Semiha Sandıkçı

Semiha Sandıkçı

AYASOFYA

A+A-

 Adı eski Yunancada" Kutsal Bilgelik"yada"İlahi Bilgelik"anlamına geliyor.1.justinianus tarafından 532-537 yılları arasında yapıldı, Ortodoks mezhebinde Tanrının üç niteliğinden biri sayılıyor.6.yüzyılın ünlü bilim adamları fizikçi Miletli İsidoros ve Trallesli matematikçi Anthemius'un yönettiği Ayasofya inşaatına 1.Justiniaus'un büyük servet harcadığı belirtiliyor.

Bu yapının bir özelliği de yapısında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olması. Yedi tepe İstanbul.İlk tepede Ayasofya. Eski kaynakların tamamına yakını İstanbul'un ilk kurucusunun Hz.Süleyman olduğunu yazar.Ayasofyanın bulunduğu alanda ilk mabedi Hz.Süleyman inşaa etmiş.Daha sonra burada ki yapılıp yıkılan mabetler hemen hemen her türlü hükümdar tarafından aynı tepede tekrar yapılmış.Eski eserlerden ilk mabedlerden belki de parça taşıması bu yüzden.

Avlusunda beş Osmanlı sultanının türbesi var.Yine avlusunda 1.Mahmud'un yaptırdığı en büyük şadırvan ve 1. Mahmud'un yaptırdığı kütüphane var.Kaynaklara göre beş bin kitap bulunmaktaymış ve bunların içinde çok değerli eserler varmış.Tabi biz tarihimize ve değerlerimize sahip çıkamadığımız gibi bunlara da sahip çıkamamışız.

Yine kaynaklara göre Peygamber efendimize Miraç gecesi cennet Firdevs makamında büyük bir mabed gösterilir ve bu mabedin dünyadaki benzerinin Ayasofya olduğu söylenir.Hadis-i Şerife konu olan İstanbul'un önemi belki de buradan geliyor. Birçok kültürü ve dinleri bünyesinde barındıran Ayasofya'nın  bu bilgiler dogrultusunda neden bu kadar önemli olduğu anlaşılıyor.

Fatih Sultan Mehmet 29 Mayıs 1953'te 52 günlük kuşatma sonunda tekbir ve ezan sesleriyle ilk Ayasofyaya geliyor.1400 yıllık muhteşem mabedin önüne gelince atından iniyor Genç Fatih sıkıca kapanan kapıları açtırıyor.Kadın,erkek, çoluk -çocuk binlerce kişinin içeriye dolmuş olduğunu görüyor.Genç Fatih karşısında eğilen kalabalığa ve Ortodoks patriğine "Kalkınız!Ben sultan Mehmet,sana ve emsallerine ve bütün halkına söylüyorum ki bugünden itibaren ne hayatınız ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabından korkmayınız"diye sesleniyor.Bununla da kalmayıp halkın can,mal,din yönünden hür olduklarını ilan eden konuşmasını yazıya döküp mühürü basıyor.Bunu tarihte bir tek Osmanlı'da görebilirsiniz.(Biz kendi topraklarımızda bu kadar güvence altında inançlarımızı yaşayamadık.)

Kilise camiye dönüştürüldükten sonra  yine bu asil Sultanın hoşgörüsü sayesinde insan figürleri olan resimler tahrip edilmeden ince bir sıvayla kaplanmış,resim içermeyenler olduğu gibi bırakılmış.Döneminin en geniş kubbesine sahip olan Ayasofya merkez kubbesi Bizans döneminde birçok kez yıkılmış Mimar Sinan'ın binaya istinat duvarları eklemesinden sonra hiç çökmemiş.

İslam devletlerinde sulh ile teslim edilmeyen şehirler harp yoluyla fethediliyor ise hem şehirden ganimet toplama hakkı doğar,hem de o şehrin en büyük mabedi camiye çevrilmiş.Buna "Kılıç hakkı" denir.Şehitler verilen,kan dökülen,tarihe damgasını vuran bu şehir ve Fatih Sultan Mehmet'in anasının ak sütü kadar helal kılıç hakkı Ayasofya.

Fatih Sultan Mehmet bu yapıyı camiye çevirdikten sonra şöyle diyor"İşte benim Ayasofya vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofyayı camiye çeviren vakfiyemi değiştirirse  bir maddesini tebdil ederse,onu iptal veya tecile koşarsa,fasit ya da fasık teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya caminin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırırsa, aslını değiştirir firuuna itiraz eder ve hatta yardım ederlerse...........ifade ediyorum ki en büyük haramı işlemiş ve günahı kazanmış olur.Bu vakfiyeyi kim değiştirirse Allah'ın , Peygamberin,meleklerin, bütün yöneticilerin dahi bütün müslümanların ebediyen laneti Onun ve onların üzerine olsun! Azapları hafiflemesin, onların haşr günü yüzüne bakılmasın.Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse günahı onu değiştirene olacaktır.Allah'ın azabı onlaradır.Allah işitendir,bilendir.

 (Fatih Sultan Mehmet/1 Haziran 1453)

Büyük bir vebal yüklemiş omuzlarımıza bu sözler.Bunları bilip Ayasofya müze olarak kalsın demek başta Büyük Fatih'e,sonra bu toprakları, İstanbul'u, Ayasofyayı ve bütün bu değerli mirası bize bırakan Osmanlı büyüklerine,ecdada, şehitlere haksızlık etmiş olmaz mıyız? Osmanlı olmasa olmazdık.Onlar bu fetihleri yapmasa bu topraklarda olmazdık.İstanbul bizim,Ayasofya bizim.Neyi nasıl kullanacağımızdan kime ne?

Ayasofya'nın cami olması bazılarının İstanbul'u ve haçlı seferlerini bir kez daha kaybetmesi demek.Onların hazımsızlığını anlıyorum da bizim bu içimizdekilerin derdi ne onu anlamıyorum doğrusu.

Ayasofyayı camiye çevirmek bizim Fatih Sultan Mehmet'e olan büyük b

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.