GDO`YA KİM "EVET" DEDİ DE İZİN VERDİNİZ?

 GDO`YA KİM "EVET" DEDİ DE İZİN VERDİNİZ?

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, yıllardır yaşamımıza geldi oturdu. Merak ediyorum sevgili okurlarım ülkemizdeki tüm çitfçiler ürettikleri mısırın, buğdayların, ıspanakların, vişnelerin, çileklerin, karpuzların, kavunların, eriklerin, şeftalilerin ve daha bir çok sebze meyvenin  GDO'su değiştirilmiş tohumları kimler nifak olarak soktu diye araştırma yaptılar mı?  Kesinlikle hiç bir üretici çiftçi hangi sebze ya da meyvenin tohumunun GDO olup olmadığını bilmiyordur.
 Yakınlarımda bir sürü çiftçi var. Hepsi de meyve ve  sebze ekiyorlar. Çok yakın tanıdığım bir çiftçi kırmızı biber ve turp ekip satıyor. Ürettiğiniz turpların veya diğer sebze meyvelerin GDO'lu olup olmadığı hakkında bilginiz var mı diye sordum onlara:

"Dalga mı geçiyorsun ben nerden bileyim. Gidiyorum Ziraat Odası ya da diğer tohum satan yerlerden alıp bağa bahçeye ekiyoruz. Aldığımız tohumların üzerinde yazmıyor ki bu tohumun GDO'su vardır diyerek. Bizde kara düzen ürünlerimizi ekiyoruz ve halkımıza satıyoruz."

 Merak ettiğim bir konu daha var. GDO'lu ürünlerin ya da tohumların Tarım Müdürlüklerinde görevli Ziraat Mühendisleri, teknikerleri veya teknisyenleri tarafından bilgilendirilmiyorlar. Takip ettiğim ve okuduklarım kadarıyla yurttaşlarımızı Türkiye Zİraat Mühendisleri Odası tarafından uyaran açıklamalar geliyor ve okuyorum. Teknik bir yanı olduğu için konuyla ilgili çok bilgiye sahip değilim.  En son olarak Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezinden bir mail aldım.  Aldığım mailde hem tüketici halkımıza hem de üretici köylülerimize hitap eden çok geniş donanımlı açıklama yapıldı. Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Dr. Turhan Tuncer'in iletisi aynen şöyle:

