Şevki Yıldırım

Şevki Yıldırım

Haydi Samsun yerli ototmobil'e

Dün, güne MÜSİAD'ın kahvaltılı basın toplantısı ile başladık. Bahadır Tıbbi Alet Cihaz Sanayi ve Ticaret A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bahadır, "Samsunlular olarak el ele verirsek, sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan'ın gündeme getirdiği yerli otomobilin Samsun'da üretilmesini sağlayabiliriz" diyordu. Bahadır Tıbbi Alet Cihaz Sanayi ve Ticaret A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bahadır, kentlerin yaptıkları üretimlerle ön plana çıktığını, Samsun'da da bu potansiyelin fazlasıyla var olduğunu söyledi. İnegöl'ün mobilyası ile tüm dünyada tanınır hale geldiğini, bu duruma yöre halkının da büyük katkısının bulunduğunu ifade eden Bahadır, "Biz de Samsunlular olarak el ele verirsek, sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan'ın gündeme getirdiği yerli otomobilin Samsun'da üretilmesini sağlayabiliriz. Samsun bu anlamda hem coğrafi, hem ulaşım, hem de sanayi alanında böyle bir altyapıya sahip. Samsunlular olarak bir araya gelip bu konuda siyasiler başta olmak üzere bürokrasi ve işadamları üzerinde baskı oluşturmamız lazım" diye Samsunla ilgili birliktekik eksikliğine vurgu yaptı. Bahadır'ın söyledikleri çok önamsenmeliydi. Kendisinin tıbbı aletler ürettiğini hatırlatan Bahadır, "350 çeşit makas üretiyoruz. Tıbbı cihazlar üretmek araç üretmekten daha zor. Bazı yurtdışı temaslarında bizlere 'siz niye otomobil yapmıyorsunuz' şeklinde sorular yöneltiliyor. Bu durum karşısında cevap veremiyoruz. Artık Türk halkının bu alanda da kendini göstermesi gerekiyor" diye de kararlı olunması gerektiğini anlatmaya çalıştı.

Haa bu arada MÜSİAD Samsun Şubesinin en taze Başkanı Erkan Malkoç'un söyledikleri de çok önemliydi. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası tarafından başlatılan "Samsun'da Var, Samsun İçin Al" Kampanyasının görsellikten öte geçmediğini anlatırken bundan 12 yıl kadar önce kendilerinin gösterişten uzak çabalarını da ince ince dokundurmalarla süslemesi dikkatlerden kaçmadı. ilginin yetersizliğinden şikayet eden Malkoç, "Bu kampanya çok şaşalı başlatıldı. Ancak bazı belediyeler ve kamu kuruluşları bu kampanyaya yeterli ilgiyi göstermediler. Alışverişlerini başka yerlerden yaptılar" diyerek de hoşnutsuzluğunu dile getirdi.
 

S...E HANIM!

Olay yeri: İlkadım İlçesi Nüfus Müdürlüğü
Olay: Nüfus Cüzdanı Değiştirme serüveni
Tarih: 27. Ocak 2012

 

