Nereye gidiyoruz?

Dostlarımızın da düşmanlarımızın da yorumları bizim için önemli…

Sevmeyenimiz de az değil yani…

Nerelerine ne ettiysem…

Bazen, eleştirilerini anlamakta güçlük çektiğim de olmuyor değil…

Oysa benim…

Milletvekili olacak halim yok…

Doğrularım birilerini rahatsız ediyorsa…

Ki görünen o… Varsın etsin…

İnandıklarımı söylemekten asla imtina etmeyeceğim…

***

Ama önemli bir ayrıntı şu…

Dostlarınızın sitemleriyle, düşmanlarınızın söylemleri…

Aynı noktada birleşirse…

Orada bir dakika durup, düşünmek gerekli…

***

Her neyse… Anlaşılan, o ki;

Dost da düşman da son günlerde bizimle bir hayli ilgili…

***

Önceki gün bir dostum, aradı. De di ki:

“Ne olur, artık Gazeteciler Cemiyeti"ni yazma… Santralleri de…”

“Tamam” dedim kendi kedime…

Demek ki, okuyucuyu sıkmışız…

Konuyu değiştirmek gerekli…

***

Eleştiriler acımasız…

“Seni beğenerek okuyoruz ama…

Bazen bir konuya takılınca, hep kendini tekrarlıyorsun… Haklısın belki ama insanları bıktırıyorsun…”

Valla, bu söz ağır geldi…

Önemli bir eleştiri çünkü…

***

Bu kadarla kalsa iyi…

Devamını dinleyin eleştirilerin:

“İnsanlar EKMEK derdine düşmüş… Senin gazeteciler cemiyetini kim takar… Termik santraller, HES"ler… Doğanın katli… Kimsenin umurunda bile değil yani… İsterse nükleer santral yapsınlar... Bize ne?  Biz evimize ekmek getirmenin derdindeyiz…”

***

Vay be… Gerçekten de öyle…

Demek ki durum bu kadar ciddi…

Bunu cumartesi günü anladım…

Yarım saat için, meydandan Denge Gazetesi"ne gelene kadar… Çoğu da kadın, 10"a yakın dilenciyle karşılaştım…

İnsanlar el açmış para istiyor…

Bildik, dilenci tarzı da yok hallerinde…

Normal vatandaş bunlar…

Zaten iki kelam edince…

Konuşunca, insan dilenci olmadıklarını anlıyor…

***

Türkiye değil sadece… Bütün Dünya…

Samsun"da açlıktan ölen Kübra bebeği konuşuyor…

Yukarıdaki belirlemelerle… Bir ülkede bir bebeğin açlıktan öldüğü haberini birleştirince…

İnsan irkiliyor haliyle…

***

Biz… Toplum olarak iyilik yapmayı severiz…

Dün… Namlı"da çalışan bir arkadaşım… Murat, dedi ki…

“Abi sen gazetecisin, bilirsin.  Açlıktan ölen Kübra Bebeğin ailesine yardım etmek isteyenler var.  Kendilerine nasıl ulaşabiliriz…”

***

Elbette, bunlar iyi niyetli sözler…

Ama ister istemez, her birey…

Geleceğini güvence altına alan, sosyal bir devlet gözler…

***

Belki eskiden eciş-bücüş bir devlet mekanizması vardı…

Yıkıldı-yıkılıyor, gitti-gidiyor derken... Sanki yerini daha iyisi mi aldı?..

Yoo! Uyduruk bir sosyal devletti, gitti…

Uyduruk kaydırık da olsa… Düzelme ihtimali vardı belki…

O bir sosyal devletti…

Oysa, onun yerine…

Gele gele…

Yoksulluğun egemen olduğu, bir sadaka devleti geldi…

***

Hangi toplum…  Verilen sadakalarla ayağa kalkmış, kalkınmış?

Bir tane gösterebilir misiniz? Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış?

***

Dünyanın en geri kalmış ülkeleri bile… 

Toplumsal olaylar nedeniyle…

Son günlerde çalkalanıyor…

Türkiye"de ise “tık” yok…

Tam tersine…

***

Önce beğenmedikleri siyasi partinin bilmem nesine…

Yumurta atanlar aforoz ediliyor…

“Böyle yumurtalı tepki olmaz” diye…

Kıyametler kopuyor…

***

Şimdi de bir maçta, bir takımın taraftarı ıslıkla tepkisini gösterdi diye…

Taraftarlar, kamera görüntülerinden tespit edilerek, taraftarlıktan çıkarılıyor…

***

Sürek avı gibi bir şey bu…  Ama böyle olur mu?

***

“Ebesinin örekesine kadar yolu var” diyeceksiniz belki…

Ama ben yine de sorayım size:

Sahi!

Sizce, Türkiye nereye gidiyor?

***

Not:  Elektrik kesintileri son günlerde giderek arttı. Bu, bir sıkıntıdan kaynaklanmıyor. Egemen güçler size, elektriğe ne kadar çok ihtiyacınız olduğunu hatırlatmak istiyor. Enerji işinde büyük oyunlar dönüyor. Akıllı olalım…”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi
SON YAZILAR