Cennetin Çocukları

Güneşin bulutlar arkasından çıkıp yüzünü göstermesiyle tatil planları başladı hatta çok öncesinden yerler ayırtıldı. Plan hazır! “Seçim bitsin gidiyoruz.” Bugünlerde kulağımızda yankılanan sesler bu olsa gerek. Tüm bir yılını bunun hayali ile geçiren insanlar için hedefin gerçekleşmiş olması sevindirici. Ama birde bu imkanı bulamayan hayalini kurmaktan bile vazgeçmiş sırf bu sebeple hayata küsmüş karamsar insanlar var. Çevremde yaptığım gözlemlere göre en fazla 15-25 yaş arası gençlerin şuan bu bunalımda. Ailesine bin bir türlü sebeplerle tatili hak ettiğini dile getiren ve bunun zorunlu bir ihtiyaç olduğunu savunan bağımlı insanlar.. Bu karamsarlığın içinde olup umutsuzluğa kapılarak şükrü unutan herkese tavsiyem,“Cennetin Çocukları” filmini izlemektir.

Film İran yapımı olduğundan birçok önyargıya maruz kalacaktır ama bu yargıları kenara atıp sabırla izledikten sonra nefes aldığınızı hissedeceksiniz.

Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra isimli iki küçük kardeş için bir çift ayakkabının ne anlam ifade ettiğini gördüğünüz an sorgulamaya başlıyorsunuz.

Kendinizi, hayatınızı,sahip olduklarınızı…

Zaten her zaman sahip olunandan çok olunamayanlarla ilgilenildiği için bu karamsarlık ortaya çıkar.

Değerlerin anlamını yitirmekle başlayan hayatımızda en sonunda bu noktaya kadar geldik. Eskiden ailelerin çocuklarını dövmesi ve yok saymasından dolayı psikolojik çözümler üretiliyordu ki hala bu varsayımla bir çok kitap yazılıyor. Ancak ailelere yöneldiğimizde çoğunluğun “çocuğuna kendini adamış” anne baba olduğunu görüyoruz. Çocuğuna yokluğu öğretmekten kaçınan ailelerin ortamında yetişen çocuk hayır'ı asla cevap olarak kabul etmiyor. En ufak bir sorunla karşılaştığında çözüme ulaştırmak yerine ailesine sunumunu nasıl haklı biçimde yapacağını düşünüp duruyor. Zaten sunuma da gerek yok anne baba kılıçlarını kuşanmış çocuklarını korumak için bekliyor. “Bu kadar da değil canım!” demek yerine gözlemlemeye başlayın ortaya çıkan görüntülere müdahale etmemek için zor tutacaksınız kendinizi eminim. Ama sınırlar buna izin vermeyecek.

Öncelikle aileler hayata geliş gayesini yok saydı, uzak kaldı, unuttu, unutturdu.Böyle bir ortamda büyüyen çocuk sıfatları zamanla büyüdü ve bunalım,karamsarlık,depresyon gibi batılıların ürettiği kelimelere sığınarak korumaya aldı kendini. Masumiyetin, kederin ve kararlılığın öyküsü bilinçli izleyiciler için hazır bekliyor, kendiniz ve çocuklarınız için bu filmi izleyin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Şeyma Taş Arşivi
SON YAZILAR