• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 16 °C
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 19 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

TOPLUMSAL ALGI

Aydın TOMAKİN

Hani bir söz vardır. “ Siz ne söylerseniz söyleyin karşınızdakinin anladığı kadardır.”
Bu bir kişisel algı meselesidir.
Bir de toplumsal algı konusu varki  her şey  o noktada düğümleniyor.
Toplumsal algıyı yaratan sebepler o kadar fazla ki ister istemez toplum bir konuda yanlış yönlendirilebiliyor.
Toplumsal algıyı yaratan sebepler
Rivayetler,
Fısıltı gazetesi,
Yandaş televizyon ve gazeteler,
Köşe yazarları,
Sair medya ve yayın kuruluşları.
Bir konuda toplum nasıl yönlendirilirse artık işin doğrusunu yıllarca anlatsanız da o verilen ilk kirli bilgileri silmeniz mümkün olmuyor.
Buna ön yargı diyoruz.
Hele de toplumda oluşan ön yargıları yıkmanız mümkün değildir.
Albert  Einstein diyorki; “Ön yargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur”
Evet gerçekten de ön yargıları yıkmak çok zordur.
Bizler Milliyetçi/Ülkücü camia olarak 45 yıldır bir konuda toplumda oluşan ön yargıyı yıkamadık.
Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş 1960 ihtilaline katıldı.
Evet doğru. Hatta ilk iltilal anonsunu TRT mikrofnlarından okuyan da odur.
Ama rahmetli Başbuğ neden ihtilale ortak oldu?
Bu sorunun cevabını  bu topluma yeteri kadar anlatamadık.
Biz ne söylersek söyleyelim solun ağırlıkta olduğu basın ve yayın yoluyla bu konu toplumun genlerine kadar işlendi.
Bu toplumsal algıyı yıkamadık.
Halbuki rahmetli Başbuğumuz 1960 ihtilaline neden katılmıştı bunu araştıran kaç kişi var ?
Dilimizin döndüğünce anlatalım.
 Peşin hükümlü bazıları yine inanmayacak ama olsun biz yine doğru bildiklerimizi anlatalım.
Rahmetli Menderes ve iktidarı bu ülkede çok güzel  işler yapmıştır.
En azından çok partili sisteme geçişimizin ilk simgeleri olmuştur.
Bir takım tabuları yıkmış, Türkiye'nin dünyaya bakışını değiştirmiştir.
Ancak daha sonraları yaptığı güzel  işlerin yanında toplumunda gazına gelerek bazı yanlış uygulamalara imza atmıştır.
Hele ihtilal öncesi tek başına iktidar olmanın verdiği güçle iyice şimarmış ve hiçbir kimseyi, hatta muhalefetin hiçbir sözünü dikkate almaz olmuştu.
Buda Milli Şef döneminden kalma duygularla Ordu içinde bir takıp kıpırdanmalara sebep olmuştur.
Nihayetinde 27 Mayıs 1960 günü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk askeri darbe yapılmıştır.
 Darbe emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır; 37 düşük rütbeli subayın planları ile icra edilmiştir. Kritik mevziler bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hale getirilmesi ile ele geçirilmiştir. Sonra cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri tutuklanarak, hükümet; 235 general ve 3500 civarında subay(daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilerek, ordu; 1402 üniversite öğretim görevlisi görevden alınarak ve bazı üniversiteler kapatılıp el konularak, üniversiteler; 520 hakim ve yargıç görevden alınarak, yargı kontrol altına alınmıştır.
İşte tam bu noktada rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ve bir kısım arkadaşı da darbeyi önlemeye güçleri yetmeyeceğini anlayınca hiç olmazsa Milli Şef ve sol içerikli ihtilalin entrikalarına bir nebze de olsa engel olabilmek adına ihtilal grubunun içinde kalmayı tercih etmişlerdir.
MBK kararıyla  Başbuğ Alparslan Türkeş  başta olmak üzere 14 kişiyi tasfiye amacıyla yurt dışına sürgün edilmeleri  bu konudaki iddiamızın haklı olduğunun bir delilidir.
Demokrat Parti mensupları ve partili olmayan birçok insanımız bu sol ve boyalı basının kirli propagandası sonucu Başbuğ Türkeş'in Menderesi astırdığına hatta katil olduğuna inandırılmışlardır.
Halbuki Rahmetli daha ilk gününden itibaren CHP ve Milli Şef destekli ihtilalin yanlış uygulamalarına karşı çıkmışlardır.
O nedenle MBK içinde iç bir darbe ile her biri başka ülkeye olmak üzere 14 kişi sürgüne gönderilmiştir.
Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, Hindistan'ın Yeni Delhi'ye gönderilmişti.
Başbuğ Türkeş, Yeni Delhi'den MBK başkanı Cemal Gürsel'e yazdığı iki adet mektupta diyordu ki;
Menderes ve arkadaşları mutlaka cezalandırılacaksa, yurt dışına sürgüne gönderilsin. İdamlar veya zindanlar çözüm değildir diyordu.
Yine belki bu mektup olayına birileri inanmayabilir. Bu mektuplar 1990'lı yıllarda Türkiye Gazetesinde yayınlandı.


(Bir Alıntı.)
Alparslan Türkeş'in Daktilosundan Cemal Gürsel Mektubu
 
Alparslan Türkeş'in Cemal Gürsel'e yazmış olduğu ve merhum Adnan Menderes'in idam cezasının infazının durdurulmasını istediği mektubu biliyorsunuzdur. Türkeş Bey, Yeni Delhi'den kaleme aldığı bu mektupta, idamın 27 Mayıs'ın ruhuna aykırı olacağını ve milli birlik ve beraberliğin zarar görüp, Türk devletinin Dünya devletleri karşısında da zarar göreceği fikrini savunmuştur. Hem siyasal hem de hukuksal gerekçelerle karşı çıktığı infazın gerçekleşmesi durumda Cemal Gürsel'i şu şekilde uyarmıştır:
“Aksi hâlde, millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım. Saygılarımla.”
(Bu mektup sanıyorum, Hocaefendi'nin “Menderes'in asılmasının vebali Türkeş'in boynunadır, onu hala affedemedim.”   sözünün riyakarlığını ortaya koymaya yeterlidir.)

Alparslan Türkeş, yazdığı ikinci mektupta ise, yine idamların yanlış olacağını eğer illa ceza verilecekse yurt dışına sürgün edilmelerini tavsiye etmiştir.

Ama yızımın başında da yazdım. 45 yıldır biz bu toplumda oluşturulan ön yargıyı yıkamadık.
Milliyetçilerin düşmanları ve sol basının teşviki ile toplumda ki bu ön yargıyı yıkmak yine biz Türk Milliyetçilerine düşmektedir.
Rahmetli Alparslan Türkeş'in geliştirdiği Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi ve Ülkücü Dünya görüşü partiler üstü bir bakış açısıdır.
MHP'yi sadece sıradan bir parti görmenin çok büyük bir yanılgı olduğunu belirtmek isterim.
Türkiye'de fikirlerin ve ideallerin hayata geçirilmesi ve Millete hizmet etmenin yolunun partiler eliyle yapılması nedeniyle MHP vardır.
MHP'nin varlık sebebi Türk Milliyetçiliği Fikir sistemidir. Ülkücülüktür.
O nedenle MHP Türkiye'de kurulu bulunan 75 siyasi partiden farklı algılanmalıdır.
Bunların çoğu tabela veya konjonktürel olarak kurulan ve zamanı gelince yok olacak olan partilerdir.
Ama MHP öyle mi?
MHP Türk Milletine en samimi ve en yakın partidir.
Ama birtakım ön yargılarla MHP'nin Türk Milletine hizmet etme yolları kapatılmak isteniyor.
Bu ülke çok iktidarlar gördü. Oyları silip süpüren partiler gördü
Ama şu anda o partilerin esamesi dahi okunmuyor.
MHP her dönem ayakta duracak ve bu millete hatta dünyadaki Türklere da hizmet etmeye devam edecektir.
BU DA GEÇER YAHU….!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE VE DİYEBİLENE

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim