1. YAZARLAR

  2. Salih Parlak

  3. YENİ TÜRKİYE’NİN DİYANET KAMBURU
Salih Parlak

Salih Parlak

YENİ TÜRKİYE’NİN DİYANET KAMBURU

A+A-

YENİ TÜRKİYE'NİN DİYANET KAMBURU

Yeni… Yepyeni bİR Türkiye;
Doğuyor.
Hem de canlı…
Hem de imanlı…
Hem de omurgalı…
Hem de halkına açık…
Osmanlılık heybetinde;
Osmanlı düşüncesinde…
Osmanlı, Müslüman'dı…
Osmanlı, söz dinletirdi.
Osmanlı,
Avrupa'yı titretmişti.
Osmanlı,
Mazlumların…
Ezilmişlerin…
Yurtsuzların dostuydu.
Hatta Yahudilerin de…
Yediği kapa işeyen;
Pensilvanya'daki gibi;
Ekmek verenine;
Taş atan;
Emanete hıyanet eden;
Dereden geçemeyen;
Akrep gibi;
Sırtına alan kaplumbağa'yı;
Sokan;
Ne oluyor akrep kardaş!
Deyince de;
“N'apayım;
Huyum tuttu”
İtirafında bulunan.
Ama kaplumbağa;
Affetmedi:
“Ben de arasıra;
Ters dönerim” deyip;
Akrebi suya bırakmıştı.
İşte Yahudi de…
Pensilvanyadaki de;
Öyle yaptı.
Kanuni Süleyman;
Büyük hata etti.
Sürgündeki;
Vatansız Yahudiler için;
Fransa'ya;
ültimatom verdi:
"Ben atımı eyerledim,
kılıcımı kuşandım.
Her an savaşa hazırım.
Allah'ın dediği olur."
Kim için böyle yazdı?
Can dostları;
Vatansız Yahudiler için.
İşte Yeni Türkiye hayali…
Hepimizin hayalinde!
Davutoğlu Başbakan!
Tayyip Erdoğan da;
Cumhurbaşkanı!
İnşallah Kürtler;
Kardeş olacak.
Gazze ezilmişleri;
İsrail zulmünden;
Kurtulacak.
Ama bir kambur var!
Diyanet İşleri Başkanlığı…
Başındaki başkan;
Çok iyi niyetli ama;
Çevresindekiler?
Diyanet uleması….
İlahiyat'ın Hocaları…
Sofu yetiştiren…
Ehl-i Sünnetten;
Güya asla ödünsüz;
Cemaatler!
Birbirlerini yiyorlar;
Hiç kimsenin;
Kardeşinden haberi yok.
Tutturmuş;
Bir Ehl-i Sünnet kılıcını;
Sallayıp duruyor.
Ama boş bir kılıç!
Kesmeyen… Bilenmemiş…
  İşte Yeni Türkiye'nin;
En büyük kamburu!
Davutoğlu Başbakanımdan;
Randevu istemiştim.
Yarım saat sohbetimiz olmuştu.
Bir Malezya yolculuğunda;
Uçakta;
Bizim Meal-Tefsirimize;
göz atmıştı.
Öyle söylemişlerdi;
Hiç uzak durmuyordu.
Sohbeti candan idi.
Siyasete girmemişti.
Malezya'da hoca idi.
Şimdiyse;
Türkiye'nin kaderi;
Onun omuzlarında!
İnşallah çalışmalarımızı;
İletiriz.
Ben her zaman söylemişim;
Bilirsiniz;
Ehl-i Sünnet uleması;
Kur'an ve Hadis der.
Ama Kur'andan haberi var;
Sağlam bir meal yok ellerinde!
Sağlam meal olsa;
Asla kavga etmezler.
Herkesin kafasında;
apayrı Kur'an!
Ama ben iddia ediyorum;
“gelin tartışalım;
Kavga yok!
Ama o hemen kavgaya giriyor.
Ben kavgasız…
Ayetleri ayetlerle tefsir eden;
Hadislere de kulak veren;
Ama 600.000 hadis yok!
Bir tefsir profesörü;
Gençle tanıştım;
54.000 Tabiin dönemi;
tefsir rivayetinden;
Söz etti.
Bu rivayetleri tarıyor.
Ayrıntısına girmiyorum.
B sıhhatsiz haberelr;
Bizi boğuyor.
Kavga ediyoruz.
Şimdi yepyeni Meal!
Benim hazırladığım meal!
Öyle rivayetlere yer vermiyorum.
Tamamen bilimsel!
Yani üniversite hocalarının;
Makalelerinden seçmeler;
Anlaşılmaz hiçbir tarafı yok.
Öyle kısır mezhep çekişmelerine;
Dalmadan;
Ayetlere tek bir anlam vererek;
O anlamı konu başlığı yaparak;
O konudaki makaleleri;
Tarayarak;
Kimsenin kısır kavgalarına;
Asla yuer vermeden;
Çok sağlıklı bir tefsir!
İşte yeni Türkiye'nin tefsiri!
İnşallah bu kambur;
Kalkacak!
Asr-ı Saadet çağının;
Neslini yakalarız.
Yeni Türkiye'nin neslini…
Asr-ı Saadette;
Mezhep kavgası yoktu.
İnşallah öyle olacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.