PİYASALAR RAHAT DEĞİL

  Seçimlere az bir zaman kala seçim ekonomisinin yaşanması gayet doğal bir durum, ancak piyasalarda durum ciddi anlamda sıkıntılı bir hal almış durumda. Hükümet bir yandan vatandaşı rahatlatmak adına hamleler yapmakta ama bunun ekonomik hayata nasıl yansıdığını, özel sektörde durumun ne noktada olduğunu bilmediği kanaatindeyim. Bu dediğimi birkaç örnekle açıklamak gerekirse ekonominin en önemli lokomotiflerinden olan inşaat sektöründen başlamak istiyorum, gayrimenkul fiyatları iki yıl öncesine göre yüzde beş yüz artmış durumda, 2020 yılında üç yüz bin lira olan bir daire şuanda asgari bir milyon beş yüz bin lira seviyesinde. Arsa fiyatları hakeza aynı şekilde, bırakın iki yıl öncesini geçtiğimiz yıl bir milyon lira seviyelerinde olan arsalar bugün üç milyonun üzerinde seyretmekte. İnşaat maliyetleri aynı şekilde altından kalkılmayacak duruma gelmiş durumda. Bayındırlık birim fiyatları geçtiğimiz yıl ile bu yıl arasında yüzde yüz seksen beş artmış, bu yüzde iki yüz demektir. 
  Hükümet bu duruma çare bulmak amacıyla Türkiye genelinde arsa ve konut hamleleri yaptı, bu çerçevede Samsuna da hem konut yapacak hem de arsa satışları yapılacak. Peki bu sorunu çözer mi? derseniz merhum Erbakan Hocanın pansuman tedbir dediği bir uygulama olduğu kanaatindeyim. Neden böyle dediğime gelince satışa sunulacak arsalar ilçelerde, şehrin merkezinde arsa yok, Bafra, Yakakent, Ladik, Kavak gibi ilçelerde arsa var. Konutlara gelince henüz netleşmiş bir durum yok, İlkadım’ın üstlerinde, Canik’in ve Atakum’un yukarlarında olma ihtimali yüksek. Ancak buralarda inşaat başlanılıp yapılıncaya dek inşaat girdi maliyetleri başını alıp gider. Geçtiğimiz yıl 250 lira seviyelerinde olan beton bugün 950 lira seviyelerinde önümüzdeki yıllarda bu rakamlar artarak devam eder ve maliyetler istenmeyen noktalara gelir. İşçilik fiyatları zaten çok abartılı bir durumda, sürekli Asgari ücrete zam yapmakla bu işi çözmeye çalışmak doğru olmadığı kanaatindeyim. Ülkede Asgari ücretle çalışan sayısı 150- 200 bin civarında ama SGK’dan emekli olanların sayısı on iki milyon ve bu insanların yüzde doksanına yakını asgari ücretin altında maaş almaktalar. Bu insanların maaşlarını asgari ücret seviyesine çekmezseniz onlardan asla oy alamazsınız.
   Devletin özel sektörü desteklemesi gerekir, sürekli asgari ücrete zam yapıp, işverenin SGK ya ödediği paranın oranını düşürmezseniz bu işin altından kalkmak mümkün olmaz, sürekli işçi çıkarmak zorunda kalınır veya işyerleri kapanır. Aynı şekilde bu yıl Devlet özel öğrenci yurtlarına ciddi anlamda darbe vurdu, kredi ve yurtlar kurumu odalarını ranzalıya çevirmek suretiyle kapasitesini yüzde elli oranında hatta yüzde seksen oranında yükseltince özel yurtların tamamına yakını ya boş kaldı veya kapasitesinin yüzde yirmisini doldurdu, bu da işletmenin dönüşememesine neden oldu. Dönüşemeyen işletmeler de kapatıp farklı alternatiflere yönelseler de buna da ciddi bir ekonomik yatırım gerekli, bu şekilde ülke genelinde binlerce çalışan işsiz kaldı, aynı mağduriyeti bizatihi biz de yaşamaktayız. Keşke Haziran ayında Devlet önümüzdeki yıl öğrenci kapasitelerimizi artıracağız, özel yurtlar önlemlerini alsın deselerdi de yazın onca masraf yapmasaydık. 
   İki sektörden örnek vermek suretiyle piyasalardaki durumu sizlere anlatmaya çalıştım, diğer sektörlerde de durum farklı değil, şu anda etlik tavuğun maliyeti 25 liranın üzerinde toptan tavuk satışları bu rakamın çok altında seyretmekte, kasaplar odası Başkanı önümüzdeki ay kırmızı ete zam gelecek çünkü girdi maliyetleri arttı dedi. Geriye ne kaldı, petrol fiyatları zaten dört katına çıkmış durumda insanlar az yaksın diye dizel araçlar almışlardı petrol fiyatları geçtiğimiz altı ay öncesine kadar Mazot benzinden ucuz iken şimdi durum tersine döndü benzin mazottan sekiz lira ucuza satılmakta. Bunca zamma ve fiyat artışlarına rağmen önümüzdeki günlerde enflasyonun düşmesini beklemek olmayacak duaya amin demek gibi bir şey. Devlet yatırımları azaltmış durumda resmi ihaleler de geçtiğimiz yıla göre yarıya düştü desem abartmış olmam. Bu politika belki doğru bir politikadır ama piyasada yaprak sallanmadığı da bir gerçek.
   Gönül isterdi ki ülke güllük gülistanlık her şey yolunda, herkes mutlu yazalım ama maalesef her şey ortada, ne istersek yazalım sokağın durumu belli. Para basarak, zam yaparak, ücretleri iyileştirerek çözüm bulmak sorunu çözmüyor, sorunu üretim yaparak enflasyonu azaltıp insanların alım gücünü rahatlatmak suretiyle çözmektir. Kanaatimce ne demek istediğim anlaşılmıştır, bugünlük de bu kadar kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR