• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Samsun 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 8 °C
  • CHİBUİKE TRANSFERİNDE SORUN ÇIKTI
  • BAŞKAN BİR KERE YANIMA GELMEDİ
  • İYİ OYNAYARAK KAYBETTİK
  • CHİBUİKE TRANSFERİNDE SORUN ÇIKTI
  • BAŞKAN BİR KERE YANIMA GELMEDİ
  • İYİ OYNAYARAK KAYBETTİK

İÇİMİZDEKİ DARBECİ

Ahmet Ufuk Erkan

İÇİMİZDEKİ DARBECİ

 

        Bazı kavramları, çok bilimsel tanımlamalara tabii tutunca, akılda kalacak tanımından uzaklaşıyorsunuz o kavramın. İçinde yaşasanız da “ yok, tanımı böyle değildi” diyorsunuz. 

        12 Eylül darbesinin, o günleri yaşayanlara neler ifade ettiği yazılıp çiziliyor. Fakat tanımlamaya gelince sıra, şöyle gönül rahatlığıyla “faşizmdi kardeşim” diyebilen sayısı az. Zira oturup da faşizm tarifi yaptığında, içinden çıkılamıyor durumun.Yıllar önce bir çarşamba gecesi, Siyaset Meydanı’nda Sibel Eraslan ve Ece Temelkuran konuktu. Proğramın ilk yarısını, hatta belki de daha azını seyretme imkânım oldu. Sibel Hanım, benim de sürekli yaptığım bir tanımını dillendirdi faşizmin: “ Zulmün her türlüsü…” . Kim, kime, hak etmediğini yapıyorsa faşisttir; eğer bu durum kurumsal haldeyse, bunun adı da külliyen faşizmdir. 

        Her yargısız infaz faşizmdir. Hatta bazen, yargılasanız da bu suçlamadan kurtulamazsınız. Zira “ asmayalım da besleyelim mi?” mantığının “yargı”sı olmaz, olamaz. 

        Gazeteler, pek de ağırlık vermiyor gibiler, ülkenin tarihini ve tarifini değiştiren bu tip olaylara. Oysa ülkenin kilometre taşıdır darbeler. Hele de 12 Eylül… Yaşı büyütülerek asılanlar, hatta bir sağdan bir soldan olsun mantığıyla asılanlar… Darbeyi “olgunlaştırmak” için harcanan çabayı, o günlerde pek değil ama artık iyiden iyiye biliyoruz bugün. 

        Kime sorsanız, o meşhur darbenin öncesini anlatır. Kan gövdeyi götürüyordu falan. Sanıyorum ki bunları duyunca, dışardan birileri geldi de ortalığı kana buladı. Oyuna getirilen çoluk çocukla ki şimdi ellileri aştık, dertleşin, hepsi dertli. Yaptığını onaylayan çok az insan tanıdım. O günlerin birer oyunbazlar karmaşası olduğunu da anladı benim yaşıtlarım. Şu son yıllarda da iyice ayyuka çıktı zaten bu “şartları olgunlaştırma” meselesi.

        Her ülke, hatta her insan kendi faşizmini yaşar. İçinde yaşadığı için de bunu fark etmez. Despotluk, tümden faşizmdir. Zulüm, tümden faşizmdir. Nerede insanî olmayan bir durum varsa, onun faşizmden gayrı bir tanımı yoktur. Arkadaşının kulağına kalem sokan bir yaramaz çocuk mesela, ilerde ya bir zalim olmaya aday, ya da darbeci. 

        Çok öyle uzun boylu tanımlamalara girmeyin kafanızda. Neredeyseniz orayı seyredin. Bazen kendinizi seyredin. İçinizdeki faşist kırıntıları görürsünüz belki. Görmezseniz, önlem alamazsınız. Ve içimizdeki faşist yüzünden anlayamıyoruz yaşadığımız ortamın tanımını, ne olduğunu. Yemeğin tuzu yüzünden masayı yumrukladıysanız mesela, bir düşünün isterseniz. 

        Faşizm, fink attığı halde tanınamayan bir sistemdir. Her kalıbın içinde, hatta en insancıl görünenin içinde, hatta en antifaşist olduğu iddiasındakinin bile içinde yeşermiş olabilir; yaşıyor olabilir…

        Darbesiz günlerin kıymetini bilin. Kavga etmenin bile namusu vardır. İçinizdeki faşisti öldürün hülasa…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim