1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Karataş

  3. Müftü ile Şahin
Hüseyin Karataş

Hüseyin Karataş

Müftü ile Şahin

A+A-

Beş yıl sonra çıktığımız Spor Toto Süper Lig'de oynadığımız ikinci maçımız olan Galatasaray maçında bir kez daha anladım ki bizim gerçek yerimiz gerçektende Süper Lig'miş.
Evet, yavaş yavaş yeni bir takım oluyoruz. Bu bir gerçek. Bunu oynadığımız iki maçın da belirli dakikalarında daha iyi anladık. Özellikle 1. maçın ilk yarısı ile 2. maçın ikinci yarısında oynadığımız güzel futbol ne yazık ki diğer devrelere bir türlü yansımıyor. Güzel oynadığımız devrelerde nasıl mutlu oluyorsak, kötü oynadığımız zamanda bende dahil olmak üzere tüm Samsunsporlular kahroluyorlar. Yine de buna rağmen oynadığımız futbol gelecek adına ümit veriyordu.,
Buradan İstanbul'da, TT Arena'da kendilerine ayrılan yeri her zamanki gibi dolduran büyük taraftarlarımıza da "helal olsun" derken "bravo sizlere alkışlarımız yine size, yaptınız yapacağınızı" diyor bir kez daha önlerinde saygıyla eğiliyorum.
Gelelim maçın hakemine... Yani beş yıl önceki Kayserispor maçında penaltımızı vermeyen, Serkan'a ise 10 maç ceza verilmesine, arkasından da küme düşmemize sebep olan hakem adı altında sahada gezen fakat hakemlik ile bana göre uzaktan yakından hiç bir alakası olmayan, eline fırsat geçtiği anda Samsunspor'u boğmaya çalışan bay Kuddusi Müftüoğlu'na. Ya sana ne desem az biliyorum! Fakat beş yıl önce lehimize vermediğin penaltı ile şimdi aleyhimize verdiğin penaltıyı bir kez daha seyreder misin? İnan ki seni anlamakta zorluk çekiyor ve diyorum ki: "Evet Kuddusi Efendi! Sonunda Samsunspor'dan, Serkan'dan yediğin yumruğun intikamını aldın. Şimdi mutlusundur, umarım. Seni olmayan vicdanınla baş başa bırakıyor, bugünden itibaren Türk futbolunun senin gibi hakemlerden kurtulması içinde dua etmeye başlıyorum."
Şimdi sıra geldi kalecimiz Ahmet Şahin'e. Sevgili Ahmet sende bizde biliyoruz ki geldiğin günden bu yana yaptıklarını unutacak değiliz. Hele hele Bank Asya'dan Süper Lig'e çıkarken çıkardığın süper maçları da tabi ki bir kalemde silecek değiliz. Ne demiş atalarımız: "Yiğidi öldür ama hakkını yeme." sözü sanki senin için söylenmiş. Nedense bu sezon geçen yılın aksine iki haftada kurtardığın gollük pozisyonlar ile yediğin goller bizleri çok şaşırtıyor, eminim ki sen de buna şaşırıyorsundur. Maçın 73. dakikasında yanından gelip geçen kurnazca seni attırmak için uğraşan Elmander'e neden sağ elinle rest çekip kolunla ve omuzunla diklenip vuruyorsun, Ahmet? Neden, Allah aşkına sana soruyorum? Bu taraftar seni geldiğin günden itibaren bu kadar çok severken sevmeye de devam edecekken ekran başındaki ve stada maça gelen iki bin civarındaki Samsunspor taraftarı bunu haketti mi? Senden bunun cevabını bir Samsunlu ve Samsunsporlu olarak istiyorum. Yoksa seni bu kadar bağrımıza basmakla çok mu hata yaptık diye kendi kendime sormakla kalmıyor, diyorum ki: "Bunların hiçbiri senin gibi birine özelliklede takım kaptanına hiç ama hiç yakışmadı Ahmet"
Hocamız Petkovic'e de futbolda varolan ve daima da varolacak olan taraflı tarafsız futbolu bilen yada bilmeyen her kesim tarafından kulağa tanıdık gelen bir sözü de hatırlatmak istiyorum. Sn. Petkovic unutma ki asla ama asla bir maçda iyi oynayarak galip gelen bir takımın kadrosu bozulmaz. İşte, bozarsan bu tür neticeleri daha çok yaşarız diyor, yazıma son vermeden önce yarın oynayacağımız biz Samsunlular için apayrı önemi ve değeri olan Trabzonspor maçında terinizin değil kanınızın son damlasına kadar mücadele etmenizi ve sahadan 3 puan alarak bizlerin de sizlerin de statdan başı dik ayrılmamızı sizlerden istiyoruz. Kalın sağlıcakla...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.