Osmanlı Döneminde Samsun

Bir önceki köşemde Samsun"un tarihçesini siz değerli okuyucularımız ile paylaşmış idik. Bugün de Osmanlı İmparatorluğundan önce tarihte de görüldüğü gibi Türklerin Samsun"da Türklerin yerleşik olduğunu görmekteyiz. Zaman zaman halk arasında Samsun"un yerlisi yokmu sorularına cevap olsun diye böyle bir araştırma içerisine girmiştim.

Samsun (Müslüman) Kubadoğullarından Osmanlı hakimiyetine 1398"de I. Beyazıd zamanında geçti. I.Beyazıd Cenevizlilerle barış halinde olduğundan Amisos"a dokunmadı. Osmanlı Devletinin birliğini bazen Ankara savaşından sonra (1402) Samsun elden ele geçti. Önce Kubadoğullarının eline geçen Samsun, 1419"da İsfendiyaroğulları topraklarına katıldı. Osmanlılar tekrar birliklerini kurmaya başladıkları I. Mehmed (Çelebi) zamanında savaşsız olarak Samsun"u zapt ettiler (1419).

“Kafir Samsun” denilen Amisos ise I. Murad zamanında (1425)de Osmanlı hakimiyetine alındı. Bu esnada Amisos"a hakim olan Cenevizliler şehri yakıp gemilere binerek burayı terk ettiler. Bu suretle “Gavur Samsun” denilen Amisos da kesin olarak tarih sahnesinden silinmiş oldu. Geriye sadece taş yığını ve enkaz kaldı. Şehrin yangınını surların dışından seyreden Türkler, kara kara dumanları tüten bu şehir kalıntısının yerine “Kara Samsun” adını verdiler ki bu ad hala günümüzde de kullanılmaktadır. Bundan sonra Samsun"un ağırlık merkezi tamamıyla kıyıdaki Müslüman şehre geçti. Samsun Canik Sancağı adı altında Sivas (Rum) eyaletine tabi bir sancak olarak Osmanlı İdari Teşkilatına dahil edildi. Şehrin çevresindeki diğer mahalli küçük beyliklerde Osmanlılar tarafından zapt edildi.

Samsun Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra uzun yıllar önemsiz bir iskele olarak kaldı. Sinop hatta Ünye, Samsun"dan daha ileri durumda idiler. Şehir Yavuz Sultan Selim döneminde Trabzon ve Karahisar"la (bugünkü Şebinkarahisar) birlikte yeni oluşturulan Erzincan Eyaletine bağlanır (1514). III: Mehmed (1595-1603) devrinde Rus Kazaklarının saldırısına uğrayan Samsun"un surları sonradan tamir edilerek, buraya muhafızlar tayin edilir.

1774 yılında Canik Muhassıllığına Canikli Hacı Ali Bey tayin edildi ve uzun yıllar bu bölgeye hakim oldu. Gürcistan seferlerinde gösterdiği başarılardan dolayı kendisi paşalığa yükseltildi. Ayrıca Canik Sancağı uhdesinde kalmak üzere Sivas, Amasya ve Şebinkarahisar"ın idaresi de kendisine verildi.

XVII. asrın ilk yarısından başlayarak Samsun ile Karadeniz"in öteki limanları, özellikle Kırım arasında yapılan deniz ticareti şehrin önemini artırdı. Ancak 1774"de Kırım"ın Osmanlı denetiminden çıkmasından sonra bu ticaretin gerilemesi Samsun"u olumsuz yönde etkiledi.

