Kurtman Ersanlı

Kurtman Ersanlı

İnsan olmak ya da olmamak

     İnsanlar birbirlerinin davranışlarını değerlendirirken “iyi”, “kötü”, “doğru” ve “yanlış” kavramlarını sıkça kullanırlar. Bu nitelendirmeler, o toplumun değer yargılarının benimsediği anlayış ve ortaya koyduğu kalıplara göre yapılmaktadır. Ahlaki yargılar dediğimiz bu yargılar, bireyin kendi davranış ve eylemlerini de belirleyen, neleri yapması ya da yapmaması gerektiği konusunda bireye özgü inançlar ve değerler sisteminden kaynaklanmaktadır. Birey, içinde bulunduğu toplumun davranış kuralları ile değerlerini, kazandığı ve davranışlarına mal ettiği sürece sosyalleşir ve ahlaki olarak da gelişir. Bunun yanında erdemli davranışlarda onur duyma ve ilkelere ters düşen davranışlar için de utanç duyma eğilimi ortaya çıkar.
     Ahlak, bireysel olduğu kadar toplumsal ve evrensel olmak üzere üç boyutlu bir tutum ve anlayışı içermektedir. Hangi davranışın doğru, hangisinin yanlış olduğu bireyden bireye değişeceği gibi evrensel olup değişmeyen ilkeleri de bulunmaktadır. Ahlakın adalet ve eşitlikle çelişmeyen, objektif olan insanların, üzerinde birleşebilecekleri genel soyut ilkeleri, onun evrensel boyutunu oluşturmaktadır.
      Ahlak gelişimin en önemli kavramlardan biri hiç şüphesiz ki, kişiliğin temel kavramlarından olan karakter ve diğeri de vicdandır. Karakter, kişiliğin ahlaki boyutu olup vicdan da, bireyin kendi davranışlarını ahlaki ölçülere göre eleştirerek, bunların iyiliği-kötülüğü, yanlışlığı-doğruluğu hakkında yargıda bulunmasıdır. Bir nevi bireyin kendisini sorgulaması, yani iç hesaplaşması, yani vicdanının sesini dinlemesidir. Tabi ki burada vicdanın gelişim düzeyi ile ve onu besleyen değerlerin dokusunun da önemi göz ardı edilmemelidir.
Mal ve hizmet üreten kurum ve kuruluşların yöneticilerinin, çalışanlarının görevlerini yerine getirirken neleri yapması ya da yapmaması gerektiği konusundaki onlara özgü inanç ve değerleri ise, iş ahlakı olarak tanımlayabiliriz. İş ahlakını genel ahlaktan bağımsız olarak düşünmeyiz. İş ahlakının temelinde bulunan değerler ile genel ahlakı biçimlendiren değerler aynıdır. Dürüstlük, değerlilik, saydamlık, verimlilik, sorumluluk gibi temel ilkeler her zaman geçerlidir. Bu ilkelere dayalı olarak mal ve hizmet üretmeye çalışan ister bir kurum olsun isterse bir kimse, aldatmayı, kaytarmayı ve karşısındakini incitmeyi düşünemez ve davranışlarını da karşısındakini var etme ve bundan da mutluluk duyma yönünde biçimlendirir. Bu nedenledir ki, sosyal sorumluluklarımız deyince akla gelen terimlerden biri de iş ahlakıdır. Dolayısıyla iş ahlakına uygun davranmayan sosyal sorumluluklarını doğru olarak yerine getirmeyen kimsedir. Bu kimseye de insan demek ne derece doğru olur, takdirini sizlere bırakıyorum. 
      Gerçek anlamda iş ahlakına sahip olan kimse, işini söz verdiği zamanda ve taahhüt ettiği biçimde bitirir, kandırma, aldatma, yol ve yöntemlerini benimsemez. Hal böyle olunca; o ülkede dirlik, düzen ve verim olur. Verimin olduğu yerde mutluluk olur. Bu gün bu söylenenlerin tersini yaşıyorsak hepimizin derece derece iş ahlakından yoksun olduğumuzu gösterir. Bu göstergeyi istenen biçimde değiştirmede hepimize görev ve sorumluluklar düşmektedir. Tercih insanın kendine kalmış, insan olmak ya da olmamak!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kurtman Ersanlı Arşivi
SON YAZILAR