1. YAZARLAR

  2. Reşit Öztürk

  3. Dertli Olmak Başkadır
Reşit Öztürk

Reşit Öztürk

Dertli Olmak Başkadır

A+A-

 

 

                  Evet, bütün mesele dertli olmaktır, eşekten düşmektir. Söyleyene değil, söyletene bak der bir söz. Ben de sizler gibi yazarları takip eden bir okurum aynı zamanda. Bir yazarımız köşe yazısında şöyle diyor. 'Gemi batarken, lüks kamarada mı yoksa makine dairesinde mi olduğunuzun çok önemi yoktur'. Sanırım bu söz, toplumsal kenetlenmenin gereğini ve önemini vurgulamak için yeterli olacak. Bir zincirin sağlamlığı en zayıf halkanın sağlamlığı kadardır, der başka bir söz.

                  İlimize sahip çıkmak konusu, Samsun'da yaşayan onbinlerce insan, yaşadığı kenti ne kadar tanıyor ve düşünüyor veya bu kent için ne yapıyor? Popüler ve popülist kültüre mi hizmet ediyor yoksa yaşadığı toprakların da değeri için çalışıyor mu? Aza kanaat ediyor mu yoksa hep imkânsız olan çoğun peşinde mi? Samsun'da Var Samsun İçin Al kampanyasındaki ürünlerden ne kadar haberdar? Başka bir deyişle, memleketinin ürünlerini tanıyor mu? Yoksa rüzgârın önünde savrulan yaprak gibi, bir rotasız gemiye mi benziyor? Oysa rotasız gemiye rüzgârdan bile fayda yoktur.

                   Bir başka husus; bin can feda, bir tek dostuma diye bir şarkı sözü vardır ve bunu bir türlü çözebilmiş değilim. Nasıl bir dostmuş ki bu, bin can bile uğruna feda edilebiliyormuş? Bu nasıl bir insanlıktır veya insafsızlıktır? Bilen varsa bir anlatıversin.

                   Kendini Kaf dağında gören ve el bebek gül bebek ağırlanıp etliye sütlüye karışmayan ama yeri geldiğinde insanların canını yakmayı maharet sayan bir meslek gurubu vardır ki, her gün mesleklerinin adları değişse de insanların gözünde inandırıcılığı olmadığı için itibarları da o ölçüdedir maalesef. Ve bunun sonucunda, tebdili mekânda ferahlık vardır sözünden hareketle, itelenerek iş yapar durumdadırlar, üzülüyoruz onlar için.   

                   Ve bir yolcu olarak hepimizi, özellikle orta ve alt gelir gurubundaki insanları ilgilendiren diğer bir husus, şehirlerimize giremeyen ilçe toplu ulaşım araçları. Bu durumun birçok ilde var olduğu açık. Halkın yorumu da açık, müslümana gâvur eziyeti diyor halk ve ben hiç bir şey demiyorum, yine söz sizin.

                   Şehirleri biz hep güzel falan görürüz ama bir o kadar da kötü yerleri yok değil sanırım. Geçenlerde bir büyük ilçemizde bir dükkâna girdim ve hoş değildi. Estetik, temizlik, hijyen, bakım, görsellik gibi kavramlardan nasibini alamamış bir yerdi burası. İşletene sordum, burası kimin diye, belediyenin dedi. Ben de bir hemşeriniz olarak söylüyorum dedim ve mekânın daha güzel olması için yapılabilecekleri söyledim. Yani yapılacak o kadar iş var ki birileri ileri gittikçe, sen otomatik olarak geri kalıyorsun. Dolayısıyla etrafımızdaki insanlar kadar çalışmamız gereklidir sevgili arkadaşlar. Bunu hep birlikte yapacağız ki başarabilelim.

                   Örneğin üniversite hocalarımız uzun mesai saatlerinden dolayı, evdeki çocuklarını uyanıkken göremediklerini söylerlerdi hep. Siz gelin bu insanlardan daha fazla verim bekleyin. Halkımız hocalarımızın böyle bir dertleri olduğunu ne kadar biliyor acaba? Hâlbuki biz hocalarımızı çok seven bir milletiz ama hocalarımızın da sıkıntıları varmış elbet.

                   Akraba evliliği konusunda ne desek azdır. Aman ne olur bu konuya çok dikkat edelim. Sonra bir yığın problemli çocuğumuz dünyaya geliyor ve hepimizin içi yanıyor acıyor. Emniyet kemerini bari uzun yolda, şehirlerarası yolda takalım lütfen, hiç mi sevdiklerimizin sevenlerimizin hatırı yok.

                   Bildiklerini saklayan insanın okunmayan kitaptan başkaca bir farkı yoktur. Âlim bildiğinden, bildiğini anlatmadığından, cahil de bilmediğinden, niçin öğrenmediğinden sorulacak diye biliyoruz ve onun için bildiklerimizi ve bilmediklerimizi sizinle paylaşıyoruz. Yarın bir deprem anında gitmeyeceğimizin hangimizde garantisi var ki?

                   Akıl ne büyük nimettir, her geçen gün biraz daha akıllanmıyor muyuz? Biraz daha duyarlı ve insancıl olmuyor muyuz? Ben tüm meslek guruplarında bu olgunluğu görüyorum çok şükür. Yarınlar için çok ama çok ümitliyim. Her ne kadar sıkıntılarımız varsa da güzel yetiştiriyoruz bizden sonraki altın nesli. Çocuklar siz hep var olun. Biz küçüğüz siz büyüksünüz ve affetmek de büyüklüğün şanındandır diyelim ve tüm insanımızın öpülesi ellerini öpmek için fırsat bu fırsattır diyelim, sizi sevdiğimizi bir kez daha söyleyelim, halis bir niyet ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.