Dün malum doğum günüm demiştim. Bu vesileyle, oldukça yıpranan nüfus cüzdenımı da bu tarihte değiştireyim diye bağlı olduğum ilçe nüfus müdürlüğüne gittim. sıra 54 numaralı fişimi aldım 3 dakika sonra sıram geldi. Bankonun arkasında duran hanımefendi nüfus cüzdanım ile 2 fotoğrafımı aldı ve "Hangi kurum bu cüzdanı kabul etmedi?" diye sordu. Öyle bir şey olmadığını söyledim. "Ben değiştiremem. Muhtardan kağıt getirmeniz gerekir" dedi. Yaklaşık 2 hafta önce kızımın nüfus cüzdanını da yine beb değiştirmiştim. Kendi nüfus cüzdanımı da vermiş işi halletmiştim. Bunu söyledim. "Olmaz" dedi. ehliyetim olup olmadığını sordu. Başka kimliklerimi gösterdim kabul etmedi. Ben de el mecbur ikamet ettiğim Adalet Mahallesi Muhtarı Kadir Durgut'un yolunu tuttum. Nüfus Müdürlüğü'ndeki S.. hanımın istediği muhtarlık belgesini aldım ve tekrar gittiğim Nüfus Müdürlüğü'nde 109 nolu sıra numaramla büyük bir raslantı aynı hanımefendinin karşısına dikildim. Bir tane fotoğraf vermiştim. "Bir fotoğraf daha" dedi. Hanımefendi bir fotoğrafı muhtara verdim 1 tanesi de size yetermiş dedim yanındaki arkadaşlarından teyit aldı. O ara "sabah da muhtara böyle bir sebeple gönderdiniz" dedim. Bana "Bu cüzdanı noterde mi kabul etmediler?" sorusunu yöneltti. "Hayır" dedim. "Cüzdan değiştirmek için illa bir yerde geçmemesi mi gerekiyor?" diye sordum ya, pandomim işte burada koptu. "Size birkaç soru soracağım" dedi S. hanımefendi. İşte bakın neler sordu: "Eşinin annesinin ve babasının adını söyle" Sinirlendim ama söyledim. Bu kez "kaç kardeşsiniz?" dedi, söyledim. "Kardeşlerinin adları" dedi. Sinirlerimin  katsayısı iyice artmıştı. "Söylemesem cüzdanımı vermeyecek misiniz?" dedim. La havle çekip kardeşlerimi de saydım. Tam ahret soruları bitti sanmıştım kii, "Babanın babası ve annesinin adları ne?" deyince "Bilmiyorum hanımefendi ne yapacaksan yap" sözleri çıktı ağzımdan. Ortam gerildi. Şef olduğunu söyleyen bir bey gelip "söyleyeceksin tabi beyefendi.." diyerek sözde ağırlığını(!) koymuş oldu. "Sen bana sor ben söyleyeyim" diyerek de devlet memurluğunun kudsiyetini hissetirme edasındaydı. Bunlar benim güvenliğim içinmiş! Dedim ki, "Ben daha 15 gün önce değiştirdiğim çocuğumun nüfus cüzdanını alırken bu güvenlik kimsenin aklına niye gelmedi, onu merak ediyorum" Sorum elbette yanıtsız kaldı. Bankonun arkasında ayakta dikilmekte olan genç bir bey, adının S.. olduğunu söyleyen sorgu yargıcı memura "Uzatma lütfen, işlemi yap da bitsin" dedi de hanımefendi, "Şuaraya imzanı at. Telefonunu da yaz" dedi. O bana dedesinin nenesinin adlarını sorsam söyleyecek şefimiz de imzaldı evrakı da cüzdanımı değiştirebildim. Allah böyle devlet memurlarını başımızdan eksik etmesin! İnsan odaklı hizmet buymuş (!) onu da öğrenmiş oldum, bu yaşımda. Demem o ki, siz eğer nüfus cüzdanınızı değiştirmek isterseniz önce muhtarınıza gidin. Yanınızda bol bol fotoğraf bulundurun. Ve her şeyden önemlisi; Varsa eşinizin annesinin babasını adlarını, dedenizin, nenenizin adlarını teklemeden ezberleyin. Ortadaki bankoda oturan S. hanım sorularını ardı arkasına sıralıyor çünkü. Hani ahret sorusu dedikleri türden!
Ben bu arada doğum günüm nedeniyle telefonla arayan, cepten, e-postalardan  mesajla kutlayan tüm arkadaşlarıma, dostlarıma, sevenlerim ve dahi asla sevmeyenlere teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

ASILSIZ İHBAR YAPMAYIN!

Samsun'da 112 Acil Servis tarafından il genelinde uygulamaya konulan tanıtım reklamlarından sonra asılsız ihbarlar daha da artırmış. Samsun 112 Komuta Kontrol Merkezi Başhekimi Dr. Barış Çankaya, "Samsun'da uyguladığımız 112 Acil Servis tanıtımları reklamlarından sonra asılsız ihbarlar 8 bin çağrıdan 12 bin çağrıya ulaştı" diyor.

