Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Ulusçuluk ve Din

           Ulus öncesi dönemde bir kimlik belirtme unsuru olan din ulus sonrası dönemde de farklılaşarak bu misyonu sürdürmüştür. Aydınlanma düşüncesi ile birlikte laik bir ideoloji olarak biçim ve muhteva kazanan ulusçuluk,  dinle olan ilişkisini değişik biçimlerde dizayn etmiştir. Bazı toplumlarda din ulusçuluğun belirleyicilerinden olan etnik aidiyeti tayin edici bir unsur olurken bazı toplumlarda da ulusal kimlik seçiminin önemli bir öğesi olabilmiştir. Bunun yanında ulusçuluğun laik karakterinin baskın olduğu din tamamen etkisiz bırakma durumu ile karşı karşıya kalmıştır.

            Dinler modern öncesi dünyada insanların dünyayı anlamlandırmasına katkıda bulunmuşlardır. Geleneksel toplumlar bu anlam haritalarına bakarak yollarını bulmuşlardır. Dinler gerek Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet gibi vahye dayalı dinler olsun gerekse vahye dayanmayan dinler olsun toplulukları birleştirici bir üst kültür ve değer olmuşlardır. Ulusçuluk da tıpkı dinler gibi bir üst kültür olma iddiası ile ortaya çıkmıştır. Ama arada önemli bir fark vardır.
  
            Fransız devrimi ile birlikte dinlerin şekillendirdiği bu anlam haritaları belirli kırılmalara uğradı. Bu kırılmaların yaşandığı dönem aynı zamanda ulusçuluğunda oluşum çağıdır. Fransız devrim, her alanda büyük değişimleri beraberinde getirmiştir. Bunlardan en önemlisi de geleneksel değerler değerlerin yerine modern akılcı ve seküler bir anlayışın hemen her alanda hâkim olması yani Weber"in deyimiyle dünyanın büyüsünün bozulmasıdır. Bu aynı zamanda her türlü dini ve metafizik düşüncenin de gün batımıdır. Bu durum dinin sunduğu kozmik ve kutsal referans çerçevesinin yerine ulusal aidiyet bağlarının konulmasıdır. Bu anlamda kutsalın anlamı ulusa devredilerek yeni bir dine dönüştürüldü. Tıpkı din gibi ulusa da ölümsüzlük ebediyet atfedilerek onu yaşatmak için gereken her şey yapılır hale getirildi. Özellikle yirminci yüzyıldan itibaren uluslar adına yapılan savaşta katledilen insanların sayısı düşünüldüğünde ulusçuluğun nasıl bir bilinç durumunu yansıttığını pekâlâ görebiliriz.

            Ulusçuluğun gerek ulusal ve uluslar arası dinle mücadelesi yeni bir kimlik oluşturma açısından anlamlı görünse bile ortaya çıkardığı yeni ve daha geniş çatışma ortamları açısından daha tehlikeli olduğu şüphesizdir. Türkiye"de yaşanan birçok sorunun temelinde de ulusçulukla din arasında süren çatışmanın yattığını söylersek sanırım yanlış olamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yaşar Yeşilyurt Arşivi
SON YAZILAR