“Kavimcilik, Bölgecilik, Hemşericilik üçlemesi…”

“Birileri” “fitili” ateşlemeye çalışıyor!…

“Rüzgar üfleyenlerin” nefesleriyle de ağır ağır her yanı yakıyor!...

“Kötü huylu” bir “tümör” gibi beynin tüm “dokularına” kadar yayılıyor!…

Vahim!…

*

“Yangın”, kentin “itfaiye erleri”nin “ellerine” “sağduyunun” “akl-ı selimi”ne muhtaç!..

“Tümör”, daha da yayılmadan, acil “operasyona”, uzun vadeli “tedaviye” düşkün!...

*

“Birileri”, ateşe “körükle” gidiyor!..

Gitmekten “besleniyor”!...

“Kavimcilik”, toplumun “düşünme yetilerini” parçalıyor!...

“Hemşericilik”, ilkel dinlerde ve ilkel kabilelerdeki “kan içme ayinleri” gibi, içildikçe “güçlülük hissi” veriyor, bu sarhoş edici “his” gözleri kör ediyor!...

“Bir arada” yaşama “nimeti” ve “şansını” elinden alıyor!...

Dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve paylaşma “duygusunda” onulmaz yaralar açıyor!...

*

Çözümü var!...

“İnsan” olduğumuzu, bir arada yaşadığımızı, sonsuza dek birlik ve dirlik içinde yaşamaya da “mecbur” olduğumuzu yeniden hatırlamak, o kadar!...

“Yel değirmenlerine” karşı “Donkişotluğun”  anlamı yok!...

“Dedikodu” “rüzgârına” kapılıp savrulmak yerine, bu “habis rüzgârı” “yapıcı enerjiye” dönüştürmek en akıllıcası…

Çünkü yaşadığımız kentlerin, memleketi her nere olursa olsun, tüm kesimleriyle hep birlikte ele ele “Üretmek”, “gelişmek”, “kalkınmak”, kısaca “iş ve aş” yaratmak için çok güçlü bir “enerjiye” ihtiyacı var!...

Hiçbir yöreyi, yöresel özelliklerinden ötürü  “töhmet” altında bırakmadan ve “tahakküm” altına almadan, “özgür” ve “özgün” düşünmenin önünü tıkayarak, “ortak yaşamı” katleden “hemşericilik” “bağnazlığı” ve “yozluğu” üzerinden siyaset yapma imkânı arayan “fırsatçılara” fırsat vermeden, bu “enerji” inanın “büyük işler başarır”!...

Bu “enerji”, kesinlikle yine “imece”yle olacak!...

Yani, “fitne” ve “fesat” duygulardan arınarak!...

“Kapalı kapılar” ardından çıkarak, “maskeleri” çıkararak!...

Bu şehrin huzur ve istikrarını bozacak “aşırılıklardan”, “ayrıştırıcı” “yıkıcı kulislerden” kaçınarak!...

Bu “şehrin” ve bu “memleketin” seçilenleri ve bilumum yöneticileri, etraflarındaki “etten duvarları” yıkıp, “dar kalıplarından” sıyrılarak, her kesimi “temsil” ettiklerini unutmayarak!...

Dahası, bu şehrin ve bu memleketin her kesiminden önde gelen insanlarının aklı başında hareket ederek, “ortak yaşamına” kastedici akılsız, izansız düşünce ve sözler konusunda “şom ağızlılık” yapmayarak!...

*

Pirim vermeyin!...

Her kim olursa olsun, her nerede, hangi makam ve mevkide, her ne mesleğin insanı olursa olsun; “ırkçılık” yaparak toplumun önünü kapatanlara  pirim vermeyin!...

“Hemşericilik” yaparak, bir şehrin “sosyal ve kültürel zenginliğini”, bir arada yaşama “olgusunu”, “liyakat” ve “yeteneğini” hiçe sayanlara “hadi ordan” deyin!...

“Bölgecilik” yaparak, bölge insanı üzerinden “bireysel tatmin” ve “güç” elde etmek isteyenlere “başka kapıya” deyin!...

Hangi platformda olursa olsun, yaşadığı kentin, gelişmesi ve kalkınması için “lobi” oluşturamayanların, sadece “ayakta kalma”, “iktidarlarını” sürdürme “hastalığıdır” bunlar!...

*

Bu “köy”, bu “belde”, bu “ilçe”, bu “şehir”, bu “toprak”, bu “memleket”, bu “coğrafya”, bu “vatan” bizim…

Tüm “renkleri”, tüm “çeşitlilikleriyle”…

Türküyle, Kürdüyle, Lazı, Çerkesi, Gürcüsü, Muhaciri, Romanı, Yörüğüyle…

Alevisi, Sünnisi, başka başka mezheplisi, dinlisi, dinsizi ile bizim…

Hep birlikte kurduk, hep birlikte yaşadık, yaşattık…

Hep birlikte de yaşayıp, yaşatacağız!...

*

“Derin söylem”, “akademik dil” “entelektüel cümle yapıları” beklemeyin!...

Kulaklarınıza yabancı olmayan sözler, ama asla “afaki” değil, “Kral çıplak” diye bas bas bağıran sözler bunlar!...

İşinize gelse de, gelmese de!...

Köyünüzde, beldenizde, ilçenizde, şehrinizde, bölgenizde, memleketin tüm sathında dediğiniz her,  “aman boşver, biz gemimizi yüzdürmeye bakalımın” faturasını hep birlikte mutlaka ama mutlaka çok acı bedelleriyle öderiz, haberiniz olsun!...

Emin olun, “akılsızların” ve “fırsatçıların” “faturasını”  akılsızlık yapıp, ödün verdiğimiz için hep birlikte öderiz!...

Köyümüzde, beldemizde, ilçemizde, şehrimizde, bölgemizde, memleketin tüm sathında…

Memleket, “akılsız başların” “baş” yapılamayacağı kadar değerli ve önemlidir!...

***

Samsun"a, “Ankara"dan  bakınca” da farklı bir şey göremediğimi üzülerek söylemeliyim!...

İsterseniz sizde, yukarıdaki “vahim” “şablonu” alın ve sadece “yörelerin isimlerini” Samsun"a göre değiştirin bakalım!..

*

Ne görüyorsunuz?...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Hamit Seven Arşivi
SON YAZILAR