• BIST 103.186
  • Altın 227,249
  • Dolar 5,3171
  • Euro 6,0307
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • ALO HABER: 0541 950 50 00
  • Denge Gazetesi Cebinizde
  • Samsun Haberler.Tv
  • ALO HABER: 0541 950 50 00
  • Denge Gazetesi Cebinizde
  • Samsun Haberler.Tv

96 YIL SONRA OSMANLI HANEDANI SİYASETTE

İsmail Okutan

İstiklal savaşının ardından yeni Türki’ye Cumhuriyeti kurulup meclis çalışmaya başlayınca saltanat kaldırılmış ancak dünyada tüm Müslümanları bir arada tutan halifelik makamı devam ediyordu. Saltanatın kaldırılasının ardından 8 Kasım 1922'de, meclisteki oylamayla Abdülmecit Efendi halife olarak seçilmişti. Son halife Abdülmecit Efendi, kedisine halife seçildiği bildirildikten sonra tüm İslam dünyasına yönelik bir bildiri yayınladı. Ardından meclis heyeti ile birlikte Hırka’i Şerifi ziyaret ederek görevine başlamıştı. Ardından Cuma alaylarına çıkmış, yabancı elçileri kabul etmişti. Ankara Hükümeti tüm bunlardan rahatsız olmuştu. Bunun üzerine TBMM ye verilen bir teklif ile 3 Mart 1924’te halifelik kaldırılarak 1350 yıllık İslami bir kurum da ortadan kaldırılmış oldu. Halifeliğin kaldırılması ile birlikte aynı kararda Osmanlı hanedanı da çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden bütün fertleri yurtdışına sürgün edildi. Uzun yıllar ecnebi memleketlerinde ser sefil, sefalet içinde adeta açlıkla mücadele ederek yaşadı Osmanlı hanedanı. Çoğu kez cenazeleri bile sahipsiz kaldı. Temeli Lozan’da verilen sözlere dayanan bu karar Müslüman yüreklerde büyük yaralar açmıştı. Ancak savaştan yeni çıkmış, tarumar olmuş ülkede bu konuda yapılacak bir şey kalmamıştı. Lozan’da emperyalist güçler aslında size bedeninizi geri vereceğiz ancak siz de bize ruhunuzu teslim edeceksiniz demişlerdi. İşte halifenin sürgün edilip Avrupa ülkelerine gönderilmesi ile adeta ruhumuzu bu emperyalist güçlere gönderip teslim ediyorduk.

Sürgün kararı gereği Abdülmecid Efendi ve ailesi de diğer Osmanlı hanedanı üyeleri gibi yurtdışına sürgüne gönderildi. Eski Şark Ekspresi ile çıktıkları yolculuk, Osmanlı hanedanı için aslında yeni bir hayatın daha doğrusu büyük sıkıntıların, sefalet dolu bir hayatın başlangıcıydı. Sonu belli olmayan bir yolculuktu bu, nasıl geçeceği, nerede karar kılacağı belli olmayan bir sürgün hayatıydı bu. Önce İsviçre’ye gitmiş, oradan Fransa’ya geçmişti. Halife Abdülmecid'in sürgün hayatı, 1944 tarihinde Paris'te vefat etmesiyle sona erdi.

Dolmabahçe Sarayı'ndan alınan halife, ailesi ve özel kalem müdürüyle birlikte, Avrupa'ya gönderilmek üzere Çatalca Tren Garı'na getirildi. Bir sorun çıkmaması için Sirkeci değil Çatalca Tren Garı özellikle seçilmişti. Gerçekten de halife ve maiyetindekiler olaysız gürültüsüz bir şekilde ülkeden uzaklaştırıldılar. Kimsenin ruhu duymadan koskoca halife geri dönüşü olmayacak bir şekilde sürgüne gönderilmişti. Unutmamak gerekir ki; hak şamarının

sesi olmaz ama yarası da hiç iyi olmaz. Haksızlığın yanında yer almanın sonu her zaman hüsrandır. İşte Haccacı Zalim. İşte Firavun, işte Hüsnü Mübarek. İşte Çavusesku, İşte Ebu cehil.

Bu tarihten yani Osmanlı hanedanın sürgüne gönderildikleri 3 Mart 1924 tarihinden tam 96 yıl sonra 23 Kasım 2018 tarihinde Türkiye'de ilk defa Osmanlı hanedanından bir kişi siyasete atıldı. Tarihin özüne dönmeye başladığı, tarihin adeta bu haksızlıkları yapanları tokatlayıp dövmeye başladığı bir milattır bu tarih. Bunun bir başka önemli özelliği ise Osmanlı hanedanı üyelerinin gelen tekliflere rağmen başka partilerden meclise girip siyaset yapmayı ret edip siyasete milli görüş saflarında Yeniden Refah Partisinde başlamış olmasıdır. Her zaman söylediğimiz gibi ırmak mecrasından çıkarılsa da akar, akar bir gün gelir yine kendi yatağına, kendi mecrasına geri döner, yine kendi yatağından akıp gider. Aktığı toprakları sular, ağaçlara, bitkilere, hayvanlara, insanlara can verir, hayat verir. Allah zalime mühlet verir ama sonsuza kadar fırsat vermez.

İslam birliği projesinin fikir babası ve uygulayıcısı olan 2. Abdülhamit Hanın torunu Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu’nun tıpkı dedesi gibi İslam birliği projesini uygulayan Erbakan Hocanın oğlu Fatih Erbakan'la aynı çizgide buluşmuş olması da ayrı ve elbette ki özel bir anlam taşımaktadır. Kayıhan Osmanoğlu’nun tıpkı dedesi Abdülhamit han gibi Siyonizm’le mücadele içine girmiş olması da büyük anlam ve büyük önem taşımaktadır. Basının bu önemli ve büyük mana taşıyan büyük gelişmeye yer vermemiş olması, bu önemli gelişmeden bahsetmemiş olması bu olayın önemini, tarihi özelliğini ortadan kaldırmaz. Siyonizm’in korkutucu iki düşmanı 2. Abdülhamit Han ile Erbakan Hoca’nın evlatları Siyonizm’le mücadele için Yeniden Refah Partisinde bir araya geldiler. Elbette ki bu önemli ve Siyonizm’i korkutan bir gelişmedir.

İnanıyorum ki gelecekte en gür seda İslam’ın olacaktır ve İslam’ın nuru yeniden aydınlatacaktır her tarafı

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim