Zabıta geliyor kaaçç!

Gazetecilikten gına geldi…

Bir tane bile dört çarpı dört alamadık…

Ne ev ne de uçan daire!

Sonunda Bülent Karslıoğlu ile beraber…

Nohut-pilav işine girmeye karar verdik…

Bülent"in aklına da yattı zaten…

Ama ardından da rüyalarımıza zabıtalar girdi...

Ne kadar zormuş be…

Öyle ya…

Seyyar bir araba…

Ne satıyoruz? Nohut, pilav…

Haliyle zabıtalar da bizi kovalayacaklar!

***

Üstelik, Büyükşehir Belediyesiyle de aramız hiç iyi değil…

Ne eksiğimizi görmüşlerse…

Eğriye eğri, doğruya doğru diyeni

Büyükşehir Belediyesi sever mi?

Sevmez tabi…

***

Şair yoldaşım, Trabzonlu arkadaşım…

Burhan Öztürk"ü anmadan geçmeyelim…

Yiğit yoldaşım bir şiirinde der ki:

“Aklarına ak demedik, karalarına kara…

Ondandır, bileklerimizdeki yara…”

Yaa! Selam olsun zalime boyun eğmeyenlere…

Her neyse…

Her Türk asker doğar…

Fazla ajitasyon da bünyeyi yorar…

***

Biz dönelim işimize…

Bülent"le yeni işimizin hayalini kuruyorum…

Bir yandan da pilav arabasını sürüyorum…

Saathane Meydanı"na doğru sessiz adımlarla, el arabasını iterek yürüyorum…

Giderayak, satışlar da gayet iyi…

Bülent erketede bekliyor… Geleni gideni kolluyor…

Tam siparişleri müşterilere verirken…

Olan oluyor… Bülent ciyak ciyak bağırıyor…

“Memet abi kaaaç…

Zabıta geliyor…”

***

İşte böyle…

Zabıtalarla iyi geçinemedik diye…

Nohut-pilav işi de suya düştü, iyi mi?

Dondurma da satabilirdik tabi…

Ama bize düşmezdi…

Satan arkadaşlar var çünkü…

Zaten kışın ortasında dondurma da gitmezdi…

Hem yazın gelmesini beklemek, hem de konuyu büyüklerimize arz etmek gerekir tabi!..

***

Efendim, neymiş…

Gazetecilikten başka yapacak işi olmayana…

“Gazeteci” denirmiş…

Bizimkisi mecburiyetten yani…

Yoksa zabıta izin verse…

Var ya… Gazetecilik-mazetecilik hikaye…

Bir gün bile yapılacak iş değil çünkü…

***

Gerçi boş kaldığı için mesleğe takılanlar da yok değil…

Var tabi… Ama biz, ziyadesiyle memnunuz kendilerinden…

Başarılı olanlar meslekte kalıyorlar da zaten…

***

Daha da ilginç bir şeye tanık oldum geçenlerde…

Bazı yerel gazetelerde bir ilan çarptı gözüme…

Sert sert baktım önce…

“Ne çarpıyon lan” dedim…

“Dengine gitsene…”

***

Samsun"dan bir dernek…  KASİF mi ne?

“Gazeteci yetiştirilir” diye ilan vermiş gazetelere…

Şaşırdım önce…

Nasıl gazeteci yetiştirecekler?

Hıyar mı ki?

***

Sonra, işin iç yüzünü öğrenince güldüm haliyle…

Olayın özü şöyle… Karadeniz Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (KASİF)

Samsun ve Trabzon"da… "Yeni Umutlara Eşit Fırsatlar Projesi' kapsamında gazete, radyo-televizyon muhabirliği için kurs verecekmiş…

Sakın yanlış anlamayın, Gazeteciler Derneği filan değil bu…

İşadamları ve sanayiciler derneği…

Tekrar edelim de iyi anlayın; efendim, neymiş?

Sanayiciler ve İşadamları, gazetecileri kendileri yetiştirecekmiş…

Parayı Avrupa Birliği"nden almışlar…

Sıra, kendilerine uygun gazeteci yetiştirmeye kadar gelmiş…

Oflunun, şeyine göre imam araması gibi bir iş…

Bunlar aramıyor bile, arasalar piyasada ziyadesiyle var…

Mevcutlar kesmiyor yani. Kendileri yetiştirmeye karar veriyorlar…

Neymiş? İşadamlarına uygun gazeteciler itina ile yetiştirilirmiş…

Hehehehee…

Hıyar bile değil yani!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi
SON YAZILAR