Murat Can Kibiroğlu

Murat Can Kibiroğlu

Anka Kuşu Prensibi

Olup bitenleri bir düşünelim; geçtiğimiz sene tam da (!) seçimlerden önce ordu "e-muhtıra" ile AKP'ye büyük bir darbe(!) vuruldu! Sonra AKP mağdur(!) duruma düşmüş bir parti olarak seçimlere girdi.
E halkımızın her daim mazlumun yanında olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım. Sonuç; % 47! Daha önce de benzerleri olmuştu siyaset tarihimizde. "Sine-i millete" dönmeler yaşanmıştı. Sonradan çoğalarak geldiler. Cumhuriyeti koruma refleksi ile hareket eden insanlar, kurumlar (Bilinçli bilinçsiz) zararı bizzat yine Cumhuriyetin kendisine vermiş oldular. 

Bu refleksif çıkışların sonuçları her zaman böyle olmuşken bugün de bunun tekerrür edeceğini tahmin etmek için stratejist olmaya gerek yok. Hal bu halken, bu kez de Anayasa Mahkemesi'nin türban tavrı tekrar sine-i millet kavramının dillenmesine neden olmaya başladı ve haliyle bu bayat filmin izleyicisi olmaktan sıkıldık.

Bir körlerle sağırlar durumudur devam etmekte. "Parti klonlama, sine-i millet ya da zümrüt-ü Anka"… Recep tayip Erdoğan da bu örneği veriyor ve milletin sinesine dönerek Anka Kuşu gibi küllerinden kendilerini tekrar var edeceklerini ima ediyor. Haksız görünmüyor. Gayet güvenilir bir yöntem bu. Üstelik defalarca denenmiş, tecrübe edilmiş, sonucu alınmış. Bu, şu anlama geliyor. Türban ya da benzeri olgularla toplumun hassas olduğu konular ortaya salınıyor ardında "bu kaşıma kanamalı bir hal aldığında saflar belirginleşiyor", ardında despotlar-mazlumlar psikozu harekete geçiriliyor ve hep olan oluyor! "Sol gösterilip sağ vuruluyor!"

Herkese önerim; lütfen sunulanı kabullenmeyin ve cesurca ideal olanı arayın! Sunulana mahkum edilişinizi bu insanları onayarak her seferinde tekrar ispatlamış oluyorsunuz. İzlediğiniz haberlere, okuduğunuz gazetelere şüpheyle yaklaşın. Fazla masum bir halkız ve birileri bizim masumiyetimizin fazlaca farkında!!!

(Yazı burada biter ama isteyen Anka Kuşu efsanesinin gerçek halini aşağıda okuyabilir.)

Gelelim şu Anka Kuşu'nun gerçek hikayesine... Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...  Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş(!) Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un varolduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar, toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyler yüzünden kafese kapatılırmış); kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış; baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yok oluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş…
Kaf Dağı'na vardıklarında, geriye otuz kuş kalmış. Simurg'un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; "SİMURG ANKA – Otuz Kuş" demekmiş. Onların hepsi Simurg'muş.          
Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat Can Kibiroğlu Arşivi
SON YAZILAR