Şevki Yıldırım

Şevki Yıldırım

Misina darbesi

Devletin, yıllardır balık avlamak için kullandıkları ağlarını değiştirmesini istediği küçük tekneciler zor durumdaymış. Ağını değiştirmeyene 800 lira ceza kesiliyormuş.

Karadeniz bölgesinde  yıllardan beri tekneleriyle  balıkçılık yapan kişiler zor günler geçiriyorlar. Devletin balık avlamak için kullandıkları misina tabir edilen  ağlarını değiştirmesi için genelge çıkardığı balıkçılar, ekonomik nedenlerden dolayı ağını değiştiremeyince, 800 liraya varan para cezasına çarptırılıyorlar. "Bir ağın maliyeti 15-20 bin lira arasında biz bunu nasıl alalım?" diyen balıkçı eski ağlarıyla avlanmaya devam etmeleri sonucu  sahil güvenlik ekiplerine yakalanarak  ceza ödüyormuş.

Gıda Tarım ve hayvancılık bakanlığı tarafından özellikle küçük balıkçılar tarafından kullanılan misina ağa yasak getirilmesi ekmek parasını bu yolla kazanan  küçük tekne balıkçılarını zor durumda bıraktığını yana yakıla anlatıyor balıçılar. Bakanlık tarafından , Ağustos ayında çıkarılan  genelge sonrası, Bugüne kadar kullandıkları  multimonofilament (çoklu tek kat misina ağlara) yasak getirilmesine rağmen,  Ekonomik durumu iyi olmadığı için devletin istediği "if ağı" alamayan balıkçı mevcut ağlarıyla avlanmaya devam etmeleri de başlarına büyük sorun açıyor. Genelge çıkmasının ardından  kontrollerini arttıran sahil güvenlik ekiplerine bu şekilde avlanan balıkçılara  780 lira ceza kesiyor.

Yaşanan bu durum karşısında çaresiz kaldıklarını belirten balıkçılar bizi arayarak, "Bu işi yapan insanların durumları ortada,  yıllardan beri evlerine ekmek götürmekte zorlanıyorlar.Şimdi devlet ağlarınızı değiştirin diyor. Bir ağın maliyeti 15-20 bin lira arasında bunu  alacak küçük balıkçı  yok. Yani devlet bu işi bırakın demek istiyor.  Bu insanlar aç mı kalsınlar ne yapacaklar. Genelgenin çıkmasının ardından Sahil Güvenlik  kontrollerini arttırdı. Eski ağlar ile avlanırken yakalanan balıkçılara 780 lira para cezası kesiliyor. Karadeniz de balıkçılık yapan en az 10 bin tekne var. Bugüne kadar çok sayıda balıkçı bu cezaya çarptırıldı. Misina ağın yasaklanmasının sebebini bilmiyoruz ama, bu karala  küçük balıkçıların yok edilmek istendiği çok açık belli. Bu büyük tekne balıkçıların oyunu gibi geliyor bize. . Çok sayıda balıkçı kayığını kenara çekti, denize çıkmıyor.  Eski ağlarıyla denize çıkmak zorunda kalan çok sayıda arkadaşımız 800 lirayı bulan ağır para cezaları yedi.. Bu ağlar 3-5 senede eskiyip atılan ağlar değil. Senede 10 gün denize kurulan ağlar." diye anlatıyor derdini.

Nedir bu meselenin aslı astarı, biri çıkıp anlatırsa biz de aydınlatırız balıkçılarımızı..

TALİP

İnsanın Haydaaa diyesi geliyor. Atakum Belediyesi eski Başkanı Adem Bektaş da katılmış Atakum'daki malum kavgaya ve  "Metin Burma'nın belediyecilik konusunda zerre kadar kabiliyeti yok. Bizim dönemimizde yaptığımız eğitim, kültür ve sosyal tesisler gibi icraatlerin isimlerini değiştirip kendisine mal ediyor." demiş. Demiş demesine de. Adem Bektaş, kabiliyet meselesinde sanırız maksadını aşmış gibi geldi bize. Malum, konuşurken bin düşünüp bir konuşacaksın. Eğip bükmeyeceksin, tartacaksın.

Samsun Geliştirme Merkezi'ne (SAGEM)'e konuk olmuş Atakum Belediyesi'nin  eski Başkanı Adem Bektaş. Orada esmiş gürlemiş. "Yerel seçimlerde başkanlığa aday olma niyetim var." demiş. Tabii partisi aday gösterirse tekrar aday olurmuş. 2009 yılında seçimi yüzde 1 oyla kaybetmiş. Samsun, Türkiye gibi sağ seçmen ağırlıklı bir şehirmiş. Sağ partiler oyları böldüğü için biz seçimi kaybetmişler. Falan filan..

Haaa.. Sayın Bektaş bir de, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz'a zamanında Büyük Otel'i belediye binası yapmasını ve Saathane bölgesi ve şuan kullanılan belediye binasını yıkmasını önerdiğini de söylemiş. Veee.. "O zaman reddedilen önerim şuan yapılmaya çalışılıyor. Görünen o." diyesiymiş.

