1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3.  ALEVİLERDEN CEVAP GELDİ
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

 ALEVİLERDEN CEVAP GELDİ

A+A-

‘Cemevleri İbadethane Midir?’ başlıklı köşe yazıma Alevi Bektaşi Federasyonu Karadeniz Bölgesi Kurucu Başkanından cevap geldi. Köşe yazımda sadece Cemevlerinin ibadethane olmayacağı kanaatim dışında Alevilerle ilgili bu kadar hassas davranmama rağmen gelen cevaba hiç dokunmadan tamamını takdirlerinize sunuyorum;

CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR

Samsun’da bir yerel gazetede 08 Aralık 2019 tarihinde yazı yazdığı köşesinde “Cemevleri ibadethane mi?” diye soran Adnan Bahadır sorduğu sorunun yanıtını da araştırmadan, bilmeden, soruşturmadan vermiş. Yazıyı baştan sona okuduğunuzda ülkedeki Anti Demokratik yapının,  bir zamanlar hükümeti oluşturan parti anlayışıyla ortak yol yürüyen kafaların,  Alevilere bakışının bir özetini görüyorsunuz.  

Bahadır Bey yazısına başlarken “Bazı konularda değerlendirme yapmak için olayın teknik boyutunu bilmek lazım aksi halde yaptığımız değerlendirme havada kalır” demiş ancak yine de cem evlerinin ibadethane olmadığına hükmetmiş. Bahadır Beye göre cem evlerimiz ibadethane değil. Niçin? Çünkü Bahadır Bey konuyu teknik olarak bilmese de öyle olmasını istiyor. Biz bu bakış açısını çok iyi tanıyoruz. Alevi açılımlar sürecinden, zorunlu din derslerinden, Alevi köylerine zorla cami yapılmasından,  hiç camiye giden olmadığı halde alevi köylerine atadıkları hocalardan, yaşadığımız katliamlardan, hizmet ayrımcılığından tanıyoruz. Çünkü bu bakış açısı bilgisi olmadan yok sayan, ötekileştiren, iftira atan hatta kapılarımıza kırmızı çarpı işareti atan bakış açısıdır. “Benden değilsen yoksun” bakış açısıdır ve bir o kadar da toplumsal barışın, birlik ve beraberliğin temeline dinamit koyan bir yaklaşımdır. 

Bu bakış açısına ben ve benim gibi düşünen Aleviler eyvallah diyemez. Neden?  Olayın teknik boyutunu bilmesi gerekiyormuş? Bahadır Bey ‘teknik’ bilimsel bir sözcüktür, teknoloji ile doğru orantılıdır, içerisinde bilimsel kavramlar içerir, bilimsel kanıt ister. İnançlarda şartsız, koşulsuz, âmâsız, lakin siz inanmak inandığı gibi inancını birey, yurttaş, vatandaş yaşamak ister. (Bir insanın özgürlüğünün başladığı yerde diğerininki biter.) Bu kişiye özel bir anlayıştır. İnsanları kanunla inançlarına göre kimse sınıflandıramaz, gruplandıramaz. 

Anayasamızın 2. Maddesi “Türkiye Cumhuriyeti Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk devletidir” der. Laik devlet de insanların, inançları sorgulanamaz, zorunlu olarak bir inanç, mezhep dayatılamaz, devletin dini olmaz, diyanet diye bir kurum hiç olmaz. Laiklik olmadan demokrasi, demokrasi olmadan da birlikte barış içinde yaşama kültürü hiç olmaz. Ülkemizde öylemi? Adnan beye sormak gerek,  dünyada yaklaşık 1,57 milyar Müslüman yaşamakta bunun %10-13 arası Şii nüfusu yaşamakta geri kalanlar Sünni olduğu söylenmekte. Öyleyse diğer Sünni Müslümanların inançsal ritüelleri birbirinin aynısı mı? Değilse neden hepsinin kitabı Kuran-ı Kerim değil mi? Niçin hepsi inançsal anlamda ortak hareket edip ortak karar alamazlar? Bir örnek veriyim, ülkeler arasında ramazan bayramı ayrı, ayrı günlerde kutlanır.  Neden? Okudukları kuranı kendilerinin anladığı biçimde yorumlayıp yaşadıkları için diyebilirsin. Peygamber efendimiz zamanında deflerle ibadet yapılıyor muydu yapılmıyor muydu? Mescit dedikleri ibadethaneleri yatakhane, yemekhane, düğün salonu, istişare yeri, çok amaçlı kullandıkları yer değil miydi? Bu gün ki koşulda camiler mi, yoksa Cem evlerimi daha çok Mescit-i Nebevi’ye benziyor?  Peygamber efendimizin mezhebi var mıydı? Yoksa sizlerin niye mezhebi var?

