• BIST 107.086
  • Altın 143,994
  • Dolar 3,5633
  • Euro 4,1533
  • Samsun 26 °C
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 31 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

Türkiye' nin üç önemli sınavı

Salih Parlak

Türkiye Cumhuriyeti"nin iktidar sahibi olan hükümeti, kendisini yakından ilgilendiren üç önemli olayı yaşamış veya yaşamaktadır:

Su Forumu,

DTP"nin Türkiye Meclisi,

Mukteda Sadr Ankara'da...

Bu üç konu, yakın günlerde yaşanmıştır ve her biri Türkiye"nin geleceği için önemli gündem…

Su Forumu BM"yi ilgilendirmektedir. Her şeyden önce bilmelisiniz ki, Dünya Suları konusu, dinimizin ve akaidimizin önemli konusudur. Kıyametin kopmasının belirgin göstergeleri arasında “Sular Savaşı” bulunmaktadır.

5. Dünya Su Forumu, Habitat"dan bu yana İstanbul"da düzenlenen en büyük ve en kalabalık toplantı olma özelliğini de taşıyor.

Böylece, su artık mühendislik çalışmalarının konusu olmaktan çıkmış, ekonominin, kalkınmanın, siyasetin, çevrenin, toplum bilimlerin ve akaidimizin ana konularından biri oluvermiştir.

İlk Dünya Su Forumu 1997"de, Marakeş"te, ikincisi 2000"de Lahey"de, üçüncüsü 2003"de Kyoto"da, dördüncüsü de 2006"da Mexico"da yapılmıştır.

`Su tükeniyor`, `Tüm dünyada suya erişim azalıyor` gibi sloganlar öne çıkıyor... `Temiz suya erişim` adı altında ortaya senaryolar konuyor...

Prof. Dr. Beyza Üstün ve diğerleri: Uygulanan tarım politikaları nedeniyle gübresinin, mazotunun parasını zor karşılayan çiftçinin, tarlasına takılan kontörlü sayaçlarla suyu kullanmadan bedelini peşin ödemek zorunda kalacağı ifade ettiler. Bankalardan kredi alacak olan çiftçinin aldığı krediyi ödeyememesi durumunda toprağını kaybetmekle karşı karşıya kalacak.

Türkiye, son yıllarda küresel iklim değişikliği ile su alanında sorun yaşamaya başlayan ``yarı kurak`` bir ülke olmuştur.

Sanayi kuruluşlarının konut alanlarıyla iç içe üretim yaptığı Kocaeli'nin Gebze ilçesine bağlı Dilovası beldesinde yapılan bir araştırma, bölgedeki kirlilik oranının Avrupa Birliği ölçülerinin 30 kat üzerinde olduğunu ortaya çıkardı.

Türkiye'nin en önemli tarım kenti Konya'da yeraltı sularının kaçak kullanımı nedeniyle iki yılda 30'a yakın obruk oluştu.

EÜ Öğretim Üyesi Süer Anaç: Gediz Havzası, Büyük Menderes, Küçük Menderes gibi önemli tarım havzalarında tehlikenin ciddi boyutlara ulaştığını anlatıyor. Kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kullanımının tarımsal sulama ile sınırlı olmadığını, turistik ve sanayi tesislerinde de kaçak kullanım konusunda sicilinin kabarık olduğunu kaydediyor

Esas konumuz, sular savaşının nasıl başlayacağı ve nasıl kıyamet alametlerinden oluşu idi, ama diğer konulara geçmemiz gerekmektedir.

 

ÖRNEK ALDIKLARI ÜLKE İSPANYA

 

DTP, terör örgütü PKK'nın sözde Türkiye Meclisi'ne yönelik yapılan operasyonlarda tutuklanan 52 DTP yöneticisi için Diyarbakır Koşuyolu Parkı'nda 2 günlük açlık grevi başlattı. Genel Başkanı Ahmet Türk, "Partimize dönük bu darbe ile adeta dağa çıkmayı teşvik etmektedir" dedi.

DTP Grubu, hapisteki partililer nedeniyle 23 Nisan gecesi, Meclis'te oturma eylemi yaptı.

