Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Nasıl Devlet?

Türkiye'de siyaset sözkonusu olduğunda her zaman anahtar bir kavram olarak devlet karşımıza çıkar. Siyasetle ilgili her ne varsa değişmelerin ya da değişememenin kaynağında devlet var olmuştur. Bizde devlet batıdaki gibi toplumsal bir uzlaşmanın ifadesi olarak ortaya çıkmamış, bir yönetim aygıtı olmaktan öte, kutsal anlamlar yüklenerek mitik, tinsel bir çerçeveye oturtulmuştur. Bundan dolayı değişimle ilgili bir çok olgu devlet etrafında oluşturulan bu kutsal kabuk nedeniyle reddedilir hale gelmiştir. Çünkü devlet kutsaldır ve devletin bekası milletin bekasıdır. Batıda tam tersine birey varsa devlet vardır. Devlet bireyi ve toplumu koruyan bir yönetim aygıtıdır. Bizde ise tam tersine birey devlet için vardır ve devletin bekası bireyin bekasından önce gelir. İşte bu anlayıştır ki siyasal anlamda gerçekleşecek değişimlerin önünü tıkamaktadır. Türkiye'de devlet kökleri tarihi ve toplumsal dinamiklere yaslanan derin bir devlettir. Modernleşme ve ulus-devletleşme süreciyle birlikte devletin kurumsal işleyişi ve görüntüsü modern devletlere benzetilmiş ancak yine de devletin asli varlığı ve mantığı değişmemiştir. Modern devletten en önemli farkı ise devletten ayrı ve özerk hiçbir kurumlaşmanın olmamasıdır. Modern devletlerde din başta olmak üzere hukuk, eğitim, gibi sosyal ve sınıfsal kurumlar özerk alanlara sahiptir ve devlet bu kurumlar arasında denge rolü oynayan rasyonel bir yöntim aygıtıdır. Oysa Türkiye'de devlet dışında özerk bir alan yoktur. Her kurum aslında devletin kendisidir ve en iyi kendisinin devleti temsil ettiğini ve devletin bütünlüğünü koruduğunu düşünür. Bu yüzdende çoğu zaman kurumlar birbirlerine karşı devleti koruma yoluna giderler. Çünkü aslında bağımsız ya da özerk değildirler. Herşey bir yana devletten yanadırlar ama devlet dedikleri şey kutsallara sarılı mitik anlamlar çağrıştıran otoriter ve batıdaki rasyonel anlayışa tezat duygusal bir anlam ifade eder. Bu anlamda din, sermaye, basın, partiler ve sivil örgütler devletin kapsamı içerisinde yer alırlar ve bir anlamda devletin ideolojik aygıtları olarak işlev görürler. Devletin bekası herşeyin üstünde tutulur. Devletin bekası siyasetin asıl amacıdır. Bu nedenle devlette devamlılık esastır ve devletin varlığı ve bağımsızlığını korumak öncelikli bir görevdir. Son günlerdeki anayasa tartışmalarını ve bu tartışmalara türlü vesilelerle katılan kurumların söylemlerini birde bu çerçevede okuyarak değerlendirirsek sanırım ne demek istediğim daha açık hale gelir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yaşar Yeşilyurt Arşivi
SON YAZILAR