Adnan Bey yazısında “Kuran-ı Kerim’de cami deyimi geçmez mescit yani secde edilen yer tabiri geçer” derken bir gerçeğin altını çiziyor ama ibadethane ölçütünü namaz kılmakla belirliyor. Adnan Bey “Sazlı sözlü toplantılar yapılıyorsa ibadethane statüsü verilemez” diyor. Neresinden baksanız bilgisizlik, önyargı, kulaktan dolma bilgilerle yargılama var. Cem evlerimizde  “ hak insanda insan hakta,  ne ararsan var insanda, çok marifet var insan da mademki ben insanım”  anlayışı ile ibadetlerini yaparlar.   

“Kul hakkıyla gelmede neyle gelirsen gel, her şeyin affı mümkün kul hakkı mümkün değil” hadisi sizleri bağlamıyor mu?  Bu gün diyanetin 2020 bütçesi 1,1 milyar TL ile sekiz bakanlığı geride bırakmaktadır. Bu bütçede Alevilerin hakkı yok mudur? Varsa hiç yararlanmadıkları diyanete niye para ayrılır? Laik devlet de din e para ayrılmaz her inanç kendi ihtiyacını kendi karşılar. Dini bütün bir Müslüman olarak bu konuları ele aldın da biz mi görmedik Sayın Adnan Bahadır Bey. Peygamberler tarihini gerçek, elde somut delilleri ile siz çok iyi biliyorsunuz da bizlerle paylaşmıyorsanız yanlış yapıyorsunuz.  Ülkemiz sınırlarında azımsanmayacak derecede Alevi vatandaş yaşamaktadır. Bu insanlar devlete karşı sorumluluklarını yerine getirmektedir. Ülkemizi Uluslar arası imza attığı hukuk ve kendi yargısı bağlar. Her vatandaş bu kararlara saygı duymak zorundadır. Kesinleşmiş yargı kararı bir anlamıyla tartışmaya açılamaz. Öyle ise AİHM 2014 de “Cem evleri ibadet hanedir” derken kendi yargımız olan Yargıtay yine 2018 yılında “Cem evleri İbadethanedir” demiştir. 

Atakum Belediye Meclisini kutluyorum bir yanlıştan dönülmüş yargının verdiği kararı uygulamaya koymuştur. Öyle ise bizlerin görevi vatandaşları birbirleri ile gereksiz, yersiz, tartışmalara sokmadan, bilimsel, demokratik, insan haklarına saygılı, küvetler ayrılığını, hukukun üstünlüğünü savunan bir ülkeyi inşa etmek bizleri görevi olmalıdır. 72 millete aynı gözle bakmayan göz bizim gözümüz değildir. İnsanların iyiliği için çalışmayan insan, insan değildir, der aleviler her yıl canların huzurunda özünü dara çekip, döktüğünü dolduracağına, Ağlattığını güldüreceğine, yıktığını kaldıracağına, Küstüğüyle barışacağına, eline, beline, diline sahip olacağına. Aşına, işine, eşine sahip çıkacağına, kendisine yapılmasını istemediği hal hareketi bir başkasına yapmayacağına, kendi hakkına razı olup herkesin hakkını da kendi hakkı gibi koruyup kollayacağına söz veren insan Alevidir. 

Karşılaştığınız her Alevi’ye ‘Siz nerede ibadet ediyorsunuz?’ diye sorun tamamından alacağınız yanıt “Cem evi” olacaktır. Bu soru karşısında gösterilen mekân tartışmasız  ‘ibadethanedir.’ Aslında konu bu kadar basittir, geniş tahliller yapmaya, hangi statüyle bu işi tanımlamaya çalışmak için aylarca çalıştaylar yapılmış, görülmüştür ki “Cem evleri ibadet edilen yerdir”.  İnanç, ibadet beyana dayalıdır. Kişi, kişiler, topluluk neye inandığını, nerede inandığını beyan ediyorsa onun için o ibadettir, ibadet ettiği mekânda ibadethanedir. Bunu tartışmak ve yok saymak, ona farklı bir statü, isim belirlemeye çalışmak kimsenin haddine değildir. 

Yüz yıllardır insanları din inanç üzerinden çatıştırarak, siyasal, ekonomik rant elde edenlere karşısında duyarlı olmak. Tüm insanlığa kötülük eden, nifak tohumu ekenleri de buradan uyarıyoruz. Aleviler bu ülkenin asli unsurudur. Bunun böyle bilinmesini istiyoruz. Hak ihlalleri devam ederse yargının huzurunda haklarımıza son ununa kadar sahip çıkacağımızın bilinmesini istiyoruz. 

Muharrem ERKAN
Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Kurucu Genel Başkanı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum