Dursen Özalemdar

Dursen Özalemdar

İMTİHAN

A+A-

Dünya hayatına  gelen insan, her hali ile imtihan olmaktadır. Sağlık, Hastalık. Güzellik ve Çirkinlik. Zenginlik, Fakirlikle. Çocukların varlıkları ve yoklukları, İMTİHAN OLUNMAKTADIR.

Hadis kitaplarımızda bizi bu konularda düşünmeye sevk eden birçok ibretli kıssalar vardır. Bunlardan biri de KEL, KÖR ve ALACA yüzlü üç adamın macerasıdır.

Hadis-i Şerif’te haber verildiği üzere, Allahu Teâlâ bu yaratılıştan kusurlu üç adamdan alaca yüzlü adama insan kıyafetinde bir melek göndererek, “BU  DÜNYADA  MURADIN NEDİR” diye sorar. Adam, “Yüzümdeki şu alacaların kaybolması yüzümün güzelleşmesidir” der.

Melek alacalı adamın yüzünü mesh etti. Yüzü tertemiz parlamaya başlayan adama “ HANGİ MALI ÇOK SEVERSİN” dedi. O da, deveyi çok sevdiğini söylemesi üzerine, on aylık gebe bir deve verip. “ALLAH BEREKETLİ EYLESİN” diyerek oradan ayrıldı.

 

Sonra başı kel olan adamın yanına geldi. Melek ona da , ŞU DÜNYADA MURADIN NEDİR ? Diye sordu. O da , “Güzel gür saç muradımdır” dedi. Melek onun  da başını mesh etti. Bir anda gür saçlı bir delikanlı oldu. Melek, Hangi malı çok sevdiğini sorunca da, İneği çok sevdiğini söylemesi üzerine, Gebe bir inek verdi ve, “Allah bereketli eylesin” diyerek oradan da ayrılarak gözleri âmâ olan adamın yanına geldi.

Bu dünyada muradın nedir? diye sordu. O da; “MURADIM GÖZLERİMİN AÇILMASIDIR” dedi. Melek bunun da gözlerini mesh edince hemen açıldı. Buna da hangi malı çok seversin diye sordu. O da, Koyunu çok sevdiğini söyledi. Melek buna da çok döllü bir koyun vererek “Allah bereketli eylesin” deyip oradan ayrıldı.

 

Kısa bir zaman sonra, Deve ile İnek yavruladı. Koyun kuzuladı. Derken birinin vadiyi dolduracak kadar devesi, diğerinin çöle sığmayacak kadar sığırı, üçüncüsünün de kırları kaplayacak kadar koyunları oldu.

Artık vücutlarındaki kusurlardan kurtuldukları gibi, yokluktan zenginliğe kavuşmuşlardı.

 

Bir zaman sonra melek eski kıyafetiyle tekrar gelerek yüzü alacalı adama şöyle müracaat etti ; “Fakir bir adamım, yoluma devam edecekken, kuvvetim kalmadı, rengini ve cildini güzelleştiren Allah için bana bir deve ver de, onunla evime yetişeyim, dedi.

 Eskiden alaca yüzlü çirkin, şimdi ise Güzel yüzlü adam. “Verecek olduktan sonra isteyen çok !” dedi.  Bunun üzerine melek. “Ben seni tanır gibi oluyorum, sen eskiden alaca yüzlü, fakir bir adamdın. Halk senden iğrenirdi. Sonra Allah senin yüzünden bu çirkinligi giderdi, böylece Zengin’ de etti. Dedi.

Adam, “Hayır bu mal bana babamdan miras kaldı “ dedi. Bu sefer melek “Yalan söylüyorsun, Allah seni evvelki haline iade etsin,” diyerek oradan ayrıldı.

 

Melek evvelce Kele görüldüğü halde onun yanına geldi. Evvelkine söylediği gibi, ona da aynı şeyleri söyledi. Bu da öteki gibi cevap verdi. Melek buna da, “Yalan söylüyorsun Allah evvelki hâline iade etsin” dedi.

Oradan da ayrılarak, kılığına büründüğü âmânın yanına geldi. “Yolcuyum,fakirim evimde çocuklarım perişan, Gözlerini açan zâtın hakkı için bana bir koyun verirsen, onunla gıdalanır, açlıktan kurtulurum.” Dedi.

Evvelce Âmâ olan, şöyle cevap verdi; “Ben eskiden kördüm ve fakirdim. Cenab-ı Hak bana gözlerimi ihsan ettikten sonra fazla olarak da beni zengin eyledi. Bunların hepsi Allah’ın ihsanıdır. İstediğini al, dilediğini bırak. Sürü benim değil senindir.

melek buna da şu cevabı verdi ; “Malın senin olsun, bu bir İMTİHANDI, sen KAZANDIN. Allah senden razı oldu. Arkadaşların kaybetti. Allah’ın gazabına uğradılar.

Şimdi biz, bize verilen bunca nimetlerle acaba ne şekilde imtihan olmaktayız. Hiç fark ettiniz mi ?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.