PKK halk meclisi, kültür komitesi, siyasi alan merkezi, gençlik komitesi, şehir, kasaba ve mahalle örgütlenmesi gibi 28 ayrı kolda örgütlendi.

Emine Ayna, partilerinin yönetici kadrolarına yönelik yapılan suçlamaların, partilerinin varlık nedeni olduğunu savunarak, "Bu suçu severek ve isteyerek işliyoruz." dedi.

Ayna, "Suçlamalardan biri Türkiye Meclisi ve Türkiye Koordinasyonu varmış. Bu bizim tüzüğümüzde var. Biz Meclis tarzı örgütlenen bir siyasi partiyiz. Diğer siyasi partiler gibi aldığımız kararlar genel başkanın ya da eş başkanın iki dudağı arasında değildir. Biz halka dayanan, sivil toplum örgütleriyle birlikte mahallelerde halkımızla oluşturduğumuz mahalle meclisleri ile birlikte karar alan bir siyasi partiyiz." diye konuştu.

Basında yer alan suçlamaların DTP'nin varlık nedeni olduğunu savunan Ayna, şunları kaydetti: "Suçlamalardan biri anadilde eğitim kampanyalarını kurgulamak ve örgütlemektir. Evet, DTP olarak anadilde eğitim olması gerektiğini söylüyor ve destekliyoruz. Bu konuda toplumsal muhalefeti oluşturacak her türlü örgütlemeyi de hayata geçiriyoruz. Eğer bu suçsa biz DTP olarak halkımızla birlikte bu suçu işliyoruz ve bu suçu işlemekten büyük bir gurur duyuyoruz."

"Sahip çıktığımız tek tek o arkadaşlarımız değildir. O arkadaşlarımızın suçlandığı fiillerdir, hayata geçirdiği politikalardır." ifadesini kullandı.

Örgütün Diyarbakır'da karargah olarak kullandığı bir ev 2 yıl izlendi, eve giden ve aralarında DTP'li yöneticilerle belediye başkanları da bulundu ve yüzlerce kişi takibe alındı.

Operasyonda asıl hedef DTP değil. Hedef, terör örgütü PKK içinde yer alan Kürdistan Demokratik Topluluğu"nun "Türkiye Meclisi" adlı yapılanması.

Gözaltına alınanlar, sivil itaatsizlik eylemleri örgütlemek, DTP'yi yönlendirmek ve yasadışı bir devlet sistemi oluşturmakla suçlanıyor.

İddialara göre Türkiye Meclisi, belediye başkanından memnun değildi. Örgüte yeterince yardımcı olmadığını düşünüyordu. Belediye başkanın sorgulayan emrindeki memur başkanı suçlu buldu. Türkiye Meclisi bir yandan suikastı şekillendirirken bir yandan da başkanın yerine kimi koyacağının muhasebesini yaptı.

Belediye başkanını bile öldürmeyi planlayan DTP Türkiye Meclisi'nin kendi anayasası da hazır. Bayrakları hatta mahkemeleri bile var. Türkiye Meclisi bir anlamda devlet içinde bir devlet planlıyordu. Bu planda örnek alınan ülke İspanya'ydı.

 Türkiye Meclisi'nin sırları, bu operasyonla ortaya çıkarıldı. 8'i üst düzey yönetici 16 üyenin tamamı bekar; çünkü örgüt evlenmelerini yasaklamış.. Bütün enerjilerini örgüte vermelerini istemiş.. Aileleriyle ilişkileri de sınırlı...

İşte son operasyonla böylesine önemli bir yapılanma çözüldü. Hem ünlü belediye başkanı kurtarıldı, hem de Bask modelinde yol alınmasının önüne geçildi.

Ancak operasyon da 'Türkiye Meclisi' de bitmedi. Bu yüzden istihbaratçıların çalışması yoğun biçimde sürüyor, yeni dalgalar bekleniyor.

İşte görüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti"nin işi çok zor.. Meclis içinde meclisler kurulmuş. Tıpkı TBMM gibi kendi içinde kararlar alabiliyor. Anadilde eğitim hakkını isteyebiliyorlar. Türkiye"de hangi etnik grup böyle istekte bulunma gereğini görmüş?

 

Mukteda Sadr Ankara'da...

