• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Samsun 18 °C
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 15 °C
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE
  • ZEREN: "Yarın kazanan taraf biz olacağız"
  • GİRESUN’A  BİLENİYORLAR
  • SAMARAS'IN KEYFİ YERİNDE

Sünni inancımızda 1 Muharrem gerçeği

Salih Parlak

Dikkatimizi çeken bir nokta var: “Hicri yılbaşı” veya “Haram aylardan biri olan Muharrem ayı” veyahut: “Hicret ayı Muharrem”… dediğimizde pek ilgi çekmiyor da “1 Muharrem” deyince bayağı ilgi çekiyor; neden?
1 Muharrem sloganı, Caferî veya Alevî kardeşlerimizin her yıl sloganlaştırdığı ve her yıl canlı olarak yaşadıkları bir gün olmasından dolayı, bayağı ilgi çekmektedir.
Muharrem ayı, özellikle Alevî kardeşlerimizin ve Caferî din kardeşlerimizin “Kerbela” adıl altında her yıl ortaklaşa düzenlenen dinsel etkinliklerle kutladıkları bayramlarıdır. Bu ayda 12 gün oruç tutarlar, neden? Kerbela şehitleri  bu günlerde susuzluk çekmişlerdir de ondan. Yoksa Allah cc emrettiği için, Kur"an-ı Kerimde emredildiği ve sünnet-i seniyyede rivayet edildiği için değil.
Biz Ehl-i Sünnet taraftarları ve mezheplerince bugünlerin dinî kutlamaları da gayet sönük geçmektedir. Çünkü bizim büyüklerimiz bizlere öyle örnek olmuşlardır. Biz sadece Muharrem ayının 9., 10. ve 11. günleri oruç tutarız; ama nafile oruç… Bazılarımız, Muharrem ayının ilk gününden itibaren 1o gün oruç tutar ve 10. günü de âşûrâ çorbasıyla ıftar eder.
Alevîlere göre; Muharrem ayında eğlence yapılmaz; bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez; düğün-nişan-sünnet törenleri yapılmaz; karı koca ilişkileri kesilir; kurban kesilmez; et yenilmez; Kerbela şehitlerinin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez; eğlence yerlerine gidilmez; saç ve sakal traşı olunmaz
Biz Ehl-i Sünnet yanlıları, hiçbir toplu kutlama törenleri düzenlemeden, birkaç bireysel oruç etkinliğiyle, gayet sönük, müftülüklerin insafına bırakılmış olarak camilerde Cum"a hutbesinde birkaç cümleyle işi geçiştiririz.
Âşûrâ çorbasını da on gün sonunda pişiririz ve kâse kâse konu komşumuza dağıtırız. Böylece işi geçiştiririz.  Doğru mu yaparız? Veya Alevî ve Caferî kardeşlerimizinki daha mı doğrudur? En gerçekçi kutlama hangisidir?
Bana sorarsanız derim ki; bizim kutlamalarımızın pek anlamı yoktur. Alevî ve Caferî kardeşlerimizinki de kuru kalabalık ve kitleleri kalıcı ve kurumsal bilinçlendirme ve sürükleyicilikten uzak kalmaktadır. Toplu halde zincirlerle dövünmelerin ve bedenlere işkence çektirmelerin de kalıcı etkisi olmamaktadır.
 Biz insanlarımızı Ehl-i Sünnetçiler ve köktendinci; radikaller, siyasî İslamcılar gibi kümelendirmekteyiz. Ehl-i Sünnet yanlıları, etliye sütlüye karışmadan, hatta başındaki imam; fasık, facir ve devletçi de olsa ona uymak ve itaat etmek farzdır cümlesini dinî emir gibi karşılamaktadır. Âşûrâ çorbasını kâseler doldurarak, yanına da çorba çerez türünden eklemeler yaparak toplu tören davetiyesiyle konu komşuyu evine çağırmayı fantezi görmektedir. Ehl-i Sünnet Müslümanları, ibadeti Allah-kul arası sır bir kutsallık görmekte, alenileştirici etkinlikleri din havası içinde topluma açık etkinlikler biçiminde sunmanın Allah-kul arası samimi havayı lekeleyeceğine inanmaktadır. Toplu dua ve zikirleri, meclisleri… Allah"a cc karşı ve kutsadığı devlete karşı işlenmiş suç olarak görmektedir.
 Ben Ehl-i Sünnet ve"l Cemâat yolundakilerle beraberim.
Ama ben, edillei-i şer"iyyeden üçüncüsü olan icmâ"-ı ümmeti ön plana çıkarıyorum. Buna göre bir çağın seçkin uleması, yalan medyanın kurbanı olmamış ve gerçek Allah dostlarının dernek, vakıf, sendika vb meslekî kuruluşlarından kopmamış ilahiyat fakülteleri akademisyen bilginleriyle DİB"nın Din İşleri Yüksek Kuruluna seçim yoluyla gelmiş, tarafsız düşünen müftüleri o çağın icmâ"-ı ümmetini oluşturacaktır.
