• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 5 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 9 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

OSMANLI ÇÖKERKEN

Bayram Ocak

Savaşlardan dolayı hazine boşalmış, yeni vergilere halkın tepkisi artarken, yıllardır cülus  bahşişi alamayan yeni çeriler padişah öldürmeyi sıradan bir olay gibi görüyordular. III.Selim ya kendisinden öncekiler gibi  kellesini verecek,yada  akıbetine razı olacak. 1790 yılında  III. Selim'e ,Sultan Ahmet camiinde suikast girişimi yapıldı. Yeniçerilerin önlenemez  baskıları nedeniyle devletin yeniden yapılandırılmasına önem veren padişah, yenilikçi hareketlerinden dolayı çıkan Kabakcı Mustafa'nın isyanıyla tahtından inmek  zorunda kalarak yerini IV. Mustafa'ya  bırakır.Ruscuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, 15 bin kişilik ordusuyla III.Selimi devirenleri  ortadan kaldırmak üzere İstanbula gelirken yolda Kabakcı'nın kellesi önüne atılır. Şehre geldiğinde fedailerine hem Selimi hemde şehzade Mahmud'u öldürmeleri için emir verir. III.Selim katledilir, şehzade kaçarak kurtulur.Alemdar paşa bir mahzende yanarak can verir. Yeniçerilerin '' sadrazamın kellesini,yeniçeri ağasının kellesini isteriz'' baskısına Sultan Mahmut '' padişahlar emir almaz,emir verir ''diyerek yeniçerilerle çatışmanın kaçınılmaz olduğunu görerek,halkı sancağın altında toplayarak yeniçerileri kanlı bir şekilde bastırırıp bu  ocağı ortadan kaldırtır.

Bu olaylarla ülkenin son durumu arasında bir bağlantı kurabiliyormusunuz mantık olarak. Uluderede yaşanılan olumsuzlukların ardından gezi olaylarının patlak vermesi ve oradaki topluluğun isteklerinin ülkenin geleceği ile ilgili olan , kanal İstanbul, üçüncü hava limanı ve üçüncü köprüye karşı olmaları, başbakan ve iki bakanın görevden alınmasına yönelik isteklere bakıldığında  Osmanlı'nın  gerileme döneminde yaşanılanlar ile aralarında bir fark görülmemektedir.

Uludere ile mahkemenin verdiği  takipsizlik  kararının  ardından  muhalefet partisinden iki vekil  kameraların karşısına geçerek ''Genelkurmayın, halkı oyalama, karartma, soğutma gayretlerinin bittiği gündür. Bugün iktidarın ve Genelkurmayın konuşmasının bittiği gündür. Halkın, Uludere'de yakınlarını kaybedenlerin, insan haklarını savunucularının daha fazla konuşulacağı gündür, bugün Uludere'nin kapatıldığı gün değil, tam tersine başladığı gündür"  diyerek muhalefetin olaya nasıl yaklaştığını gösterirken, diğer taraftan halkı yönlendirme çabası içerisine girmektedirler. Sorumlu siyasette olayların çözüme kavuşmasına kadar geçecek zaman süresinde halkın sokaklara davet edilmesi değil, çözüm için verilecek kararın itiraz hakkının olunduğu yönünde yapıcı beyanatlar vermesi gerekirken, vekillerin yada muhalefet partisinin bu tutumunun ülke siyasetinden çok oy avcılığı için verilmiş bir mücadeleden başka bir şey olmadığının göstergesidir.

Ülke içerisinde belli konuma getirilen cemaat mensuplarının iktidarı istekleri doğrultusunda hareket etmeye zorlamak için yolsuzlukları ön plana çıkarmaları ve devamında gelişen olaylara bakıldığında ekonomik olarak ülkenin kayıplarının hangi boyuta geldiğini görmekteyiz. İktidarın karşı hamlesi bir temizlik operasyonu olarak  ortaya çıkarken kaybedenin ülke olduğunu göremeyecek kadar  insanların kör olması, ülkeyi düşünmekten çok menfaatlerin ön planda olduğunun göstergesidir.

Hemen yanı başımızda sorun yaşayan bir devletin yeniden yapılandırılmasında  söz sahibi olmaya çalışan hükümetin, karşısında ilk olarak ana muhalefetin durması , ülkenin dış politikasının kalıcı olması gerekirken bu politikalara destek vermediğini göstermeye çalışmak, Osmanlı gerileme dönemini hatırlatmaktadır. Suriye olayında iktidarın pozisyon alamaması gelecekte karşımıza nasıl bir canavarın çıkartılacağının ve bizim onun karşısında nasıl bir davranış sergileyeceğimizi   tahmin etmemiz mümkün değildir. Çünkü  terör örgütünün lideri bu ülke tarafından bize karşı kullanılıyordu. Bu gün içerisinde olan değişik grupların yarın bize karşı kullanılmayacağının garantisini kimse veremez, ülke iki yoldan bir tanesini seçmeliydi, ya Suriye olayında pasif konuma geçecek, yanı Suriye'de oluşan sisteme karşı duyarsız kalarak gelişmeleri izleyecek ve hangi devlet ile  komşu olacağını bekleyecek. Yada direk olayın içine girerek  belirleyici olacak. Her iki konumda iç ve dış siyasetin hedef noktası olmaktan kendini kurtulamayacaktır. Bu esnada birlik olmak gerekirken ayrışma adına hareket etmenin   ülkeye yarardan çok zararı olacaktır. 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim