Yoksa öncekiler münafık mıydlar?

Siyasi iktidarlar başları ne zaman sıkışsa,sorunlarla başetmede dara düşseler toplumu oyalayacak bir “polemik konusu” bulurlar.

Bu konuda başta Sn.R:T.Erdoğan ve AKP'in yetkili isimleri 9 yıldır aynı mizanseni uyguluyorlar. Toplumun sinirini zıplatacak konuları arayıp bulmada hayli mahirler.Tabi gerek sayısal yetersizlik, gerekse,iç çekişmelerle boğuşan Muhalefet, suni tartışma ve çatışma ortamına çekilmektedir. Muhalefeti salt İktidarın hata ve eksikleri üzerinden yürütmeleri,eylem değil söyleme dayalı siyaset iktidarın işini kolaylaştırmaktadır.

“Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi “, Okullarda söylenegelen “Andımız” ve en son “Dindar Gençlik yetiştireceğiz”hatırımızda kalan birkaç polemik konusudur.Bu tartışmalardan kazanançlı çıkan taraf yine iktidardır. ”Hükümetimizin gündeminde böyle bir konu yoktur.”denildi mi akan sular duruyor.Sular durulunca Bir başka polemiğe baş vuruluyor.Sn.Başbakan'ın Partisinin Gençlik kolları kongresinde söylediği ”Dindar gençlik yetiştirme “düşüncesi/hedefi işte böylesi niyet taşımaktadır.

CHP tuzağa çekiliyor.Yine çarşafa dolanıyor.”Tinerci gençlik!” saptırması geri tepiyor.karşılığında , “dinsiz gençlik mi yetiştirmeliyiz” AKP tabanında karşılığını buluyor.İstimi üstünde“MİT yasası” oylamasında vekillerinin “bar ve içkili yerlere gitmemeleri”gerektiği uyarısı samimiyet testinden geçiyor.

Ben bu yazımda “Dindar gençlik” konusunu siyaseten değil, genel ahlak ,idealizm üzerinden irdelemek istiyorum.

Lise Edebiyat derslerinde Tevfik Fikret'in “Haluk” Mehmet Akif'in “Asım”adını verdiği idolleri öğrenmiştik.Sonradan Hırıstiyanlığı seçip “Papaz”olan oğlunun adından esinlenen Tevfik Fikret'in umut bağladığı gençlik ,pek itibar görmemiş;çünkü kökeninde Yunan mit kahramanı esin kaynağıdır.Yerli ve milli motif içermez..Asım farklıdır.Daha millidir. Asım'ın nesliyle Batı'nın bilim ve teknolojisi alınacak;Kur'an ”Asrın idraki”ne söylenecek!.. Cumhuriyeti kuran nesil ,Asım ve Haluk neslinin bir sentezidir...Millet fikri yeni devletin temelidir.Toplumu oluşturanların etnik aidiyeti ,inanç farklılığı,sınıf,dil/cinsiyet farklılıkları “milletleşme süreci”nde belirleyici değildir.Aslolan millettir.Milletin değerleridir.Bu bağlamda “Milliyetçilik” Cumhuriyetin en temel değerini oluşturur..Daha sonra Gençlik ; Onuncu Yıl'dan sonra“Kemalist “çizgide konumlandırılmıştır, 1950'den sonra Demokrasiye geçiş sürecinde siyasi Partiler gençliği “arka bahçe, ocak, kulüp, dernek” gibi sivil çatılar altında örgütlü yapıya kavuşturmuştur..Haliyle ayrımcılık/ kamplaşma, cepheleşme başlamıştır. İki kutuplu dünyanın ideolojik açmazı gençliği etkilemiştir.Etkisi altına almıştır.Ekonomik ve felsefi değerler “Müesses nizam” içersinde din olgusunu,Milletin varlık sebebinden saymamıştır.Siyaset kendini ekonomik ve ideolojik olarak tanımlamıştır..

Türkiye'de din eksenli siyaset ,1980'den itibaren “Yeşil Kuşak”projesiyle ortaya çıkmıştır.Ayrıca ,Din eğitimi veren kurumların açılması, yaygınlaşması tesadüf sayılmaz!Dinin toplum/birey tarafından genel kabul görmesi , çarpık kentleşmenin ağır sorunları,kültürel yozlaşma,dışa karşı güvenlik iç güdüsü,tehdit algılarının değişimi,gurbetçilerimizin milli refleksleri geliştirmede,din duygusunun önemini ortaya çıkarmıştır.Cemaatleşme ve yeni dini yapıların/vakıfların ortaya çıkması da aynı döneme rastlar.Amaç gençliği /kendini kurtarmaktır.

Dini cemaatlerin gençlige yönelmeleri bu yüzdendir.Onların da gençlik idolleri vardır.Mesela; Fethullah Gülen cemaatinin “Altın nesil”adını verdiği kurtarıcı gençlik,böyledir.”Her biri ışık evlerinde yetişen.Ve hareketin hedefleri doğrultusunda savaşan, bu gönüllüler,ışık suvarileri,Kur'an nesli,Hakk aşığı,fecr suvarileri...”olarak tanımlanır. Tepeden tırneğa müslüman Türk kimliklidir . . Devletin resmi kurumları dışında yetiştirilen/yetişen bir gençlik.

Geçmişte yaşanan trajik olaylar,toplumsal travmalar dindarlığın benimsenmesindeetkili olmuştur.Ancak,her iyi niyetin ve hedefin sapması/sahtesi olabileceği gibi, istismara müsait zemin oluşturması da kaçınılmazdır.Dindarlık kisvesi altında kimin ne haltlar yediği sır değil. Hatta,sadece kötülükleri“kan bozukluğu”na,dinsizliğe bağlayan sığ düşünceli aymazlar,eğitim mi/öğretim mi ayrımını düşünmeden sorunu nerede/nasıl,/kim tarafından çözüleceği sorusuna cevap aranmadan siyasetçilerin “dindar nesil yetiştirme” iddiası ; içi boş,popülist söylemden öte bir değeri yoktur.

Müslüman Cumhurbaşkanı seçildi,-ki öncekilere haksızlık yapılmış oluyor,-Müslüman Başbakan, Meclisbaşkanımız var.Üstelik Meclisin çoğunluğu o iddiaların tarafı olduğu halde, memlekette ahlaksızlığın önü alınmadığı görülmektedir.İnsanın sadece din/ iman eksikliği ile illiyet bağını izaha yetmiyor.Yıllardır “laikliği dinsizlik” olarak nitelendirenler,bugün “dindar gençlik” yetiştireceğiz iddiasıyla ortaya çıkarken,samimiyeti sorgulanmalıdır..Dün Kaddafi'nin “Yeşil kitap” ını baştacı edenler,bugün Arap dünyasına “laiklik dersi” vermeye kalkmaları ne yaman çelişkidir.Gündemi saptırmak,oy tabanına “bak biz böyle düşünüyoruz ama, istemiyor...”mesajını vermek adına söylenmiş bir kuru söz olarak algılanmalıdır.Yok.Samimi iseler dönüp sormak hakkımızdır.9 yıldır -haşa-dinsiz gençlik! mi yetiştirdiniz!?Ya da sizden öncekiler, “rahle-i tedrisi”nden geçtikleriniz/ geçtiğimiz nesli “ Münafık mı “sayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Anayol Arşivi
SON YAZILAR