1. YAZARLAR

  2. Firuze Geçer

  3. SİYASALIN EĞİTİMDEKİ CİNSİYETÇİ ROLÜ
Firuze Geçer

Firuze Geçer

SİYASALIN EĞİTİMDEKİ CİNSİYETÇİ ROLÜ

A+A-

Siyasetin toplumun her kurumunu arzu ettiği şekilde yönlendirdiği sürekli tartışma konumuz olmuştur.. Eğitim kurumunu ele alırsak, siyasal zihniyetin dönemsel değişimi ile birlikte eğitimdeki politikaları da değişmektedir. 

Ders kitaplarında çocuklara öğretilmiş olan kadın ve erkek rolleri, toplumdaki yerleri, aile içi iş bölümü, 1928 ve 1945-50 yıllarında farklılık göstermektedir.1928-1940 yılları arası ders kitaplarında; Cumhuriyet'in eğitimcilerinin var olan toplumsal kalıpları yıkmaya yönelik hedefleri vardı. 

Okuma metinlerinde veya görsellerde cinsiyetçi rollere rastlansa bile annenin ve babanın yaptığı işler ayrıntısıyla verilmiyordu. Anne mutfakta iş yapıyorsa bile topluklu ayakkabıları, güzel kıyafetleri ile resmedilip ne tamamıyla eve ne de dışarıya ait gösteriliyordu. 

1930'da toplumda anneler tarafından yapılması uygun görülen işlerin; çocuğun okul için hazırlanması, yemeğinin hazırlanması vb. çocuklar tarafından gayet başarılı bir şekilde yapıldığı anlatılıyordu. Bunun yanında bu konuya erkek çocuklar örnek verilerek, cinsiyetçi bir algı yaratmaktan kaçınılıyordu. Evin işleri ücretli bir çalışana yaptırılıyor, bu işler anne veya kız çocuğunun üzerine yıkılmıyor. 

Cumhuriyet'in ilk yıllarında boşanma konusu ise kitaplarda iki tarafın anlaşmazlık yaşadığında boşanmalarının doğal bir durum olduğu anlatılıyor aynı zamanda eşlerinden memnun olmadıkları zaman kadınların ayrılma hakkına sahip olduklarını da ders kitaplarından öğreniyorlardı. 

1945-50 sonrası ise ders kitaplarında; 1950'lerde kadınlar birçok iş kolunda çalışmaya başlamış olmalarına rağmen ders kitaplarında çocuklara bu gösterilmiyordu. 

Kadının asıl mesleğinin ev işi olduğu resmediliyordu. Erkek ve kız çocuklarının kişilik özelliklerinde ise; kızlar uysal, fazlasının talep etmeyen, annesine yardım eden, utangaç, terzilik, moda ve ev işlerine düşkün olan bunları da büyük bir mutlulukla yapan kişiler olarak resmedilirken erkekler; savaşçı, inatçı, güçlü, azimli, her zaman dahasını isteyen, hareketli kişilikler olarak anlatılıyor.

Mesleklerde ise kızlar için ev işi ya da terzilikten başka seçenek sunulmazken erkeklere; yazar, kaptan, sporcu, mimar, mühendis, bankacı, oyuncu, müzisyen olmaları anlatılıyor. 1951 yılında bile okuma metinlerinde kız çocuk istenmeyen çocuk olarak anlatılmıştır.

Yine okuma metinlerinde ve görsellerde anne ev işlerini yapan, kız çocuk annesine yardım eden, baba ise gazete okuyan, odun kesen, evi boyayan erkek çocuk ise babaya yardım eden kişi olarak resmedilmiştir. Annenin üniforması mutfak önlüğü haline gelmiştir, babanınki ise gazete olmuştur. 

1945 sonrası "Yuvayı yapan dişi kuştur." atasözü kitaplarda çocuklara öğretilmekle birlikte evin huzuru sağlamakla, fedakar olmakla sorumlu kılınıyor. Anne ve babanın boşanması ise çocuklara kötü bir durum olarak öğretilip çocukların bu durumdan olumsuz etkilecekleri kitaplarda anlatılmaktadır.

Bu iki dönem arasındaki farklılıkla döneminde hakim olan siyasal zihniyetin, oluşturmaya çalıştığı kadın, erkek ve aile yapısını gömek mümkündür. 2020'ye gelindiğinde ise 24 Ocak'ta MEB'in yayınlamış olduğu, "Psikososyal Önleyici Destek Programı" kitapçığında; başı açık olan kadınlar sinirli, çocuğuna bağıran, kötü bir anne olarak resmedilirken başörtülü kadınlar ise şefkatli, çocuğunu seven, iyi anne olarak resmedilmiştir.

Bunun dışında ders kitaplarında fazlasıyla dinsel ögelere dikkat çekerek dini algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Eğitimde 1950 ile başlayan kadın kol gücünün evde metalaştırılması, erkeğin kol günün ise ev dışında metalaştırılması siyasal aktörler tarafından nasıl bugün yetişkinler tarafından içselleştirildiyse bu gibi durumlarda çocuklara öğretilerek ileride bunları içselleştirecek bireyler yetiştirilmesi hedeflenmektedir. 

Çünkü ancak küçük yaşlardan başlanan eğitimle cinsiyetçi iş bölümünü sorgulamayan, doğallığına inanan bireyler yetiştirilebilir. Kaç ebeveyn bunun farkında? Kaç ebeveyn çocuğuna okullarda neler öğretildiğini sorguluyor? Bunun önüne geçmek için ebeveynler bu durumun farkında olmalı ve duruma ses çıkartmalıdırlar.

Fakat unutulmamalıdır ki Cumhuriyet'in çocukları ve kadınları varlığını her zaman korudu ve korumaya da devam edecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.