 

Basına görüntü alma izin verilmeyen ziyaret konusunda Türk yetkililerin gösterdikleri titizlik olağanüstü! Öyle ki üst düzey birçok bürokratın Mukteda Sadr'ın Türkiye ziyaretiyle ilgili net bir bilgisi yok.

Iraklı lider Mukteda Sadr, bulunduğu ülke İran'dan Ankara'ya MİT'e ait bir uçakla getirildi. Yakın bir zamanda Sadr grubuna bağlı 5 milletvekilinden oluşan ve Salah El Ubeydi başkanlığındaki bir heyet de Ankara'yı ziyaret etmiş; Sadr'ın olası ziyareti konusundaki sorulara "yakında olabilir" demişlerdi.

Ziyaret daha çok iki ülke arasındaki resmi ilişkileri değil, Türkiye'nin Irak'ta siyaset içi ve siyaset dışı aktörlerle görüşerek nabız tutma çabalarının bir parçası olarak görülebilir. Kendileriyle görüştüğümüz yetkililer Sadr'ın "İran'da siyasi mülteci" durumunda olduğuna dikkat çekiyorlar. Gelen bilgiler arasında bazı Sadr grubuna bağlı milletvekillerinin İstanbul'da olduğu bilgisi yer alıyor.

Ankara, Irak'taki Sünni, Şii, Kürt, Arap, Türkmen tüm gruplarla görüşmeye ve irtibat halinde olmaya özen gösteriyor. Türkiye için oldukça önem arz eden Irak'ın toprak bütünlüğü meselesinin de bu çok taraflı görüşmeler tarafından desteklenmesi kolaylaştırıcı bir etken.

Özellikle Türkmen kökenli Sadr milletvekili Fevzi Ekrem Terzioğlu'nun gerek Kerkük konusunda, gerek Iraklılık, Irak bayrağı, merkezi hükümet-yerel yönetim arasındaki ilişkiler konusunda çıkışları Türkiye tarafından dikkatle izleniyor. Politikasını ulusal ve dini refleksler üzerinden yürüten Sadr hareketinin Türkiye'nin Irak politikasıyla özellikle ulusal bazda örtüştüğü muhakkak.

Türkiye, merkezi Bağdat hükümetini zayıflatacak şekilde Güney Irak'ta bir federal yapı daha istemiyor. Sadr grubu da bu konuda federalizm karşıtı görüşleri ve açıklamalarıyla tanınıyor ve Türkiye bu noktada da Sadr'ın çıkışlarını destekliyor.

Güney Irak'ta İran firmalarıyla birçok ülke yarışamıyor. Türkiye de Irak'ın bu bakir bölgesine girmek istiyor. Geçtiğimiz ay Basra'da düzenlenen bir fuara Türkiye önemli bir çıkartma yapmıştı. Ancak yatırımlarla ilişkili güvenlik sorunun çözülmesi için Sadr grubuyla da yapılacak görüşmeler Türk yatırımlarını yerel milis güçlerden koruma imkânını barındırıyor.

Yine Amerika'nın Irak'tan önemli miktarda asker çekmesini öngören anlaşmanın yürürlüğe girmesi bölge ülkelerinde Irak'ta doğacak boşluğu İran nüfuzunun dolduracağına dair endişeler yaratıyor. Türkiye'nin bu bağlamda tüm gruplarla görüşmesi, hem bu noktada bir denge oluşturabilir, hem de bölgedeki iki blok arasında çıkacak bir güç mücadelesini Türk tarafının yapıcı ve olumlu etkisiyle büyük oranda sınırlayabilir.

 

Ey iman edenler! İster canlarınıza, ister anne-baba ve yakın akrabalarınızın çıkarlarına ters düşsün; Allah"ın güdüleşici sivil toplum önderleri olarak âile ilkelerini titizlikle uygulayanlar olunuz. Kişi zengin de olabilir fakir de! Allah ikisinin de tek yönlendiricisidir. Buna göre daha âdil olacaksınız diye paradigmaları örnek almayın. Günün modasına uysanız da çekimser kalsanız da iyi bilesiniz ki Allah dışa vurduklarınızı kalp gözünden öte haber alır Nisaâ" Sûresi: 135..

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim