• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 23 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

DEVLET ELİYLE VURGUN DÜZENİ

Aydın TOMAKİN

DEVLET ELİYLE VURGUN DÜZENİ

 Sevgili okuyucular,

Şu Pazar günü sizlere siyasetten, hayat pahalılığından, pkknın yediği herzeleden ve hayatın girdaplarından bahsederek canınızı sıkmak istemiyorum.

Tebessüm mü edersiniz, ders mi çıkarırsınız orası size kalmış.

Biraz komedi, biraz dram ve birazda vurgunla karışık bir yazı yazmak istiyorum

 

Efendim benim bir hastam var.

Hastamız beldin aşağı felçli,

Eşi çok sevdiğim, değerli ve eski bir arkadaşım aynı zamanda.

Hastamız ilk geldiği zaman Araştırma Hastanesinde ameliyat oldu ve akabinde FTR görmek üzere İstanbul Şirinevler FTR Hastanesine gönderildi.

Burada hastalar 3 Aydan fazla yatırılmıyormuş.

Üç ay sonra tekrar Samsun'a geldi. Romatem Hastanesine yatırıldı.

Hastamız bu arada fazla yatmaktan bası yarası oluyor ve akabinde enfeksiyon kapıyor.

Kan değerleri düşüyor, FTR işlemlerine ara veriliyor

Bu yaranın ameliyat olması lazım deniliyor.

Sağ olsun Gazi Devlet Hastanesi doktorlarından sayın İbrahim Orak hastamızla ilgileniyor ve hastanın Gazi Hastanesine alınmasını istiyor ve onun yardımları ile hastamız Gazi Devlet Hastanesine yatırılıyor.

Ancak bu arada hastamız ne yese geri istiğfar ediyor. Mide suyu bile kabul etmiyor.

Hafta sonu olduğu için hastamızı Tıp Fakültesi hocalarından Prof Ahmet Bektaş beyin özel yazıhanesine götürülüyor. Ahmet bey gerekli muayeneyi yaptıktan sonra diyor ki hastamız Tıp Fakültesinde bizim gözetimimizde Gastroentoloji bölümünde yatması gerekiyor deniliyor.

Hastamız verilen adrese sevk ediliyor. Ancak burada plastik Cerrahinin yarayı gelip pansuman etmesi ve gerekiyorsa ameliyat etmesi icap ediyor.

Fakat tam 5 gün geçmesine rağmen Plastik Cerrahiden kimse hastamızla ilgilenmiyor.

Meğer kendi servislerinde olmayan hastalarla ilgilenmiyorlarmış. Bunu da sonradan öğrendik.

Fakülte içinden hatırlı kişileri devreye sokuyoruz ve nihayet lütfedip geliyorlar ve  ameliyat günü veriyorlar.

Ameliyat günü Cuma'ya rastlıyor.

Cuma günü akşam oluyor ameliyat yapılmıyor.

Efendim çok yoğunluktan dolayı ameliyatı yapamadık diyorlar.

Tamam, onu anladık.

Pazartesi yaparlar bunda da bir hayır vardır diyoruz.

Pazartesi oluyor, biz bekliyoruz ameliyat saati verecekler diye.

Bir bakıyoruz ki bizim hastamız programda hiç yok.

Yine hatırlı kişilerle görüşülüyor, doktorlarla ve ilgili kişilerle görüşülüyor sonuç yok.

İlk fırsatta hastayı ameliyata alacağız deniliyor. Ancak; o ilk fırsat ne zaman gelecek belli değil.

Sonuçta yine Gazi Hastanesi ile görüşülüyor ve hastamız tekrar Gazi Hastanesine getiriliyor.

Plastik Cerrahi Uzman Doktoru sayın İbrahim Orak Bey yine hastamızdan yardım ve ilgilerini eksik etmiyor.

(Buradan Sn. Plastik Cerrahı Uzman Dr. İbrahim Orak beye şükranlarımı iletiyorum.

Onu tanımaktan çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. )

Ancak onunda yapacağı çok fazla bir şeyi yok.

Çünkü İbrahim beyin ameliyat yapabilmesi için daha önce, kan değerlerinin düzelmesi, tahlillerde enzimlerin yüksek çıkması ve daha birçok işlemin bitirilmesi gerekiyordu.

Ameliyat günü veriliyor ve beklemeye başlıyoruz.

Ameliyat günü tekrar tahliller yapılıyor ve enzimlerin ve şekerin yükseldiği gözüküyor ve ameliyat başka bir zamana bırakılıyor.

Burada bir hakkı da teslim etmemiz gerekiyor.

Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Yılmaz Dündar beyin hastamıza gösterdiği özel ihtimam ve ilgiyi dile getirmeden geçemeyiz.

Kendilerine teşekkürü bir borç biliyor ve teşekkür ediyoruz. 

==================================================================================

Tam bu arada hastamızın eşi telefonla aranıyor.

