Mehmet Ali Coşkuner

Mehmet Ali Coşkuner

SON NEFES

A+A-

Bir onkoloji doktorunun yaşadığı gerçek bir hatırasını bugün sizlerle paylaşmak istiyorum.

40 yıllık bir kanser uzmanı olarak sayısız olaylarla karşılaşmış, bir çok yaşadığı olayı şahit olanlarla  birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yapmış, bunlardan bir tanesi  1976 yılında yaşanmış bu olayı anlatıyorum.

Doktor, kanser hastanesinde başhekimken genç bir hastası varmış.

Bu hasta göğüs kanseri ne yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamış.

Doktor özel ilgi ile bizzat tedavi altına almış ve kısa süre sonra iyileştiğini görmüş. 

Ancak, hastasının da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyormuş.

Hastası çalışma hayatı içinde olduğundan 4 yıl kadar sonra İzmir’e gitmesi gerekiyormuş.

Doktor, kış ayı olduğu için uçakla gitmesine kabul etmiş.

Maalesef bilet bulamamış ve doktordan habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi sonucu 6 saat kadar mahsur kalmış. 

Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayılmış, bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzına o cihazı yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyormuş.

Eve gittiği gün yine güçlükle konuşarak: 

“Doktor bey” demiş.” Ben size dargınım”

Doktor: “Niçin” diye sormuş.

“Siz dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH’ ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?”

Doktor dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiği için bu teklifi karşısında çok şaşırmış.

O’nu üzmemeye çalışarak: 

“Doktora ulaşmak kolaydır” demiş.

“Parayı bastırdın mı istediğin tedaviyi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın.” 

Hastasının konuşmaya mecali olmadığından “Ben isteği duyuyorum” manasında başını sallamış.

Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman dersleri başlamış.

Vefatına bir hafta kala:

“Doktor bey” demiş . “Ben ölürken ne söylemeliyim?” 

Doktor: 

“Senin durumun çok özel” demiş . 

“Kelime-i  Şahadet sana uzun gelir. O anı fark edince “Muhammed “ (s.a.v.9 ) sana yeter.” demiş.

Hastası o haliyle tebessüm ederek başını sallamış. Çok ıstırabı olduğu için sürekli morfin yapıyor ve O’nu uyutmaya çalışıyormuş.

Doktor bir iş seyahatine çıkmış.

Dönüşünde hastanın annesi doktora telefon ederek:

“Bir haftadır morfin yaptırmıyor.” demiş. “Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor.” 

Doktor hemen hastasının evine gitmiş ve iğne yaptırmamasının sebebini sormuş. Aldığı cevap karşısında doktor ürpermiş.

Hastasının cevabı: “Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste “Muhammed” diyemezsem.”

Doktorun hastası  ile veda niteliğindeki en son görüşmesinde hastasının son sorusu:

“Doktor bey, Azrail bana nasıl görünecek?” olmuş.

Doktorun cevabı: “Sana bir güzel melek olarak görülecek.”

Bir gün sonra doktorun hastası ağırlaşmış. 

Doktor eve gidene kadar hastası vefat etmiş. Sadece ayakta duran hastasının dindar bir yakını doktora yaklaşarak:

“Doktor bey, biraz önce bu evde bir mucize yaşandı.” diyerek devam etmiş:

“Hastamız bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve yataktan kalkması imkansız denmesine rağmen kalkarak abdest aldı. İki rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:

“Doktor bey’ e söyleyin, dedi.  Azrail, O’nun söylediğinden de güzelmiş.”  demiş.

Tüm inanan Müslüman kardeşlerimize ve bu yazıyı okuyan  bütün kardeşlerimize RABBİM son nefeslerinde Kelime-i Şehadet getirmeyi nasip etsin. 

(Amin….)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum