Kim bu karanlık el

Evet, bir el var. Karanlık mı, aydınlık mı? Kim bu elin sahibi…

Seçimlere sayılı günler kala muhalefet partisi kurmayları toplu istifa etmek zorunda bırakılıyor. Neydi bu istifalar… Bu kadar basit miydi? Türkiye'yi yönetmeye aday olan kişilere önce internet üzerinden şantaj ve tehdit, sonrasında istifa ettirilmeleri veya etmeleri…

Saygı değer okurlarım, bu el kimin eli, Türkiye siyasetini budama politikasının Türk halkına yararını ve zararının sancıları önümüzdeki günlerde belli olacak gibi…

Fakat şu bir gerçek ki bu el her nasıl bir else içinde şantaj, tehdit ve korkutma varsa, bu elin sonucu pek de hayırlı gibi değil.

Türk siyasetindeki politikacılarımızın hiç de şık olmayan eylemleri de ortada ne yazık ki…

Bugün kamuoyu, partili partisiz birçok yurttaş, siyasetçilerimizin meydanlarda birbirlerine karşı konuşma üsluplarından rahatsızlığını belirtiyorsa veya da televizyonları kapatıyorsa demek ki Türkiye de yapılacak çok bir şey kalmamış.

Bakın saygıdeğer okurlarım, yaşama, şahsım adına düşünce ve fikirlerimle pozitif baktığımı sanmaktayım.

Belki sizlere çok garip gelecek ama bir insan olarak hep ezildiğini düşünenlerin yanında yer almışımdır. Çünkü şahsımı da ezilenlerden görüyorum. Hiç kimsenin hiçbir kimseye haksızlık yapmasına tahammül edemiyorum. Şahsıma karşı yapılan haksızlıklara da, her neyin nesiyse affetmek veya da görmezlikten gelmek gibi kendimin de tasvip etmediği bir alışkanlığa sahibim. Fakat bu yüzden de kendimle gayet barışığımdır.

Zaman zaman siz saygıdeğer okuyucularım tarafından yazılarıma olumlu-olumsuz yorum almak bile beni çok mutlu ediyor. Her bir yazımın, sadece internette yerel bir gazete olmamıza rağmen en az 200 en çok ise 600,700-800' lere çıkan okuyucu kitlemin olması beni ayrıca mutlu ediyor. Bu da, ne kadar tarafsız ve ne kadar çok yürekleri temsil ettiğimizi gösteriyor.

İnsanız sonuçta, bazı hatalarımız da oluyor. Hatayı kabul etmek de en büyük ve en sorumlu insan örneği… Fakat öyle zannediyorum ki hepimizin yüreği aynı atıyor. Belki de düşünce ve fikirlerimizi kelimeye dökmek de farklılıklar gösteriyoruz. Ancak hiçbir okuyucumuzun da, içinde yaşadığımız toplumun değerlerine karşı sorumlu ve yararlı düşünmediğini de zannetmiyorum.

Gelelim yazımızın başlığına… Siz de takdir edersiniz ki saygıdeğer okurlarım, bir el karanlıksa ve bu el kendini karanlığa saklamayı mecbur hissediyorsa ve bu hissiyatları korku ve endişeye yol açıyorsa, ne oluyoruz nereye gidiyoruz diye insanları düşündürüyorsa bu elin eylemlerinin sonucu hiç kimseye ama hiç kimseye yarar getiremez. Ve hatta sonunda kendisine dahi zarar getirebileceğini düşünmekten de kendimizi alıkoyamıyoruz.

Evet, yapılanları tasvip etmediğimiz gibi bunlara karşı koyma şeklini de hiç tasvip etmiyoruz her iki yönüyle de…

Bu bir çöküştür. Bu bir insan varlığının ve değerlerinin çöküşüdür. Daha sonra bunlar emsal görülür. Bu emsal sonucu da hiç de şık olmaz. Zaten doğru gitmeyen herkesçe de kabul edilen bu olumsuz gidişat, toplum değerlerini çok daha yozlaştırılmasına, herkesin birbirinden kuşkulanır duruma getirilmesine ve manevi değerlerimizin yıpranmasına ve güven hissiyatının inandırıcılığının azalmasına yol açıyor.

En çok korkulan şey de bir insanın düşüncesi ve konuşmalarıyla arasında farklılıkların olması. Yine bir insanın kendisine yapılmasını istemediği herhangi bir işi veya eylemi bir başka kişiye karşı yapma teşebbüsünde bulunmak veya yapmak…

Kendisine yapılmasını istemediği herhangi bir eylemin, bir başkalarına yapıldığında sessiz kalmanın sonucu, içinde yaşanılan toplum için vahimdir diye düşünüyorum. Karanlık eller ile yapılan kazançların sonuçları hiçbir zaman aydınlık olmamıştır. Ve sonuçlarında kazançları da geçicidir.

Hele de bu siyaset toplumu yapılandırma ve yönlendirme adınaysa.
Siyaset fikirle, düşünceyle ve toplum adına olumlu pozitif eylemler ile yapılır.  Ne zaman ki şantaj, tehdit ve zaaflarla yapılan siyaset, içinde yaşadığımız topluma hiçbir fayda getirmeyeceği gibi karanlık ellerin, karanlık düşüncelerin hakim olması, mutlak topluma ve millete zararı olacaktır.

Karanlık her nereden gelirse gelsin, karanlık deyim olarak da kendi karanlığı içinde batmaya mahkûmdur.

Dürüstçe, ahlaki değerlere sahip bireylerin özgürlüğüne, manevi ve kutsal değerlerimize saygılı, hakça paylaşılan, hiç kimsenin çıkar ve menfaatler uğruna birbirine saldırmadığı bir Türkiye özlemiyle sizleri selamlıyorum…

Saygılar ve sevgiler benden, güzel ve mutlu yaşam sizlerin olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi
SON YAZILAR