Tanıtım amaçlı reklam afişleri sonrasında gelen ihbarların sayısında ciddi artış yaşandığını söyleyen Dr. Barış Çankaya, her bir çağrıyı titizlikle değerlendirme çabası içinde olan ekiplerin, yapılan bir çok asılsız ihbar karşısında zor anlar yaşadıklarını söylüyor. İnsan yaşamını kurtarma konusunda gelen ihbarların anında değerlendirilmesi noktasında canla başla mücadele ettiklerini ifade ediyor Çankaya ve şunları söylüyor "İnsanlar gerekli gereksiz her konuda 112 Acil Servisi'ni arıyorlar. Öyle ilginç şeyler soranlar var ki pes artık dedirtiyor. Gelen ihbarların değerlendirmesinde ekiplerimiz en uzak noktaya 6 ile 10 dakika arasında gidiyor. Olay yerine gidildiğinde ise ihbarların çoğu asılsız çıkıyor. Herkesin acili kendine göre acildir.  Günlük çağrı sayımız 12 bine yaklaştı. Bunlardan ancak ortalama 400 yada 450'si gerçek acil vakadır. Vatandaşlarımıza sesleniyoruz. Asılsız ve gereksiz ihbarlarda bulunmayın."
Yapmayın ne olur. Bir gün size de gerekebilecek 112'yi böyle meşgul ederseniz, çok sevdiklerinizden birini kaybetmiş de olabilirsiniz.

YANGIN VAAAARRR!!

Dr. Cem Şahan'dan bir açıklama geldi: "Bir  ay  içinde  2  hastane  yangını  haberi  kent  gündeminde  yer  aldı.  Sıradan  haberler  olarak  geçildi.
SHEÇK  yangını  hala  hafızalarımızda  iken,  kamu  binalarında  çıkan  yangınlar  hakkında kamu,  kamu yönetimsel  bir  cevap  beklemektedir." diyerek. Ben açıklamanın tamamını sütunlarımda veremiyorum ama bazı önemli noktaları da buraya koymayı görev biliyorum. Mesela Sayın Şahan, "Geçen   yıllarda Samsun'da  kamu  hastanelerinin  afet  ve  yangın  planları  olmadığını  belgelerle  kamuoyu  ile  paylaşmış, bu  konuda Samsun'da  tüm  kamu yönetimini  görevlerini  yapmaya  çağırmıştık."diyor. 9 madde de sıralıyor. Dikkat edin.
1- Kamu  hastaneleri  başta  olmak  üzere  kamu  binalarında “Yangın Algılama Sistemi” bulunmakta mıdır? Varsa  olay  anında  çalışmış mıdır?
2- Mevcut Elektrik tesisatının dizaynında kullanılan kablolar, halojenden arındırılmış mıdır?
3-Bloklar arasında yangın ve dumanın yayılımını engelleyecek “Yangın Kompartımanları ve Önleyiciler” yapılmamıştır.
4-Mimari, Statik, Elektrik, Yangın ve Mekanik Tesisat Projeleri, ilgili Meslek Odalarının mesleki denetimden geçirilmiş midir?
5-Katlar arasında, alev ve dumanı engelleyecek veya geciktirecek “Yangın Şiltesi, Yangın Şapı” bulunmakta mıdır?
6-Samsun  Valiliği'ne  bağlı  İl  Yangın  Denetim  Kurulu  var mıdır?  Bu  kurul  en  son  ne  zaman  toplanmıştır* Kimlerden oluşmuştur?  Hangi  denetimlerini  yapmıştır?
7- Bu  kamu  hastanelerinde  ve  kamu  kurumlarında en  son  ne  zaman  yangın  tatbikatı  yapılmıştır?
8- 2009 Mayıs'ında Samsun'da kamu yangın söndürme araçlarının her an kullanıma hazır olmadığını, bu konuda ve araçların yerleri konusunda bile sorumlu personelin bilgisi olmadığı 7 kamu hastanesi gözlemlerimiz sonucu saptamıştık.  Bu  konuda  çalışmalar ve gelişmeler  hangi  boyuttadır?
9- Samsun'da  kaç  kamu  görevlisi  yangın   güvenliği  eğitimi  almıştır?

FARKINA VARAMAMIŞ

Temel bir yankesici tarafından soyulur, karakola şikayete gider.
Polis sorar: "-Ula uşağım..nasil farkina varmazsın pantolonunun cebine giren elin"
Temel cevap verir: "-Fark etmesine ettum da. Fakat kendi elim miydi, değil miydi, işte oni fark edemedum."

GÜZEL SÖZ

Rüzgar ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur..Eğer aşk küçükse söndürür, büyükse daha da kuvvetlendirir.
(Mevlana)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şevki Yıldırım Arşivi
SON YAZILAR