1. YAZARLAR

  2. Reşit Öztürk

  3. BEDEL ÖDEYENLER
Reşit Öztürk

Reşit Öztürk

BEDEL ÖDEYENLER

A+A-

Çok değerli okurlarım, kıymetli arkadaşlarım. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki 780 bin km kare vatan toprağında, 74 milyon insan olarak yaşıyor olmanın, verilmiş olan bir bedeli vardır. Bu hafta bu bedel üzerinde sohbet edeceğiz.

Dünyanın tam ortasında en değerli bir yerinde yerleşik olan Türkiye, tarih boyunca insanların gözdesi olmuştur. İnsanımız da bu vatan topraklarında yaşamak için ömürlerini canlarını vermişlerdir. Yalnız bu ömürler bazen normal bir ölüm ile sonuçlanırken bazen de şehadet ile sonuçlanmıştır.

Sabah evden kalkıp işe gidip, akşam da eve dönmeyi vatan için atılmış en değerli bir adım, vatan için verilmiş en büyük bedel olarak görüyorsak yanılıyoruz arkadaşlar. Bunu en sade vatandaş, en eğitimsiz bir insan, en vasat bir zekâ bile yapabilir.

Bu güzelim cennet vatanımızın her köşesi nasıl bir harikalar diyarı ise, her bölgesi nasıl bir kültür zenginliği ise, her geleneği nasıl bir farklı ve birbirini tamamlayan bir özellik arz ediyor ise bu milletin evlatları da tarihte ve bugün işte öyle farklı ve herkesi şaşırtacak, adeta kanını dondurtacak acılar, çileler, işkenceler, kötü günler, kötü muameleler yaşamışlardır veya yaşamaya devam ediyor olabilirler.

Tüm bunları bilen ve yaşayan bir insan olarak siz saygıdeğer okurlarımla paylaşarak belki de sizlerin hislerine tercüman oluyorum, belki de birilerinin kulağına küpe olabilecek hatırlatmalarda bulunuyorum.

Hiçbir güzellik yoktur ki hiç yoktan yere ortaya gelmiş olsun. Her güzellikte, anaların gizli gizli akıttıkları gözyaşı vardır. Hasta olduğunuz zaman, sıkıntılı olduğunuz kimi durumlarda insanın yüzüne ayrı bir güzellik, ayrı bir nur iner. İnsan daha bir gösterişli olur daha bir olgun ve dolgun olur. Adeta olgunlaşmış bir meyva gibi olur insan, teşbihte hata olmaz. Her güzellik bir bedelle gelir.

Bu milletin değerleri için, bu vatan için canları verenler varken, biz onların yanında nasıl vatan için bedel ödediğimizi, bu vatanı hak ettiğimizi söyleriz? Şehadet şerbeti içen bir ailenin yanında ben konuşmaktan hicap duyarım. Onlar, dünyada iken cennetle müjdelenen kişilerdir.

Bu milletin ve bu vatanın daha insanca yaşaması için, insan hak ve özgürlüklerinin daha çok gelişmesi için mücadele ederken, karşılaştığı kimi zorluklar dolayısıyla, hastane odalarında aylarca yatan canlar varken, sen klimalı evinden klimalı arabanla çıkıp sonra klimalı işyerinde iki muhabbet ve iki iş yaptıktan sonra eğlenceye dönerken neyin bedelini ödemiş oluyorsun?

150 metrekarelik dairelerde keyif çatarken, 1,5 metrekarelik yerleri hatırlamayanlar yarın kıyamet günü, mahkeme-i kübrada, ilahi adalet tecelli ettiğinde nadim olacaklardır, pişman olacaklardır. Bunu her kim biliyor da söylemiyorsa o da mesuldür, sorumludur bildiğinden. Her yıl toplum olarak onlarca acıyı yaşarken gerçekleri unutmak akıllıca bir iş değildir. Depremi, seli, şiddeti, terörü, trafik felaketini, cinneti, cinayetleri yaşarken.

Pek kıymetli okurlarım, burada amacımız kimseyi üzmek ya da karalamak değildir. Ama acı olan gerçekleri de hep birlikte hatırlamamız gerekir. Biliyor ve inanıyorum ki birçoğumuz tarifi imkânsız acı hayat hikâyeleri ile doluyuz. Bütün gayretimiz acıları paylaşarak birazcık olsun hafifletebilmek. Maksadımız üzüm yemektir yoksa bağcıyla uğraşacak gücümüz de yoktur.

Hapishanelerde yatan insanların hepsi ısrarla, kasıtlı ve bilinçli olarak suç işlemiş insanlar değillerdir. Sehven kazayla bilinçdışı yanlışlıkla veya yanlış anlaşıldığından oraya düşmüş insanlarımız da vardır. Vatan için çırpınırken bir şekilde hapis yatmayı da tadan, idam edilmeyi yaşayan insanlar, bu vatanın gerçek bedel ödeyenleridir.

Vatan için özgürlüğün kısıtlanmadıysa, aylarca gece gündüz uyku uyuyamayı yaşamadıysan, anlatmaktan hicap duyacağın durumlara maruz kalmadıysan, bu milletin eğitimi, bilimi, ticareti ve her türlü yaşam unsuru için çalışırken başına olmadık işler gelmediyse, hayatın kararmadıysa, bedel ödemediysen bedel ödeyenlere saygılı ol yeter. Gölge etme başka ihsan istemez. Saygılar sunuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.