• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

GALİP ÖZTÜRK YANLIŞ YAPIYOR

Adnan Bahadır

      Rahmetli Ahmet Topuz derdi ki “ Kötü zamanda necaset yiyip iyi zamanda konuşulmaz “. Bunu kim yaparsa anlayın ki korkaktır, delikanlı değildir, o tür insanlarla arkadaşlık yapılmaz. Bu ifadenin tam tersi de aynı şeydir. İnsanların devri iktidarlarında onların her dediğini yapıp, onlar iktidardan düştükten sonra aleyhlerinde konuşmak da fevkalade yanlış bir davranış biçimidir. Adamlık, insanların en güçlü dönemlerinde yanlışlarına dur diyebilmektir, yoksa güçlü oldukları zaman onların bir dediğini iki etmeyip her türlü dümen suyuna gidip koltuktan düştükleri zaman aleyhlerinde beyanat vermek benim kitabımda yoktur. Suat Kılıç’ın, en güçlü olduğu dönemde,  bıçağının iki tarafı kestiği şehirdeki en üst bürokratından en alt bürokratına kadar herkesin (haşa)  Allahtan çok korktuğu dönemde, bu fakir sürekli O’nun yanlışları yazdı, çizdi. Ve yirminin üzerinde mahkememizin olduğunu düşündüğümüzde, bu şehirde Suat Kılıç’la ilgili söz söyleyebilecek tek kişinin, Adnan Bahadır olduğunu da unutmamak lazım.

          Suat Kılıç’ın, her fırsatta benimle uğraştığını, hatta ta A Takımı davasından başlayarak 2012 yılında geçirdiğim operasyonların arka planında Suat Kılıç’ın olduğunu ama bunu resmen ispat etmenin de mümkün olmadığını defalarca yazdığımı beni okuyan herkes bilir. 2012 yılında bana yapılan operasyondan bir yıl önce bana operasyon yapılacağını, telefonlarımın dinlendiğini yazdığımı da herkes bilir. Adliyede tanıdığım bir dostum o dönemde bana operasyon yapılması için birilerinin devreye girdiğini, bunu kulakları ile duyduğunu, hatta operasyonu yapacak kişilerin “Adamın bir hatası yok ki, ne yapabiliriz?” dediklerini duyduğunu ama bu konuda şahitlik yapması halinde işinden olacağını söylediğini de yazmıştım. Bu şehirde yıllarca Paralel Yapı siyasetle iç içe çalıştı. İl başkanlarının, milletvekillerinin ve üst düzey bürokratların Cemaat abisinden talimat alarak çalıştıklarını bu köşeden defalarca yazmış olmama rağmen kimse inanmamıştı.

          Allah şahittir, o dönemde kendi çapımda bu yapının şehre zarar vermemesi için öyle mücadeleler yaptım ki anlatamam. 2012 yılında, bizzat Galip Öztürk’ü kendim aramak sureti ile İstanbula gidip görüşmek istediğimi söyledim. Gayem de yerel bir televizyon kurup Suat Kılıç’ın ve bu yapının şehirde yapmak istediklerinin önüne geçmekti, ki yapmak istediklerinden birisinin de Galip Öztürk’ü tutuklatmak olduğunu çok iyi bildiğimden Galip Öztürk ile beraber önlem almak istiyordum. Galip Öztürk’ü arayıp randevulaştıktan sonra İstanbul’a gittim. İstanbul’da olan büyük oğlumla buluştuktan sonra O’nunla buluşmayı hedeflerken, beni bir adamına artıp sabah kahvaltısında buluşmaya davet etti, ben de olur dedim. Arkadaşla buluştuktan sonra Galip Bey’le ne görüşeceğimi sordu, ben de durumu anlattım. Bunun üzerine arkadaş öğleden sonra Polenezköy’deki otelinde saat ikide benimle buluşacağını, birlikte oraya gitmemiz gerektiğini söyledi. Ben de oğluma dedim ki “Oğlum bunlar insanları bekletmeye alışmış insanlardır, kendilerini fasülye nimetinden sayarlar, sen de bizim arabayı al gel, şayet bekletirlerse döner geliriz”. Saat iki de Polenezköye gittik.  Yaklaşık bir saat bekledikten sonra zatı muhterem Kavacık’taki bürosunda bizi beklediği haberini gönderdi. Bunun üzerine oradakilere dedim ki, “O’na söyledim, ben O’nun bildiği yalamalardan değilim. O’nun randevusuna da kendisine de şimdi başlatmasın beni, ne hali varsa görsün. Ben O’nunla daha görüşmem” deyip oradan ayrıldım.

        Bu planım tamamen Suat Kılıç’ın şehrimizdeki operasyonlarının önünü kesmek ve Cemaat’in güçlenmesini zayıflatmak içindi. Tek başına ekonomik bakımdan bu işin altından çıkmam mümkün olmamasından, O’na TV kurdurup orada programlar yapmayı hedeflemiştim ama Suat Kılıç siyaseten güçlü olduğundan Galip Öztürk her dediğini yapıyordu, ne isterse veriyordu.  Suat Kılıç’ın Cemaatle olan pozisyonunu da çok iyi bildiğimden Galip Öztürk’ün onların isteklerine bir gün dur demek zorunda kalacağını da bildiğimden böyle bir çalışma içerisine girmiştim.

   O zaman benimle buluşmayan Galip Öztürk ne zamanki başına hal geldi, içeri girdi, ardından 17/25 Aralık operasyonları oldu bu kez tavır değiştirip hükümetin yanında yer aldı. Burası güzel ama 15 Temmuz darbe girişimine kadar Suat Kılıç’la ilgili tek kelime etmeyen Galip Öztürk, şimdi aslan parçası kesilip Suat Kılıç’a veryansın ediyor. Suat Kılıç’la bu kadar mahkemesi olan bu fakir de çıkarması gereken sesin onda birini çıkarıyor. Evet, Suat Kılıç bu şehre çok büyük kötülükler yapmıştır. Hele hele bana yapmadığı kötülük kalmamıştır ama ben adam gibi en güçlü döneminde karşısında dimdik ayakta durdum. Herkes taaa Adalar mevkiine kurbanlar kesip O’nu karşılarken biz dalga geçiyorduk. Galip Öztürk o zamanlar ne yapıyordu derseniz, “Sayın Bakanım sen bir tanesin” diyordu ve bir dediğini iki etmiyordu. Şimdi ne oldu, adam düştü, Galip Öztürk bollukta yaptıklarını kıtlıkta anlatıyor; oldu mu Galip Bey? Bu senin gibi delikanlı bir adama hiç yakışmadı. Kalın sağlıcakla.

  • Yorumlar 17
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim