Kime inanacağım?

Cumhuriyet"e geçişten sonra tanıştığımız ilk iç isyan, 1925 yılında İngiliz güdümlü Şeyh Sait isyanıydı.
Bastırıldı ve gereği yapıldı…
Daha sonra birkaç münferit olay olduysa da, bölgesel bir illegal olayla 1968 yıllarına kadar karşılaşılmadı.
Ancak; bu arada ülkemizin taşlarını oynatan, milli birliğimizi bozan, gelecekte kardeşi kardeşe düşman edecek nifak tohumlarının temeli de, maalesef 1960 yılında bir cunta tarafından yapılan ilk askeri darbeyle atıldı.
Yani ordumuz İttihat ve Terakki"den sonra ilk defa siyasete bulaştırıldı.
Yassı ada"da kurdurulan mahkemede hukuk katledildi, hâkimlere verilen emirle, yapılacak olan siyasi cinayetlere hukuki kılıf uydurtuldu!
Başbakan ve bakanlar asıldı…
Cunta tarafından Cumhuriyetimizin ilk büyük cinayetleri işlendi…
Ordu içinde Albay Aydemir isyanı ve idamı yaşandı…
Talat Aydemir başarsaydı diğer cuntacılar gibi kahraman bir devlet büyüğü olacaktı!
Ardından da 68 kuşağı denen ve nereden beslendikleri, bu gün de ne durumda oldukları bilinen öğrenci olayları başlatıldı…
Peşinden 12 Mart 1971 muhtırası ve asker yine siyasete karıştı…
Yıllar yılları kovaladı, öğrenci olayları her yeri sardı…
Sağ sol derken, daha çarpım tablosunu bilmeyen çocuklar vatan kurtarmaya soyunduruldu ve 1980 darbesiyle yine siyasete bulaşıldı…
Son model yeni anayasa yapılıp %95 oyla kabul edildi ve artık ihtilal, darbe, cunta, terör, anarşi olmaz dendi…
Ne kadar da sevinmiştik…
Ama o da ne?
1997"de bir muhtıra daha, yine siyasete bulaşıldı…
56 kişilik emir komutalı bir hükümeti çok dürüst zat içine sindiriverdi!
Peşinden; koalisyonlar, içi boşaltılan bankalar, soyulan hazine ve türedi zenginler oluverdi!
Tabii, 1980"ten beri bitmeyen PKK terörü arttı ve nedense Hizbullah bitiverdi!
Şimdi de; Ergenekon, Taraf"ın iddiaları, askerin postası ve hükümetin duruşu…
Bütün bunlardan sonra kime mi inanacağız?
Yıllardır doğuda terörden beslenenlere mi?
Sahiplerinin kim olduğunu bile bilmeden dağa çıkan veya çıkarılan eşkıyaya mı?
Eşkıyaya gerilla, askerimize işgalci diyen DTP"ye mi?
Milletimizin sağduyusunun seçip sol duyusunun kabullenemediği hükümete mi?
Ne olursa olsun!
Nasıl olursa olsun!
Kim olursa olsun!
Neden ve niçin olursa olsun! 
Yedeği olmayan ve olmayacak olan ordumuza inanacağız…
Pireye kızıp yorgan yakmak isteyenlere aldırmayacağız...
Milletimizin seçtiği Hükümete inanacağız…
Yassı ada"yı ve 28 Şubat brifinglerini tarih zaten not etmiştir.
Biz ileri bakacağız ve yargıya inanacağız…
İç ve dış düşmanları tanıyacak, iç ve dış dostlara inanacağız…
Güvensizlik aşılamak isteyen muhalefete, basın yayına inat DEVLET"İMİZE İNANACAĞIZ…
Adem Alan

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi
SON YAZILAR