 "Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi ile Yumurta Üreticileri Merkez Birliği`nin başvurusu üzerine Biyogüvenlik Kurulu GDO`lu 13 mısır çeşidine yem amaçlı kullanılmak üzere izin verdiğini 23.12.2011 tarihinde açıklamıştır. Başvurunun yem sanayicileri, hayvan yetiştiricileri ve yumurta üreticilerini temsil eden derneklerin iktisadi işletmeleri tarafından yapılmış olması, bu GDO`lu mısırları kullanacak şirketleri kamufle etmektedir. Bu şekilde, tüm hayvancılık sektörü ve et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi hayvansal ürünler ile bu ürünlerin içeriğini oluşturduğu binlerce gıda maddesi de risk altında  bırakılmaktadır. GDO`suz yem kullanan üreticiler de bu şekilde cezalandırılmaktadır, zira mevzuata göre GDO`lu yem ile beslenen hayvanların ürünlerinin etiketlenme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bunun sonucunda tüketici satın aldığı hayvansal ürünün GDO`lu olup olmadığını bilemeyecektir. Oysa ki, Biyogüvenlik Yasası GDO ve ürünlerinin tüketicinin tercih hakkını ortadan kaldırması halinde GDO başvurularının reddedileceğini söyler. GDO`lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiket taşımaması, tüketicinin tercih hakkını doğrudan ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle verilen karar kanuna da aykırıdır. Hangi anne GDO`lu yem ile beslenen hayvanın etini, yumurtasını, sütünü, bu sütten yapılmış yoğurdu ya da peyniri çocuğuna yedirmek ister?
Anneler, bunu asla bilemeyeceksiniz!
Biyogüvenlik Kurulu tarafından bilimsel komitelere hazırlattırılan Sosyo-ekonomik Değerlendirme Raporlarında GDO`ların sindirim sisteminde sindirilemediği ve hücrelere kadar taşınabildiği, marketlerden alınan süt örneklerinde GDO`lu yemlere ait DNA`ya rastlanıldığı, pastörizasyon işleminin dahi bu DNA`yı yok edemediği açık bir şekilde belirtilmekte, GDO`ların sağlık riski yaratabileceği kabul edilmektedir. Mısır, ülkemizde de yetiştirilebilen bir üründür. Ancak Tarım Bakanlığı mısır bitkisini desteklemek, verilen desteği artırmak yoluyla kendimize yeterliliği yakalamak varken, bunu yapmamakta, ülkemizi ithalata mahkûm etmektedir. Mısıra sağlanan desteğin son dört yıldır aynı seviyede kalması yüzünden ülkemize her yıl 500 bin ton ile 1 milyon ton civarında mısır ithalatı yapılmaktadır. Ancak bu durum yine de yapılacak mısır ithalatının GDO'lu olmasını meşru kılmamaktadır. Dünyada üretilen mısırın sadece %29`u GDO`lu tohumla üretilmektedir, yani %71`i GDO`suzdur. Dolayısıyla uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ortaya çıkan ithalat ihtiyacını GDO`lu mısır türleriyle gidermeye çalışmanın hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Kamuoyu görüşüne açılan bilimsel raporlara 15 bin kişinin görüş bildirdiği Biyogüvenlik Kurulu Başkanı tarafından açıklanmıştı. Şimdi soruyoruz, bu görüşlerden kaç tanesi "EVET, BEN GDO İSTİYORUM" diyordu da Kurul GDO`lu mısırlara onay verdi? GDO`ya Hayır Platformu bileşenleri konuyla ilgili yaptıkları kampanya ile iki günlük süreçte 100 bin imza toplayarak bu imzaları Biyogüvenlik Kurulu`na ilettiler. Halkımızın GDO ve ürünlerini tüketmek istemediğini imzaları ve görüşleriyle net bir şekilde göstermesine karşın, Kurul bu izni neye göre verdiğini kamuoyuna derhal açıklamalıdır! Kamuoyu iradesini hiçe sayan bu GDO hayranlığının dayanağı bizlere açık bir şekilde izah edilmelidir! Yem amaçlı ithal edileceği söylenen GDO`lu mısırların tarlalarımızda veya doğrudan gıda üretiminde  kullanılması engellenebilecek mi? Halkımızı GDO`lu mısırlara muhtaçmış gibi gösterenleri ve buna izin verenleri kınıyor, tatminkar bir açıklama bekliyoruz; şayet verebilecekleri bir cevapları varsa!  GDO`ya Hayır Platformu başta çocuklarımız olmak üzere halkımızı, hayvanlarımızı ve doğayı GDO ve ürünlerinin tehlikelerinden kurtaracak her türlü meşru  mücadelesini yılmadan yürütecektir!"

GDO'lu ürünler nedeniyle, 7 günlükten ölene kadar bütün insanlık tehdit altında kalacaktır. Büyük bir rant kapısı olan bu  sektöre kim dur dieycek orası çok büyük bir muamma. Sanıyorum büyük bir ihtimalle de işin arkasında ABD olduğundan kimse bu gidişata dur demeyecektir. Saygılarımla...

NOT: Sevgili okurlarım facebookta "fikir sahibi damaklar" adında bir sayfa tükettiğimiz ürünlerin markalarını arayıp "GDO siz de var mı?" diye sormamızı isteyerek büyük bir farkındalık yaratıyor. Güvendiğimiz ya da güvenmediğimiz her markayı arayıp yüzlerine karşı bu soruyu soralım!
Eğer ilgilenirseniz sayfanın linki:
www.facebook.com/pages/Slow-Food-Türkiye-Fikir-Sahibi-Damaklar/173108555737

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi
SON YAZILAR