• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

Uyduruk günler

Hasan Özduman

Son yıllarda bir furyadır gidiyor. Şu gün,bugün, şunların günü, bunların günü. Anneler günü, babalar günü, engelliler günü, öğretmenler günü, polisler günü, geçenlerde sevgililer, bu günlerde de kadınlar günü vs. Bu adet, bu gelenek, bu kültür nereden geliyor? Elbetteki malüm yerden,batıdan. Hani bizim içimizden bazıları,ya komplekslerini yenmek ya da yıllardan beri toplumumuzu dönüştürmek,yeni bir toplum yaratmak için batının,özellikle sosyal ve kültürel değerlerini alma gayreti içindeler ya. Olduğunuz gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi olursunuz. Günümüzde işgaller toprak işgali ile ve silahla yapılmıyor. Zihinleri işgal ettiniz, beyinleri yıkadınız mı o ulusu istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Emperyalist, kapitalist ve materyalist batılılar bu işi iyi biliyor ve son yüzyıldır misyon edinmiş ve zaman içinde taşeronlar vasıtasıyla zihnimizin bazı köşelerine sızmışlardır. Onlarda olmayan,veya kaybolmaya yüz tutmuş bazı değerlerini yılda birgün dahi olsa hatırlamak, gündeme getirmek ihtiyacını hissediyor olabilirler. Zira teknolojilerinin aksine sosyal hayatları çürümüş durumdadır. Onları anlamak mümkün. Peki bize ne oluyor? Bizim ağaçlarımız elmalardan kırılırken, elma resimleriyle avunmak niye? Türk İslam medeniyetinde, kültüründe, tarihinde, inancında, yaşam tarzında atalarımız, annelere, babalara, kadınlara, işçilere, yetimlere vs.toplumun her kdemesine sevgiyi, yardımı, korumayı, ilgiyi,saygıyı, dayanışmayı senede birgün mü yapıyordu? 365 günlük ilgiyi, senede birgüne indirgemek hangi medeniyet, hangi çağdaşlık ve insanlıktır? Bu nasıl bir özlemdir? Bu neyin imrenmesidir? Onlar bize hayran, biz onlara hayran. Bizim onlardan tek ve en büyük farkımız toplumsal yapımız, geleneksel ve manevi değerlerimizdir. Anneye-babaya öf bile dememek, işçinin alınteri kurumadan ücretini vermek, kadınları (nikahlı) Allahın bize bir emaneti saymak, hizmet edeni milletin efendisi kabul etmek, kendin için arzu etmediğini başkaları için de istememek, yaşlıyı, sakatı, yoksulu korumak vb.yüzlerce değer bizim medeniyetimizde var, kültürümüzde var. ” Bir zamanlar millet, hem de ne milletmişiz, gelmişiz dünyaya insanlık nedir öğretmişiz” diyor şair. Onlar bizi taklit etmeli iken biz onları taklit ediyoruz. Toplumsal konularda bizim onlardan alacağımız hiç bir şey yoktur. Onlara vereceğimiz çok şeyimiz vardır.Yeter ki neslimize onların eğitimini verelim, harekete geçirelim ve gücelleştirelim. Kaynak var, öz var, çekirdek var. Ha, şunu söylüyorsanız, evet bizim değerlerimiz dediğiniz gibi çok güzel de, 365 gün bunları uygulamak çok zor be yahu. Bir gün işimize geliyor, karıştırma. Yok öyle sorumluluktan kaçmak, göz boyamak. Görevlerimizi birgün ile savsaklayamayız. Bazı kurum yöneticileri öyle bir çiçek, iki demeçle ucuz hizmet yarışına da girmesinler. Ben eğitimciyim; ama öğretmenler gününü de istemiyorum. Çünkü bu da bir göz boyamadır.

Yerele gelirsek, özellikle belediye başkanlarımız bu günler konusunda bayağı bir yarış içerisine giriyorlar.Biri ilan ve reklam panolarını dikiyor, öbüru söküyor. Birininki bir yanda, öbürününki öbür yanda. Kutlama panolarından geçilmiyor.Okumaya yetişemiyoruz.Ne oluyor, ne yapmış oluyorlar? Ortada somut bir şey var mı masraftan başka? Bence işleri bu gibi şeyler değil. Onlardan kimse böyle günlerle veya gecelerle, uçurtmalarla, konserlerle, bisiklet yarışlarıyla (Samsunda bana bir tane bisiklet yolu göstersinler),daha benzeri bir çok dernekvari işlerle ve popülizmle ilgilenmelerini istediğini sanmıyorum. Halk da böyle icraatlara itibar etmiyor ve prim vermiyor zaten. Ama halk ne istiyor biliyor musunuz? Şunu istiyor: Evinden sokağa çıktığı zaman ilk karşılaştığı, gördüğü, yürüdüğü ve aracıyla gittiği yolda, çukura düşmek, zikzak çizmek istemiyor; yürüdüğü yaya kaldırımlarının düzgün olmasını, bordürlerinin yerinde olmasını, parke taşlarının oynamamasını, asfalt üzerindeki rögarların , menfezlerin ve yamaların zeminle seviye olmasını, cadde ve sokakların temiz olmasını istiyor. Önce yakını, altyapıyı görüyor; sonra uzağa bakıyor. Caddeler ve sokaklar bir şehrin aynasıdır. Başkanlarımız hiç aynaya bakmıyorlar mı? Saygılar.


  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim