. Dolayısıyla işverenlerimiz de kanunun kendilerine yüklediği sorumluluğu bilmeli, haksız bir şekilde ödeme yapmaya mahkum edilmek istemiyorlar ise bazı tedbirler almalıdırlar.

İlk olarak fazla mesaiyi ele alalım. İşçisine fazla mesai yaptıran bir işveren bu ücreti kesinlikle ücret bordrosuna yansıtarak ödemeli, işçiye de o gün yapılan fazla mesai için günlük mesai çizelgesi imzalatılmalıdır. Yine bunun yanında mümkünse parmak izi veya kartlı okuma sistemi ile iş yerine giriş çıkış yaptırılmalıdır. Bu durumda işçi yaptığından fazla bir fazla mesai ücreti talep edemeyecektir.

Önemli bir diğer husus işçilerin maaşlarının ödenmesi yöntemidir. İşveren, özellikle 5 kişinin üzerinde personeli varsa maaşları kesinlikle banka hesabı üzerinden ödemeli, ekstra olarak bunun yanında elden ödeme yapmamalıdır. Elden ödeme yapılarak kıdem tazminatını düşük ücretten hesaplatmayı veya sigortasını asgari ücretten yapmayı hedefleyen işverenler için bu durum büyük zararlar oluşturabilmektedir. Dava aşamasında işçileri daha fazla maaş aldığını tanıklarla veya meslek odalarından gelen yazılarla kolayca ispatlayabilmesi mümkündür. Bunun yanında işverenin bu davranışı SGK nezdinde de büyük para cezaları olarak kendisine dönebilir. Bu sebeple değindiğimiz gibi maaş ödemeleri tam bir şekilde banka hesabı üzerinden açıklama yazarak ödenmeli, veya tüm maaşın elden ödenmesi halinde ücret bordrosu işçiye imzalatılmalıdır. 

Yıllık izin meselesinde de kanun ispat yükünü işverene yüklemiştir. Örneğin, işveren 5 yıl boyunca çalışan işçisine her yıl, yıllık iznini tam kullandırmış olmasına rağmen işçiden yazılı ve imzalı bir evrak almamış ise işçinin talep etmesi halinde bu yıllık izin ücretlerini ödemeye mahkum edilecektir. Dolayısıyla işveren işçisine sadece yıllık izni kullandırmakla mükellef değil, aynı zamanda bunu ispatlamakla da mükelleftir.

Bunların yanında işçi ile sözleşmesini feshetmeyi düşünen işveren, feshe sebep olan davranışın tutanak altına alınmasını sağlamalı ve bu tutanak şahitlerin imzasını da içermelidir. Örneğin iş yerine mazeretsiz 1 hafta boyunca gelmeyen işçinin, iş yerine gelmediğine dair tutanak  tutulmalı ve işçiye ihtar çekilmek suretiyle fesih sebebi açıkça belirtilerek mazereti varsa bildirmesi gerektiği söylenmelidir. Geçerli bir mazereti bulunmuyorsa işveren tarafında iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilebilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz önleyici tedbirleri işverenlerin tam olarak uygulaması halinde işçinin haksız talepleri çok büyük oranda sonuçsuz kalacaktır. 

Önümüzdeki hafta bu kez işçilerin tazminat ve diğer alacak haklarından mahrum kalmaması için dikkat etmeleri gereken hususları yazacağım. Haftaya görüşmek dileğiyle. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.