Sancağın yönetimi XIX. asrın başlarına (1807) kadar Canikli Hacı Ali Paşa soyundan gelenler tarafından idare edildi. Bu hanedanlığın Samsun üzerindeki hakimiyetlerinin son bulmasıyla, III. Selim"in son zamanlarında Samsun Muhassallığına Canikli Hacı Ali Paşanın Hazinedarı Hazined(r-Z(de Süleyman Ağa tayin edildi. Bundan sonra da Samsun ve Çevresi XIX. asrın ortalarına kadar uzun yıllar Hazined(r-Z(delerin hakimiyetinde kalacaktır. Bu hakimiyetin nihayetlenmesinden sonra da Samsun merkezden atanan mutasarrıflar tarafından idare edilecektir. XIX. asrın sonlarında da Trabzon Vilayetine bağlı bir mutasarrıflık olarak yönetilecektir. Samsun"un Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra uzun yıllar gelişememesinde en önemli etkenler idari bozukluklar, (onların yönetimi, çeşitli bölgelerin zengin ailelerin elinde kalması gibi sebepleri sayabiliriz. Eğer gemicilikle ilgili zift, halat ve kendir gibi eşyası ile düşman cephelerinde savaşan kuvvetlere zaman zaman un ve peksimet gibi yardımlar olmasaydı Samsun şehri büsbütün unutulmuş olacaktı.

XIX. yüzyılın ortalarından itibaren Samsun, Karadeniz"in buharlı gemilere açılması, tütün ekiminin yaygınlaşması sonrasında gelişmeye başladı. Şehrin Türk nüfusu arttığı gibi Trabzon ve Ege kıyılarından, İç Anadolu"dan Türkçe konuşan Rumlar ve Ermeniler ile Avrupalı Tüccarlar Samsun"a yerleşmeye başladılar. Daha sonra bu gayr-i müslim ve gayr-i milli unsurlar şehirde ticareti, sanayiyi, ekonomiyi ve eğitimi ele geçirdiler. Rumlar, Fransızlar, Belçikalılar, Amerikalılar ve Ruslar şehirde tütün alım ve işleme tesisleri, ticaret firmaları, bankalar, sigorta şirketleri açtılar. Tütüncülük ve diğer tarım faaliyetleri sonunda ticari ve iktisadi hayat hızlandı ve nüfusta o oranda arttı.

1869 yılında Samsun"da büyük bir yangının çıkmasıyla, hemen hemen şehrin tamamı yanarak kül haline gelir. Ancak ticari faaliyet açısından gelişmiş bir şehir olması dolayısıyla bu felaketin yaraları çabucak sarılır.

I. Dünya Savaşı esnasında ticari faaliyetleri özellikle de deniz ticareti felce uğradığı için ekonomik açıdan büyük sıkıntılar içerisine girer. Aynı zamanda savaş esnasında Rus savaş gemileri tarafından da dört kez topa tutulan Samsun şehri önemli ölçüde hasara uğrar (1915).

Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşında yenilip topraklarının müttefikler tarafından işgali sonrasında, devletin içerisinde bulunduğu durumdan kurtarılması için büyük önder M. Kemal Atatürk tarafından başlatılan İstiklal mücadelelerinin meşalesinde 19 Mayıs 1919"da 9. Ordu Müfettişliği görevi ile Samsun"dan ateşlenmişti.

Samsun"da doğan bu güneş kısa zamanda tüm yurdu kaplayarak, iç ve dış düşmanlarımıza karşı kesin zaferin kazanılmasıyla parıldamıştır. Tarihe baktığımızda Samsun"umuzun stratejik konumu ve değerini daha iyi anlamış olmamızın gerekliliği haiz oldu bende. Bugün 2 tane Bafra ve Çarşamba Ovaları, Yeşilırmak, Kızılırmak ve Mert Irmağı, denizi ile 4x4"lük şehrimizin kıymetini tarihte de olduğu gibi defalarca yakılan ve birçok kereler elde edilmeye çalışılan, kıskanılan bir şehrimizin olduğunu anlamış olduk mu acaba? Bundan sonraki yazımı da neden Samsun ile sürdürmeyi düşünüyorum. Bugünde yazıma son verirken siz değerli okuyucularımıza güzel günler dilerim. Sevgi ve saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi
SON YAZILAR