HERKES ÖNCE EVİNİN ÖNÜNDEKİ PİSLİĞİ TEMİZLESİN

Doğrusunu ararsanız seyir terasının satışı konusuna girmek istemiyordum. Neden derseniz; Atakum Belediyesinden ayrılmayan, oralarda dolanıp solculuktan, Kemalistlikten, adamlıktan ve Cemil Deveci’nin dostluğundan dem vuran onca gazeteci varken bu işin doğrusunu yazmak bize düşmez diye düşünmüştüm. Ancak gelinen noktada olayı o kadar kötü bir boyuta taşıdılar ki çık çıkabilirsen işin içerisinden. Bir yandan yapılan satışın çok düşük olduğundan dem vurulurken diğer yandan eski başkan çıkmış Atakum’un beş yılı heba olmuş diyor. Bir diğer taraftan da Başkan Deveci’nin sürçü lisan edip son kullanma tarihi yaklaşmış diyeceğine son kullanma tarihi geçmiş ifadesini dillerine dolayıp ulusal basına kadar taşıyanları görünce vicdanım elvermeyip olaya müdahil olmak zorunda kaldım. Öncelikli olarak şunu ifade etmem gerekir ki muhatabımız kim olursa olsun doğruları konuşmak zorundayız. Dünya görüşü bize yakın olanların ayıplarını örtmek, dünya görüşü bize ters olanların ayıplarını katlayarak kamuoyuyla paylaşmak bizim işimiz olamaz. Doğru neyse onu söyler geçeriz. İnanan inanır, inanmak istemeyen de inanmaz. Bu konuyu iki boyutuyla ele almak istiyorum. Birinci boyutu arsanın ederi ve binanın değeri, ikinci boyutu da bir önceki başkan arkadaşımızın yaptığı açıklama olacak.

Merhum babamın mesleği yap-sat inşaat müteahhitliği idi, çekirdekten yetişme inşaatçıydı. Keserle işe başlamış, ardından kalfalığa çıkmış, yurt içi, yurt dışı gurbetlerin ardından İstanbul ve Ankara’da yap-sat müteahhitlik mesleğini yapmış. Ardından bizim devreye girmemizle birlikte 1984 yılından itibaren kredi kullanmadan, borçlanmadan, kendi çapımızda ekonomik gücümüze göre bina yapar zaman zaman satarız. Zaman zaman da satmayıp yurt veya farklı işlerde kullanmak üzere kendimize bırakırız. Küçük oğlum bu yıl üniversiteyi bitirip çevre mühendisi olunca ağabeyi yurt dışına yanına almak istedi ama sağ olsun o beni bırakmayıp gitmedi. Hal böyle olunca onu önce bir iki yıl kamuda çalıştırayım da daha sonra ticarete girer diye düşündüm. Bu minvalde onu daha önce benden isteyen bir belediye başkanına, ‘’Bir iki yıl çalıştır sonra ticaret yaptıracağım ona.’ dedim. Başkan olan arkadaş, ’’Benim çevre mühendisine ihtiyacım yok.’’ dedi. Aradan beş on gün geçtikten sonra iki tane çevre mühendisi almış. Ben de gittim Atakum’dan bir arsa satın aldım ve tapusunu da o başkana atıp, ’’Canın sağ olsun, ben oğlana arsa aldım inşaat yapacak ama senden bize dost olmaz.’’ diye yazdım. Ama bu böyle diye de aleyhinde yazı da yazmam haber de yapmam. Çünkü benim işimi yapmadı diye böyle bir tavır koymak bana yakışmaz. Ondan bana dost olmazsa da benden ona düşman olmaz. Zaten çocuk bir veya iki yıl çalışıp ayrılacaktı, amacım devleti tanımasıydı ama olmadı.

Bu detayı neden verdim? Aldığım arsa seyir terasından biraz daha değerli veya aynı seviyede bir yerde ve metrekaresini iki bin liradan aldım. Bu hesaba göre seyir terasının 2300 metrekare civarında bir arsası var ve dört-dört buçuk milyon lira civarında bir değeri var. Üzerindeki binayı da bir buçuk milyon liraya çok rahat bir biçimde yaparsınız. Toplamda altı milyon liraya böyle bir yer yapılabilir. Olay icraya düştüğünden ilk ihaleye de kimse girmediğinden dört milyon liraya satılmış. Yani değerinden iki milyon lira ucuza satılan bir yer olduğu açık ve net ortada. Ancak öyle bir yaygara çıkarıldı ki dersiniz o mekân on beş milyon lira eder ama değerinin dörtte birine satıldı diye. Asla öyle bir şey yok, burada olsa olsa iki milyon lira civarında bir kayıp var ki icradan satılan mallarda bu gayet normal bir durumdur. Allah aşkına soruyorum, bugüne kadar icradan satılan malların gerçek değerinde satılanı var mı? Ama bir Allah kulu çıkıp bu gerçekleri konuşmadı. Neden konuşmadı? Kimisi fatura kesemedi, kimisi kestiği faturayı tahsil edemedi, kimisi el altından müteahhitler üzerinden para aldığı anlaşılmasın diye savunmaya geçmek istemedi, kimisi de eski başkanlara yakın olduğundan yazmadı. Tüm bu olup bitenleri görünce iş başa düştü ve bu gerçeği yazdım.

Gelelim eski başkanın basına yaptığı açıklamaya. Bu arkadaş benim de dostum, merhum babası çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Hatta kardeşleri ile kardeşim aynı okulda okudular, o yüzden de çok fazla yüklenemiyorum ona. Ancak elimdeki Sayıştay belgelerini açıklarsam; Atakum Belediyesini kim zarara sokmuş, belediyenin en çok gayrimenkulünü kim satmış, denetleme raporunda neler yazıyor, Sayıştay müfettişlerinin raporunda Bulgu 16 maddesinde kime görevi kötüye kullandığından işlem yapılması gerektiğini yazdıklarını açıklarsam yer yerinden oynar. Herkes aklını başına alıp önce kendi evinin önündeki pislikleri temizlesin ondan sonra konuşsun. Öyle yalandan kahramanlık yapmayla bu işler yürümüyor. AK Parti’nin iktidar gücünü arkamıza aldık bize bir şey olmaz diyenler 28 Şubat sürecinin heybetli paşalarının nerede yattıklarına iyi baksınlar. Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Bugünlük de bu kadar, kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR