Miraç Öztürk

Miraç Öztürk

Sordum soruyu…

"Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa

Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez

Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı

Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye

Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür

Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak

Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük..."

 

Ahmet Telli

 

Ahmet Telli bir şair...

 

Sevda ve "dava" şairi hem de...

 

Su Çürüdü'nün, Çocuksun Sen'in sahibi, "Tükürse cinayet sayılan", "Dudaklarını kanatırcasına ısıran" şair.

 

Nerden çıktı bu şiir diyeceksiniz? Son günlerde yakından takip ediyorum bazı kurum, kuruluş ve kişileri. Ne konuşuyorlar, ne anlatıyorlar diye bakıyorum.

 

Samsun'un revaçta olan konusu OMV'nin Terme'ye yapacağı santral. İki toplantısına ben de katılmıştım, diğer basın emekçisi arkadaşlarımla.

 

Sorular sormuştuk, santral ile ilgili ama ne yazık ki tatmin edici hiçbir cevap alamamıştık. Tabi yemeğin de cazibesi vardı. Balıklar, rakılar... Hiçbir şeyden imtina etmemişti şirket.

 

En son kalkarken bir espri de yapmıştık, "Siz santrali kurmadan önce bize son son Karadeniz'in eşsiz balıklarını yediriyorsunuz galiba" diye.

 

Neyse teferruata gerek yok.

 

Santralciler kimle görüşse karşısındakinden aynı soru geliyor. Sanki birileri yazıp ellerine tutuşturmuş gibi… Aynı tornadan çıkmış gibi…

 

Dünkü haberlere baktım. Santralciler AK Parti Samsun İl Başkanı Adem Güney'i ziyaret etmiş. Güney de hemen soruvermiş, "Santral çevreye zarar verecek mi?" diye.

 

Avusturyalı enerji şirketi OMV Gas and Power Yönetim Kurulu Başkanı Martın Thoma da hemencecik cevaplamış,"Hayır efendim, bizim santrallerimiz çevreci" diye...

 

Tabi adamın, "Evet efendim zararlı. Ya sizin gibi ahmak adamlar görmedim hayatımda, mis gibi sebze-meyve yetiştirmek varken şu güzelim ovalarda, balıkçılık yapmak varken, buraları tarım cenneti yapmak varken uğraştığınız işlere bak, bırakın santrali mantrali" diyecek hali yok.

 

Dese Milli Kahraman ilan edilir anında... Hatta AK Parti'den 1. sıra milletvekili adayı olur. İyi vaaz veriyor, tıpkı Tekkeköy'e kurulacak olan santrale 17 bin işçi alacağız diyenler gibi...

 

Tabi bu diyalog sadece Güney için de geçerli değil. Santralciler kimle konuşsa kimin yanına gitse soru aynı: "Çevreye zararlı mı?"

 

Tabi onlar da alışmış...

 

"Değil efendim hatta çevreye yararı var, çiçekleriniz renk renk açacak, yağmurlarınız daha bir temiz yağacak, gökkuşağı 8 renk olacak, hayat daha bir güzel, insanlar el ele tutuşacak, hayat bayram olacak, hatta ve hatta santralin kuruluş tarihi her yıl kurtuluş olarak kutlanacak..." diyorlar.

 

Anlayış bu... Mantık bu... Varın gerisini siz düşünün.

 

Biz dönelim başa. Ne demiş şair, "Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa" diye.

 

Siz soruyu yanlış sorarsanız alacağınız cevaplar da bir o kadar yanlış olur.

 

Gazeteciliğin kuralıdır, herkes bilir... 5 N 1 K'yı. O 'N'ler içerisinden seçip seçip sormak lazım. İşi 'Kim'in yaptığını zaten biliyoruz.

 

Siz eğer basının önünde 2 poz verip, vatandaşa göstermelik, "Bakın biz santralcilere neler soruyoruz, ilgilenmiyor değiliz ha!" mantığıyla bakarsanız olaya, sonucu değiştiremez, duvarları da yıkamazsınız.

 

Önemli olan doğru soruları doğru sorabilmek ve buna cesaret etmektir.

 

En basit tabiri ile, Terme'ye neden bir pirinç fabrikası, salça fabrikası, konserve fabrikası değil de santral kurulduğunu sormak ve adam akıllı cevabını da almak lazım?

 

Elbette ki soru çok....

 

Radon gazı meselesi, santralden geri Karadeniz'e boşaltılacak olan sıcak suyun derecesi, deniz canlılığının yok olacak olması, çalışacak işçi sayısı, neden yerli firmaların değil de uluslararası firmaların bu yatırımı yapması, Kozluk Belediyesi'nin ilk etaptaki karşı duruşu ile sonrasındaki tavrı falan feşmekan...

 

Soru çok dediğim gibi, merak edilenler de fazlasıyla… Samsun"u bir yanda bir sağlık kenti diye anlatıp ardından enerji havzası diye anlatanlar bakalım neler yumurtlayacaklar bu süreçte…

 

Merakla bekliyoruz…

 

Tabi duvarın yıkılmasını da…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Miraç Öztürk Arşivi
SON YAZILAR