Büyüdükçe küçülenler

   Akıl yaşta değil, baştadır, şeklinde güzel bir sözümüz vardır. Bu söz çok doğru ve anlamlı bir sözdür. Yaşça çok büyük olmasına rağmen, kendinden küçüklerin karşısında pek çok güzel davranış açısından tel tel dökülen insanlar vardır. Nüfus kâğıtları eskimiş bu insanların, gençlerden öğrenecekleri çok bilgi ve beceriler vardır. Zavallılar demek istiyorum onlara. Acıyor, üzülüyorum onlar için. Akla, danışmana, kılavuza ihtiyaçları vardır. Onları, battıkları yanlışlar batağından kurtarmak hiç de kolay değildir. Çünkü onlar bilmediklerinin farkında değildirler. Boy poslarına, yaşlarına güvenerek, bunları delil göstererek çok şey bildiklerinin iddiasındadırlar. Boyla posla iş olmadığını bilmezler. Kavakta da boy var ama ondan çok daha değerli ağaç vardır.
   Yaşının ağırlığını ve tevazusunu taşıyamayan insanlar cahil insanlardır. Kalıplarının adamı değillerdir. İçleri boş birer fıçı gibidirler. Onun için bunlardan çok langırdılar çıkar. Kuru gürültü kaynağıdırlar. Kendileri iş yapmadıkları gibi başkalarının işlerine karışırlar. Sözde akıl verirler. İşlere katkı sağlamak amacındalar. Aklını kendi işleri için kullanamazlar. Aklın varlığı da şüphelidir bunlar için. Hayatta binlerce kazık yiyip akıllanmayanda, aklını başına devşirip hayatını düzeltmeyende aklın varlığından söz edilemez. Ders almayı, öğrenmeyi beceremezler bunlar. Ve yanındakileri hep aşağıya çekmeye çalışırlar. Konuştukları yer çekimine her zaman mağlup olur. Belden yukarısıyla alakalı kelamlar pek sadır olmaz onlardan. Güzel lafızlardan mahrum kalmış bir söz dünyaları vardır. Bunlarla yaşayıp gezenler, arkadaşlık edenlerde de kısa bir süre sonra bozulmalar meydana gelir. Dilleri bozulur. Argo konuşmaya başlarlar. Hareketleri değişir. Nezaketten uzaklaşırlar. Kaba, anlayışsız bir tip olurlar. Çünkü üzüm üzüme baka baka kararmıştır. Hem de kapkara olmuştur.
   Olgunlaşan başaklar başlarını eğerler. Bu mütevazılık örneğidir. Hamdım, piştim, oldum, der gibidirler. Bir ömrün sonunda insanlara faydalı olmanın heyecanını yaşarlar. Görevlerini yapmanın gururunu yaşarlar. Kendilerine tevdi edilen görevi yapmış olmanın alçak gönüllülüğü içerisinde görürüz onları.
   İnsanoğluna da bir görev verilmiş bu dünyada. Acaba yaşları ilerledikçe olgunlaşamayan bu insanlar görevlerini yapamadıkları için mi böyleler? Ne dersiniz? Büyüdükçe küçülen, sefil olan insanlardır bunlar. Bunlara sadece acıyoruz. Kızamıyoruz bile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
İsa Abanoz Arşivi
SON YAZILAR