Bugün de Yusuf Bey alıp sazı eline eski başkana cevap verirse şaşırmayın. Çünkü burası Atakum. Kavga burada. Gelecek burada. Meydan çoook erkenden kuruldu.

BAŞKAN AMCAAAA..

Atakum'da ilçe siyasileri arasında erkenden başlayıp iyiden iyiye kızışan kavgada dün, Belediye Başkanı Metin Burma, yapımları devam eden Çakırlar Korusu ve Altınkum Sosyal Tesisleri'ndeki çalışmaları denetlemek üzere Altınkum'a gitmiş. Bu arada yolunun üzerinde bulunan okullara da uğramış. Bu uğrak sırasında teneffüs saatindeki öğrenciler Başkan Burma'nın etrafında sevgi halesi oluşturarak, "Başkan amca fotofgraf çekinelim mi?" şeklindeki masumane isteklerini kırmamış ve onlarla birlikte fotoğraf çektirmiş. Arkadaşımız Sefa Topuz'un bütün yerel basına servis ettiği Fotoğrafta da Atakum'un geleceği tablosu ortaya çıkmış doğrusu! Sizce de öyle değil mi?!

SANATÇI DEDİĞİN

 

Gazetelerde okudunuz sanırım. ABS Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Yücebaş: ''İnsanlar nasıl kütüphaneden ücretsiz emanet kitap alıyorsa bende sanata ve sanatçıya destek olabilmek adına tiyatrocuların ücretsiz köstüm alabilecekleri bir yer yapacağım''diyerek, 15 yıllık tiyatro hayatı boyunca kendisinin ve ekibinin kullandığı yaklaşık 10 bin kostüm biriktirdiğini söyledi. Tiyatro ile uğraşan herkesin faydalanabileceği bur havuz oluşturmak istediğini belirtmiş ve
''Kostümleri bir yerde hem sergileyelim hem de bir tiyatro oyununun yüzde 35 maliyetini oluşturan kostümleri tiyatroculara ücretsiz verelim düşüncesiyle bütün belediyelere müracaat ettim. Ancak hiç bir belediyeden bu yönde olumlu bir cevap gelmedi. Bunun üzerine ben kendi imkanım ile Örnek Sanayi Sitesi'nde 400 metrekare bir yer kiraladım. Tadilatını da tiyatrocu çocuklarımla birlikte yaparak burayı kostümhane haline getireceğiz.''demiş. Sanatçı dediğin işte böyle bir şey..

ALTIN GİBİ

Adam, altın fiyatlarının en alevlendiği dönemde 178 TL'den 30 tane çeyrek altın almış, şimdi ettiği zararı hesaplıyor: "Her bir altından 20 TL desek, çarp 30 ile, 600 TL zarar!" Altından bir kere ağzı yanan adam, bu kez kararlı, "Bir daha ikiye katlanacak deseler de almam. Bu nasıl iş, mehter takımı gibi, iki ileri bir geri" diyor. Tam bu esnada kuyumcu dükkânının kapısında müşteri kovalayan esnaf, adamı doğrularcasına,  2011'de fiyatların en tavan döneminde bir heves altına üşüşüp, satmakta geç kalınca da bugün zarar eden onlarca müşterisini anlatıyor. Malum, altın 2011'de 'altın yılı'nı yaşadı. özellikle Eylül ayında tarihi rekorlara ulaştıktan sonra yılı bitirmeye yakın düşüş başladı. 2012'yi ise durağan karşıladı. Şimdi fiyatların artık daha aşağı inmeyeceği, aksine yeniden yükselişe geçeceği konuşuluyor. Ancak buna rağmen tüketici alım konusunda tedirgin. Yani bu kez 'güvenilir liman'a güvensiz yanaşıyor!

AKLIN MI, YÜREĞİN Mİ?

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…
Can YÜCEL

BU KOÇ, VEHBİ OLANI

Rahmetli Vehbi Koç ile yapılan bir televizyon röportajıydı.
Yıllar önce. "Param var, malım var, şanım var, mevkim var; ama gel gör ki, iki kaşık bulgur, bulgur pilavı yiyemiyorum" demişti üzüntüyle. Domatesli bulgur pilavının yanında turşu ve soğan çok uzun zaman önce yasak edilmişti ünlü işadamına. "Çok şükür bugünleri de gördüm ama..." diye konuşmasını sürdüren ünlü sanayici "dünyanın en kudretli adamı da olsan fark etmiyor..." diye eklemişti. Bir soğan, bir bulgur bazen nelere bedel oluyor.

DEDE ÇIPLAK

Torunu dedesini balkonda belden aşağısı çıplak otururken yakalar:
"-Dede ne yapıyorsun bu ne hal?" diye sorar.
Dededen ses yok..
Oğlan sinirlenir:
"- Dede sana söylüyorum, deli misin, rezil olduk millete"
Dede hiç istifini bozmaz ve:
"-Dün üzerim çıplak oturdum, boynum kaskatı oldu. Bu da anneannenin fikriydi…"

GÜZEL SÖZ

Moraliniz bozuk olduğunda "Neden?" diyen değil,
"Neredesin!" diyecek insanlar olmalı yanınızda.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şevki Yıldırım Arşivi
SON YAZILAR