   Her çağın beraberinde gelen meselelerine ortak karar verecekler ve o çağda yazılmış tüm tefsirleri raportörlerine inceletecekler ve en doğru görüşleri oylayacaklar ve onaylayacaklar, o çağın Ehl-i Sünnetini ilan edeceklerdir. İşte ben o zaman o Ehl-i Sünnettenim. 
Belki de 300 sene önce oluşmuş ve hala yenilenmemiş Ehl-i Sünnetin o çağdaki görüşünü körü körüne bana dayattığına inandığımdan bu Ehl-i Sünnete yabancıyım.
Ben “Cum"a Tatil Kültürü” adlı kitap yazdım.  Tamamen bu konuya açıklık getirmektedir. Bugünkü 1 Muharremi de içine alan geniş bir düzenlemeye açıklık getiriyorum. Ben Cum"a gününü Allah"ın cc, ta Âdem"den AS beri tatil olarak emrettiğine inanıyorum. Kur"an-ı Kerimde yazılı bir âyette açıktan Cum"a tatili yazılmamıştır, ama Büyük İsrail"in de o zaman açık cumartesi tatili yoktur. Ancak bugün İsrailoğullarının Cumartesi gününü tatil yapması ve spor ile müzik etkinliklerini bugüne odaklamasına ne demeli?
 Yani tatil denen sosyal gerçeklik, ancak 20. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bizim ulema kesimi, İslam"ın gerçek kararını verememiştir. Yani bizim ulema, Kur"an mesajını çağımıza getirememiştir.
Ben Cum"a gününün tatil olduğunun ilahî emir olduğuna inanıyorum. Cum"a Sûresindeki Cum"a namazı âyet-i kerimelerinin yanlış tefsir edildiğine de inanıyorum. Kitabımda, bana göre doğru tefsirlerini genişçe yazmış bulunuyorum.
Diyeceksiniz ki bu anlatılanların konu ile ilgisi nedir? Anlatayım:
Cum"a günü tatil olsa ve Hz Peygamberimizin doğrudan katıldığı veya hadislerinde övdüğü sporları gençlere sevdirmiş olsak. Tatil günü boyunca tıpkı cumartesi-pazar oynanan spor etkinlikleri gibi düzenleme yapsak. Final yerine sonuç sözcüğünü kullandığımdan: çeyrek karşılaşma sonucu, yarı karşılaşma sonucu ve son karşılaşma sonucu dersek şöyle bir görünüm sağlarız:
Cum"a günleri Müslüman gençliğin bütün İslam ülkelerinde çeyrek karşılaşma sonuçları alınmış olacaktır. Haram Aylarda da yarı karşılaşma veya kupa maçları sonuçları alınacaktır. Hacc mevsiminde de son karşılaşma sonuçları, bütün hacı adaylarının katılımıyla ilan edilecektir.
Spor karşılaşmaları deyip geçmeyin. Siyaseti o belirliyor; Türkiye-Ermeni veya Türkiye Suriye yakınlaşması spor karşılaşmasında sağlanıyor. Müslümanların gençler arasında böyle bir tatil anlayışı, böyle bir spor karşılaşma düzenlemesi yok. Hiçbir tefsirde de tatil ve gençlik konusu işlenmemiş. Müslümanların gençlere yön vereceği hiçbir tatil ve sportif eğlence zamanı ayrılmamış. Eğer öyle tatil anlayışı ve spor anlayışı benimsenmiş olsa da dinen zamanı da belirlenmiş olsa inanın Muharrem ayı kutlamaları da çok farklı olacaktır.
Eğer Müslüman gençlik yoksa nedeni tefsir kitaplarıdır. Öyle bir yönlendirme yapılmamıştır ve böyle bir toparlanma suç sayılmıştır. Oysa ben inanıyorum ki Allah cc Cum"a gününü sadece iki rek"at namaz ve basit insanların okuyacağı hutbe için farz kılmamıştır. Gençliği grup ve cemâat oyununa özendirmek ve medyasını kurup siyasete hazırlanması için farz kılmıştır. Muharrem ayının içinde yer aldığı Haram Ayları da İslam dünya gençliğinin ortak eylemde bulunma zamanı olarak farz kılmıştır. Allah cc, haccı da bu ikisinin tavanına yerleştirmiştir.
Böyle düşünürsek hacc ibadeti ömrilik ve sadece zenginlere ait ibadet olmaz. Zaten böyle bir ibadete aklım hiç ermemektedir. İbadet herkesi ilgilendirmelidir. Eğer Haccın tabanına Cum"a günü sportif etkinliklerini yerleştirirsek barış ve birleştiriciliğiyle spor da ibadet kapsamına girmiş olur. 1 Muharrem"de Kerbela kutlamaları veya hicret kutlamaları daha güzel anlam kazanır.
   “Dahası onlara deniz banliyösündeki/göbeğindeki silik uygarlığın durumunu sor; Cumartesi konusunda çizmeyi taşırdıklarını, dahası o yasaklı tatil günlerinde o balıklarının denizi peşi sıra yararak kendilerine gelişlerini, Cumartesi olmayan günde avlanılma korkusuyla öyle gelmediklerini sor. O yasa delme fasıklıkları nedeniyle böyle kontrol ederiz” A"raf Sûresi: 163.
 

 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim