• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 8 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

BU İŞİN KÖKTEN ÇÖZÜMÜ NEDİR BİLİR MİSİNİZ ?

Adnan Bahadır

15 Temmuz darbe girişiminin ardından neredeyse tüm ulusal kanallar normal haber vermedi. Bazı kanallar hâlâ daha normal yayına geçmeyip darbeyle ilgili gelişmeleri anlatmakta. Doğrusu ben de şahsen bu konunun uzun bir müddet gündemden düşmemesi taraftarıyım, zira bu iş öyle yenilir yutulur cinsten bir iş değil. Bu ahlaksızlar şayet muvaffak olsalardı ülkemiz her yönüyle en az elli yıl geriye gidecekti, tüm kazanımlarımız heba olacaktı. Darbe girişimine karşı gerçekten ülke olarak çok güzel bir sınav verdik. Şerefli askerlerimiz onlara destek olmadı, hiç bir siyasi parti onlara destek vermedi, kısaca her Türk vatandaşı üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Bu anlamda şehrimizdeki Valiyi de tebrik etmek istiyorum. İlk andan itibaren hiç taviz vermeden darbecilerin karşısında duran siyasetçilerle ve milletle beraber oldu. Bu duruş gayet vakur bir duruş olduğu gibi ciddi anlamda da toplum psikolojisini etkilemiştir. İşte o nedenle Vali Beyi’ tebrik ediyorum. Biz yanlış icraatları eleştirdiğimiz gibi güzel ve doğru icraatları övmekten de geriye kalmayız.

Burada önemli olan akla karayı birbirinden ayırt etmektir. Vatanına, milletine ve demokrasiye bağlı askerler olmasaydı bu darbenin püskürtülmesinin mümkün olmayacağını da unutmamak lazım. Kanaatimce soruşturmayı yapanlar bu ayırımı da ciddi anlamda yapacaklardır. Gerçi bu güne kadar Cemaat yapılanması ile ilgili onca yazılar yazdık, onca haberler yaptık, hatta haberlerimizin büyük bir kısmı belgeli olmasına rağmen kimse elini taşın altına koymamıştı ama bu musibetten sonra kanaatimce artık herkes gerekli dersi almıştır.

Biz bu güne kadar yaptığımız haberlerde kimseyi şahsi husumetimizden ötürü hedef tahtasına oturtmadık. Elimizi vicdanımıza koyarak olayları haber yaptık. Olayların arka planını iyice araştırmadan asla yazmadık ama bu iş o kadar enteresan bir iş ki kimse kalkıp “Ben Cemaat mensubuyum” demediğinden bu insanları tespit etmek o kadar kolay bir iş değil.

Bu yapı kamu kurumlarına öyle sirayet etmiş ki anlatamam. Eskiden onların içerisinde olan ve daha sonra onlardan aldığı talimat sonucu beni terk eden bir Cemaatçi bana o kadar enteresan şeyler anlatmıştı ki aklım şaşmıştı. Eski Genelkurmay Başkanı’nı tutuklayıp hapse attıran savcının paralel yapıya bağlı olduğunu, Samsunlu olduğunu anlatmıştı, savcının tutuklama nedeninin Cemaat’in planları olduğunu da söylemişti. Yani bu cemaat icraatlarına bugün başlamadı ta iki binli yılların başından itibaren icraatlarına başlamıştı, son darbe girişimi de bunun bir parçasıydı. Kimse bu işin bittiğini de zannetmesin, bu adamlar aldıkları talimatları uygulayan piyonlardır. Bu işin arakasında dış güçlerin olduğunu hatta ve hatta Fethullah Gülen’in de bu projenin bir parçası olduğunu unutmayalım. Yoksa bu kadar güç bir cemaat liderinde olabilir mi?! Dünyanın neresinde bir cemaatin böyle bir darbe girişiminde bulunduğu görülmüş.

Şehrimizdeki paralel yapılanmayı sürekli yazıp çizmiştik, adliyesinden üniversitesine, sağlık kuruluşlarından milli eğitimşne, esnafından sanayicisine varıncaya dek kimlerin neler yaptıklarını tüm detayları ile yazmıştık. Ama bu yapının her yerde çok sağlam adamları olduğundan kimse bir şey yapamamıştı veya yapmak istememişti. Şimdi ise teker teker toplanmaya başladılar. Ama hâlâ daha alınması gerekenlerin bir kısmının alınmadığını da gözlemledim, ilerleyen günlerde takip edip gerekenleri yazacağım. Özellikle Adliye ve OMÜ bu Cemaat’in çok hâkim olduğu iki kurum, üzülerek ifade etmek gerekirse Hüseyin Akan dönemi Paralel Yapı için en verimli dönem olmuştur dersek abartmış olmayız. Keşke öyle olmasaydı da biz de bu kadar üzülmeseydik ama maalesef hakikatler farklı oluyorlar.

Peki, bu işi nasıl çözmek lazım derseniz şimdi söyleyeceklerime birileri kızabilir ama kim kızarsa kızsın doğru bildiklerimden asla şaşmayacağımdan bu hakikati de söylemeden edemeyeceğim. Gerek altmış ihtilalinde gerekse son darbe girişiminde Harp Okullarındaki öğrencilerin kullanıldığını ortaya koyacak olursak bu işin temelinde bu okulların eğitim öğretimini millîleştirmekten geçer. Kara Harp Okullarına İmam Hatip okullarından çıkan öğrencileri yerleştirin, daha alt kademedeki okullarına Kur’an-ı Kerim din kültürü ve ahlak derslerini koyun ve Rabbini tanıyan bir nesil yetiştirin bakın daha darbe oluyor mu? Şayet yaşadığımız darbe girişimi engellenmiş ise ordu içerisindeki imanlı, vatanperver askerler sayesinde önlenmiştir bunu da unutmamak lazım. Sözlerime son verirken son yaşanan darbe girişiminde Şehit olan Polislerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, Yüce Türk milletine de geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Kalın sağlıcakla.

 

  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim