Milli Takım Destan Yazıyor

   2008 yazına 13."sü yapılan Avrupa Futbol Şampiyonası damga vuruyor. Turnuvada 16 takım mücadele ediyor. Bu takımlar arasına girmeyi başaramayan pek çok ülke var. Futbolun beşiği sayılan İngiltere bunların başında geliyor. Ve Belçika yok. Ve diğerleri…

   Ama bir takım var. Destan yazıyor. Pes etmiyor. Yenilgiyi kabul etmiyor. Boyun eğmiyor. Yılmıyor. Korkmuyor. Bırakmıyor. Korkutuyor. İlerledikçe Türkiye, rakipler daha da çok korkuyor. Almanya"yı grup maçlarında ezen Hırvatistan, karşımızda bocalıyor. Sendeliyor. Saldıramıyor, organize atak yapamıyor. 1996"da olduğu gibi bugün de son dakika golü atıyorlar. Ama tarih tekerrür etmiyor. Semih Şentürk hayır diyor. Bu maç penaltılara gidecek. Penaltılar atılıyor. Türkiye üç penaltıda işi bitiriyor. Ve yarı finale çıkıyoruz. Tarihimizdeki en büyük başarımıza ulaşıyoruz.

   Bu başarımızda; 2002"deki üçüncülüğümüzün, Galatasaray"ın UEFA ve Süper Kupa Şampiyonluğunun ve Fenerbahçe"nin bu yıl Şampiyonlar Ligi"nde Çeyrek Finale çıkmasının mutlaka katkısı olmuştur. Başarı bir anda gelmiyor. Eski başarılarımıza bakarak yüreklenmeliyiz. Başarısızlıklarımızdan dersler çıkarmalıyız. Çıkardık da.

   Atalarımız Viyana kapılarına kadar ulaşmışlardı. Osmanlı kültür ve ahlakını oralara dek ulaştırmışlardı. Bugün onların torunları da Viyana"ya gittiler. Oradan zaferle döndüler. Atalarımız gibi. (Final Viyana"da olacağı için bir daha Viyana"ye gideceğiz.) Köklerini geçmişinden besleyen ve gücünü mazisinden alan bir milletin 23 evladı bugün büyük bir başarı kazandı. Bu başarı burada da kalmayacaktır. 2004"te Yunanistan"ın şampiyon olduğu gibi şampiyon olacağız. Yunanistan"dan daha güzel şampiyon olacağız. Yarı finale çıktık. İlk dört garanti. Finale çıkacağız ve finaldeki rakibimizi de mağlup ederek şampiyon olacağız inşallah.

   Galibiyet için gol atmak gerekir. Gol için ise şut. Çok koşacaksın. Rakibe alan bırakmayacaksın. Kademe yapacaksın. Önde basacaksın. İsabetli paslaşmalar yapacaksın. Pozisyonları takip edeceksin. Kanat organizasyonları yapacaksın. Olmadı göbekten gole gitmeyi deneyeceksin. Kontra ataklara karşı her zaman tedbirli olacaksın. Hücumu düşünürken hiçbir zaman savunma tedbirlerini elden bırakmayacaksın. Geride hızlı adamlar bırakacaksın. Yardımlaşacaksın. Bloklar arasında kopukluk olmayacak. Takımın gücü tüm futbolculara yayılmalı. Bunlar işin matematiği. Matematik çok iyi hesaplanmalı. Matematiksiz, hesapsız kitapsız olmuyor.

   Ancak başarı her zaman matematikle gelmez. Başarının rüyası görülmeli. Başarıya inanılmalı. Başarı kalplerde şahlanmalı. Damarlarda dolaşmalı. Sahaya çıkarken Fatih Terim futbolcularına “Allah sizi utandırmasın!” diyormuş. Bu sözün üstüne daha ne söylenir? Annelerinizin duaları arkanızda, 70 milyon Türk ve bütün Türk dünyası sizi destekliyor. Hatta bütün Müslümanlar… Sizlere de sizleri sevenleri sevindirmek yakışır.

   Sizler öyle maçlar kazandınız ki tarifi imkânsız. Sözü bitirdiniz. Artık duygular konuşmaya başladı. Aslan kükredi. Hırvatistan maçında 119. dakikada yediğimiz golün üzüntüsüyle milyonlarca erkek utana sıkıla eşlerinin yanına ilişecekti. Mağlup mu oldunuz, sorusuna muhatap olmamak adına bir kedi ürkekliğiyle, sessizce yatmak üzereydi ki Semih çıktı sahneye "olmaz" dedi. Size mahcubiyet yakışmaz. Biz destan yapıyoruz. Siz de bu destanı yazınız. Biraz daha ayakta kalınız. Hatta uyuyan eşlerinizi de uyandırınız. Beraberce bu başarıyı kutlayınız.

   2–0 mağlubiyetten 15 dakikada 3–2 galibiyete ulaştık. Ev sahibi İsviçre"ye 1–0 yenilirken, önce beraberliği ve 90+2"de galibiyeti yakaladık. Hırvatistan maçında 119"da 1–0 mağlup duruma düştük. 120+2"de beraberliği sağladık ve maç penaltılara kaldı. Sonuçta gülen taraf biz olduk. Bu ilginç ve olağan üstü mücadele Millilerimize destan yazdırdı. Destansılık biraz da bu ayrıntılarda gizli. Ama şunu da görmezden gelemeyiz. İsviçre maçında son anda, son nefesiyle ve son gücüyle Arda orada o şutu atmamış olsa gol olmayacaktı. Başarı fitillenmeyecekti. Başarı meşalesini ilk yakan kafayla golü atan Semih"ti. Bu maçta kaleye attığımız iki şut da gol oldu çok şükür. Başlıyor Çek maçı. Bir Çeyrek Final "Çek"meliyiz. Ama işimiz çok zor. Çekler çok güçlü. Koller müthiş oynuyor. Tüm kafa toplarını alıyor. İndiriyor. Top dağıtıyor. Golü de atıyor. Bir gol daha, durum 2–0 oluyor. Hatta az kalsın 3–0 olacaktı, top direkten dönüyor. (Portekiz maçında da Portekiz"in üç topu direkten dönmüştü.) İşler ağır aksak gidiyor. Bir kıvılcım gerekiyor. Başarıyı tetikleyeceği için Hamit"in pasıyla Arda"nın attığı gole fazlasıyla seviniyoruz. Sonra Hamit yine ortalıyor. Petr Cech elinden kaçırıyor. Nihat orada bekliyor. Takip ediyor. Golü atıyor. Hatanın bize getirisi olabilmesi için Nihat"ın orada beklemesi gerekiyordu. Ve Nihat Çekleri yıkmak için oradaydı. 2-2"den sonra Çekler bocalıyor. Yine Hamit sahneye çıkıyor. Sağı gösterip sol tarafa doğru bir ara pas atıyor. Nihat topla buluşuyor. John Benjamin Toshack"ın da övgülerini kazanan müthiş bir gol atıyor. Ve Çekler başları önünde sahayı terk ediyor. Cenevre"den ayrılıyor. Sıradaki gelsin diyoruz. Hırvatistan geliyor. Eliyor, biletini kesiyoruz. 25 Haziran"da Almanya gelecek, eleyeceğiz. Finalde karşımıza Rusya gelecek ve kupayı alacağız. Destan böylece tamamlanacak inşallah.              

   Sakat sakat mücadele eden Servet"iyle, ruhuyla oynayan Arda"sıyla, mükemmel goller atan Nihat"ıyla, Hırvatlara erken bilet aldıran Semih"iyle, Emreleriyle, Mehmetleriyle, Hakan, Kâzım, Sabri"siyle, Şanlı Tuncay"ı ve Altıntop Hamit"iyle, kalecileri Volkan, Rüştü ve Tolga"sıyla, Uğur, Gökdeniz, Mevlüt, Ayhan, Tümer ve Gökhan"ıyla siz birer kahramansınız. Portekiz mağlubiyetiyle başladığınız turnuvaya, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti"ni geriden gelip kazanarak ayrı bir renk kattınız. Dünya sizi konuştu. İşte "Çılgın Türkler" dediler. Adınızı Dünya ezberledi. Ve Türkleri hatırlattınız Dünyaya. Sağ olun. Yüreklerinize sağlık. Allah sizleri ve bizleri korusun.

   2002 Dünya Kupası"nda sadece iki defa yenildik. İlk maçımızı kaybettiğimiz Brezilya bizi bir de Yarı Finalde yenmişti. Böylece üçüncü olmuştuk. Ama bu yıl ilk maçımızda bizi yenen tek takım olan Portekiz artık turnuvada yok. Önünüz açıktır civanlar! Yiğitlerimiz! Kupa sizindir. Mutluluk bizimdir. Bugün dünden daha gururluyuz. Yarın daha da artacak gururumuz.

   İşte ey Türk gençliği! Futbolda gösterdiğin başarıyı en kısa sürede başka alanlarda da göstermelisin. Ekonomide, eğitimde, tıpta, edebiyatta, teknolojide, ilim, fen ve sanatta…

   Başarı kapısı aralanmıştır. Bu kapının ardına kadar açılması gerekiyor. Ve vatan seni bekliyor yiğidim! Vatan gayretli neferler bekliyor. Başaracağına sen de inanıyorsun değil mi? Önemli olan senin inanmandır. Sana bizler başarı elbiseleri biçtik. Onları giy. Git ve zaferlerle geri dön! Sana güveniyoruz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsa Abanoz Arşivi
SON YAZILAR