KORONAVİRÜS PSİKOLOJİSİ

Küresel gündem halinde olan Koronavirüs, insanların psikolojisini de bozmaya başlamıştır.  Neredeyse herkes birbirinden medet beklemektedir. Gözlerle konuşulmaktadır.

Konuşması gerekenler, insanların psikolojisini dikkate almadan, kendi dünyalarından bakarak konuştuğu için artık çok da dikkate alınmamaktadır. Konunun uzmanlarının, vatandaşlardan daha fazla panik içinde olduğu görülmektedir.  

Akademisyenler, tanıdık olmayan virüsün ne olduğunu anlamaya çalışırken sürekli topluma yüklenmektedirler. Kendilerinin yapması gerekeni toplumla paylaştıkları için, vatandaşlar üzerinde her gün olumsuz sonuçlara neden olmaktadırlar. 

Üç aydan beri tv kanallarında aynı kişiler aynı şeyleri söylemekte, program yapımcıları da aynı soruları sormaktadırlar. "Koronavirüsten korunmak için ne yapılır" sorusu artık çocukların oyun cümleleri arasında yerini almıştır. Akademisyen hocalara az eleştiri getirildiğinde de alınganlık göstermektedirler.

Televizyon haber kanalları bir aydır KORONAVİRS haberi vermektedir.  İlk günden beri konunun uzmanı akademisyen hocalardan neredeyse hep aynı şeyleri duymaktayız. "Gelecek hafta çok önemli" cümlesini duymayan vatandaşımız kalmamıştır.

Hocalar virüsü tanıdıkça, topluma da tanıtma yarışı içine girmektedirler. Zaman zaman da kendi aralarında farklı görüşler ileri sürmektedirler. Hatta toplum önünde birbirlerini kırdıkları da görülmektedir. Toplumun psikolojisini dikkate alan neredeyse hiç yoktur.

Şimdilerde yaklaşan ramazan ayı nedeniyle, uzmanı olmadıkları halde oruç tutulup/ tutulmasıyla ilgili görüşlerini söylemeye başladılar. Bir kısmı ramazan ayının ertelenmesini, bir kısmı ramazan ayının iptal edilmesini (oruç kavramını bile kullanmadan), bir kısmı da sürecin oruca olumsuz etki etmeyeceğini söylemektedir. 

Hiç değilse ramazan ayı ve oruç ibadeti hakkında, ilahiyatçı/fıkıhçı hocalar, görüşlerini söylemeleri gerekir. Bir Tv kanalında, bir program yapımcısı, ilahiyatçı sıfatıyla bir televizon kanalında dini sohbet yapmakta olan birine; "Bu sene "ramazan" sonraki aylara ertelenemez mi?" diye sorduğu soruya, "sonraya ertelemeye gerek yok ki, bilim kurulu tutmayın derse, oruç iptal edilir" gibi maksadı da belli olmayan bir cevap vermektedir.

Ramazanda sağlığı yerinde olanlar oruç tutmakla yükümlüdür. Tutamayacak olanlar kazasını tutar. Sonradan tutamayacak bir hastalık oluşursa fidyesini  verir." Bu konularda konuşacak olanlar susmamalıdır, tabii ki her akşam da konuşmamalıdır. Konuşanlar da mutlaka kişi ve toplum psikolojisini dikkate almalıdır.

%99'u müslüman olan bir ülkenin akademisyeni, programcısı, konuşanı ve yazanı; inandığı dinin değer ve hükümlerinden bu kadar mı uzak olur ? Anayasal ve güvenilen bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitelerine de mi bakılmaz ?

Zaman zaman sosyal medya hesaplarından ölüm istatistikleri görülmektedir. Koronavirüs, ölüm sebepleri sıralamasında en düşük yüzdeye sahiptir. Bulaşıcı olması bakımından elbette tedbirlere riayet edilmesi gerekmektedir. Ama bunu yaparken, tüm toplumun psikolojisi de bozulmamalıdır.

Toplum önüne çıkan Koronavirüs hatipleri; ya uslüplarını gözden geçirmeli ya da ekranları terk etmelidirler. Sosyal bilimciler ve ilahiyatcilar da, toplumu moralize edecek açıklamalar yaparak, toplum önüne çakmalıdırlar.

"Kızarsak bir daha konuymayız ha..." diyerek, ortamı terk edenler de, bundan sonra toplumsal kabul göremeyeceklerini bilmelidirler. Olayları ve sorunları çözmek ve sağlıklı değerlendirmek için, mutlaka alim olmaya gerek yoktur. Ârif olmak bunun için asgariden yeterlidir. Halkımızın büyük bir bölümü de ârifi bir bakışa sahiptir.

"Mezarımızdan taş çalmayın fatihanızı istemiyoruz" atasözünün bir anlamı vardır. Tecrübelerden süzülerek söylenen bu atasözü bize ders olarak yetecektir. Toplumun psikolojisi bozulmaya başlamaktadır. Ekran hatiplerinin bu konuyu dikkate almaları gerekmektedir. Ekranlar da reyting yarışına girmemelidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR