Üzüm hikayesi

Mesnevi'de “Birbirlerinin dediğini anlamayan dört kişinin üzüm için kavgaya tutuşmaları” başlığıyla bir hikâye (M. II/3681-3742) aktarılır. Bu hikâyede farklı milletten dört kişiye bir dirhem verilir. Her biri paranın kendine ait olduğunu iddia eder ve bu parayla Fars “engür”, Arap “inep”, Türk “üzüm”, Rum “istafil” satın almak ister. Birbirlerinin dilini bilmedikleri için kavgaya başlarlar. Oysa hepsi “üzüm” istemektedir ancak bilgisiz ve hoşgörüsüz oldukları için inatçı keçiler gibi uzlaşamazlar. Hiçbiri isteğine kavuşamaz. Mevlana'nın “üzüm” üzerine kurguladığı bu anlatıda; cahil-bilge, ahmak-akıllı, savaş-barış, madde-mana, kesret-vahdet zıtlığı ele alınmıştır. İnsanlar arasında birlik ruhunun Hz. Süleyman gibi manevi dilleri bilen, hikmet sahibi gönül erleri tarafından kurulacağı düşüncesi vurgulanmıştır.

   Mevlana, “Ruh, ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapçayla, Türkçeyle ne işi var?” (M. II/56) sorusuyla, hikmete ulaşmanın din, dil, millet, ırk ayrımı ile ilişkisi bulunmadığını; tek yaratıcı gücün var ettiği bütün insanların ortak amaç uğruna çaba sarf etmeleri ve barışı benimsemeleri gerektiğini vurgular. Bu hikâye, Mevlana'nın devlet ve toplum felsefesiyle yakından ilgilidir ve onun kültür milliyetçiliğinin bir ifadesidir.

   Bu hikâyede farklı milletlerden insanların anlaşmazlığa düşmeleri anlatılmıştır. Onların anlaşmazlığını bir tercüman çözecektir. Onlar aynı nesneyi isteseler de farklı dillerle ifade ettikleri için anlaşamıyorlar. Onlar bir yerde özürlü kabul edilebilirler. Ancak bugün aynı milletten oldukları hâlde, aynı dili konuştukları hâlde anlaşamayanlar vardır. Bu insanların da gönülleri arasında aşılmaz dağlar, geçilmez engeller vardır. Farklı dili konuşanların sorununu bir tercümanla çözebilirsiniz. Peki, aynı dili konuşup aynı kültürü paylaşanların sorununu nasıl çözeceksiniz? Onların da galiba gönülleri arasında inşa edilen setleri yıkmak gerekmektedir. Onların da birer gönül tercümanına ihtiyaçları vardır.

   Aynı nesneyi arzuladıkları, aynı yeri işaret ettikleri hâlde anlaşamayanların olduğu yerde farklı düşüncelere sahip olanların ve farklı şeyler isteyenlerin durumu ne olacak acaba? Ortak noktalarda insanları buluşturmaksa amacımız, çok çalışmamız gerekecek. Çoooook. Ne dersiniz?  (Dr. R. Bahar AKARPINAR)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsa Abanoz Arşivi
SON YAZILAR