Telefondaki ses diyor ki biz emniyetten arıyoruz sizin TC niz elimizde, aynı zamanda sizin çocuklarınızda risk altında acele tüm banka hesaplarınızı vereceğimiz hesaba yatırın deniliyor.

Arkadaşımız da cevaben; peki size nasıl güvenebilirim ki? Diyor.

Karşıdaki ses diyor ki; istersen Ordu'nun filanca ilçesindeki büronuzu arayın sorun şu anda arkadaşlarımız orada işlem yapıyorlar diyor.

Gerçekten de arkadaşımız bürosunu arıyor ve bürodaki kız evet buradalar diyor.

Arkadaşımız bu söz üzerine güveniyor ve telaşlanıyor. Apar topar denilen hesaba 1.500TL yatırıyor.

Bu arada başka bir hesabında olan yüklü miktardaki parayı da hesabından çektiriyor ama anılan hesaba yatırmıyor.

En azından o parayı kurtarıyor.

Dolandırıcılar öyle bir tuzak kurmuşlar ki; büroyu daha önceden arıyorlar.

Bürodaki kız çocuğuna diyorlar ki; biz şimdi emniyetten büroya geliyoruz, eğer seni ararlarsa bizi sorarlarsa evet buradalar dersin diyor. Tezgâh güzel kuruluyor.

Bizim arkadaşta tuzağın ortasına düşüyor.

Arkadaşımız aslında kültürlü, deneyimli ve uyanık bir kişidir.

Ancak ben bu olayı basiret bağlanması olarak görüyorum.

Arkadaşımız böyle bir tuzağa düşmesi mümkün değildir.

Ancak eşinin bu trajikomik durumu ve kafasının bir hayli karışık olması nedeniyle bu tuzağın kurbanı olduğunu düşünüyorum.

Arkadaşımız tuzağı ilk anda anlıyor ama bürodaki kızın evet buradalar demesi onu ikna ediyor.

Bu olay üzerine arkadaşımız İlyasköy polis merkezine gidiyor, ama derdini bir türlü anlatamıyor.

Oradaki polis memuru arkadaşlar biz bakmıyoruz, Fuar içi Polis Merkezine gideceksin diyorlar.

Birlikte Fuar içi Polis Merkezine gidiyoruz.

İkinci komedi de burada başlıyor.

Polis Merkezinin kapısı bariyerle kapalı, hani fiş alma makineside yok. Giremiyoruz. Yan taraftaki otoparktaki görevlilere soruyoruz. Polis Merkezine nasıl girebiliriz diyoruz.

Onlarda; oraya normal kapıdan giremezsiniz daha ilerideki kapıdan dolaşarak gireceksiniz deniliyor.

Anılan kapıya geliyoruz. Kapıdaki görevliye diyoruz ki; arkadaş bir Polis Merkezine gideceğiz diyoruz.

Ancak görevli 4. TL'lik bilet almadan geçmeniz mümkün değildir diyor.

Ve mecburen 4 TL'lik bilet alıyoruz ve Polis Merkezine ulaşıyoruz.

Merkezde görevli memurlara yaşadığımız olayı anlatıyoruz.

Yaşadığımız bu bilet kumpasını anlatıyoruz.

Memur arkadaşlar da diyorlar ki; arabayı girişte park edecektiniz.

Gelip görevli arkadaştan müsaade isteyecektiniz ve bariyer kaldırılacaktı diyor.

Biz ilk defa gelmişiz, böyle bir uygulamayı nereden bilecektik ki?

Ve asıl dolandırıcılık olayını anlatıyoruz.

Bekleyin sizlerden önce 4-5 işlem daha var deniliyor.

İşimizin aciliyetini, hastamızın yalnız olduğunu, felçli olduğunu, vatandaşlık görevimizi yapmak istediğimizi dile getiriyoruz ama ne mümkün.

Ancak Polis Merkezi'nin gerçekten beyefendi bir kişiliği olan Fatih adında bir komiseri var. Onun bile iyi niyeti yeterli olmadı. Ve mağdur arkadaşımla daha fazla bekleyemeden ve şikâyetimizi veremeden ayrılmak zorunda kalıyoruz.

Karakolların isimlerini değiştirmekle, Polis Merkezi koymakla kafaların değişmediğini yaşayarak gördük.

Buradan başta sayın Valimize ve Emniyet Müdürümüze suç duyurusunda bulunuyorum.

Orada bir oyun var. Bu oyunu çözmelerini halkımız adına istirham ediyorum.

Kim bilir bizim gibi belki kaç kişiden Polis Merkezine gitmek için bilet kestiler.

Bu işler organize işler.

Arkadaşımız bir günde iki vurgunu birden yiyor.

Arkadaşıma Allah sabır versin.

Allah yardımcısı olsun.

 NE MUTLU TÜRKÜM VE MÜSLÜMANIM DİYENE VE DİYEBİLENE.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim