• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Samsun 9 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’
  • ŞEHZADELER'DEN TERMESPOR'A MORAL YEMEĞİ
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • HOCAOĞLU,’HEDEFİMİZ 4’TE 4’

Mübarek Geceler ve Muhafazakârlık

Salih Parlak

Dinimiz İslam"da çok anlamsızlaştırdığımız değerler vardır. Allah"ın cc emrettiği biçimde kutlandığına asla inanmıyorum. Ramazan ayı yaklaşıyor, Regaip kandiliyle başlayan ve Berat kandiliyle sona eren mübarek geceleri binlerce ve milyonlarca Müslüman var; bana göre hiçleşmiş ve anlamsızlaşmış geceler olmuş.

Acaba Allah cc Ramazan orucunu sadece sahur anından ıftar saatine kadar aç ve susuz durmak için mi farz kılmış? İftar sofralarının ve teravih etkinliklerinin hiç mi değeri yok? Ramazan oruç ayı, “Üç Aylar” diye bilinen, hakkında ve faziletleri konusunda binlerce kitap yazılan-satılan, üç ayın ilki olan Recep ayının içinde yer aldığı Haram Ayların hiç mi değeri yok?

“Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir” İbni Cerir.

“Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır” Taberani. “Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir” Ebu Davud.

“Receb ayında Allahü Taâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer” Deylemi.

“Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer” Deylemi.

“Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder” Gunye.

“Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb"in hepsini tutmuş gibi sevab verilir” Miftah-ül-cenne.

Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi” İ. Asakir.

“Allahü teâlâ Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların af oldu” der. Receb"de Allahü Taâlâ Hz Nuh"u gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti” Taberani.

“Receb"de, takva üzere oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler” Ebu Muhammed.

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye hürmet edenleri Yüce Mevlam affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

Oruç… Oruç… Yine oruç… Allah katında yok mu başka ibadetler? Elbette oruç en değerli ibadettir. Nefsi en iyi körleten ve dizginleyen oruç ibadetidir. “İçinizde evlenme gücünü kendisinde bulamayanlar oruç tutsun” biçiminde hadis-i şerifler de var.

Ben derim ki sadece oruç mu?  Mübarek geceler, sadece oruçlarla mı kutlanır? Ezber etmişiz: “Mübarek gecelerde dargınları barıştırınız” diye. Kaç tane dargın barıştırıldı bu gecelerde? Ben hiç duymadım ve görmedim.

Hz Âişe validemiz ra buyuruyor ki:

“Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şaban ayının tamamını oruçla geçirirdi” Buhari.

“Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır” Ebu Ya"la.

Üç Aylar"ın faziletleri denince ilk aklımıza gelen şey, oruç tutmak, ardından nafile ve kaza namazı kılmak, evimizde, bireysel olarak, bol bol dua etmektir.

Ben derim ki; camiler ne amaçla yapılmış? Sadece namaz kılmak için mi? Camilerin avlusu da var; avlusunda yeşillikler, çiçekler, selviler, çınarlar, sarmaşıklar var. Oturmak, sohbetler etmek için, kişilerin meramlarını karşısındaki dost cemaat arkadaşı veya arkadaşlarıyla iletişim kurması için topluma açık meydanlardır. Mahallenin dert ve toplumsal ihtiyaçlarını dile getirme ve toplu çarelerin arandığı ve çözüme kavuşturulduğu açık kurultay salonlarıdır.

Neden devleti kuran irade sahipleri, camisine atadığı namaz kıldırma memuruna, o bahçe, o meydan ve o güzelim alanlarda cemaatiyle buluşma, dertleşme, iletişim kurma ve mahallenin dertlerine çare bulma komisyon başkanlığı görevini de vermez? Bomboş alanlar… dedikodu alanları… mahallenin haciemmilerinin, manavının, tüccar amcalarının çocuk ve torunlarının toplum huzurunda alenen sevişme, öpüşme ve nara atma, hatta futbol oynama alanları oluverir.

Camiden; namaz kıldırma memuru arkasında saf tutarak, cemaatle namazlarını kılma mutluluğuna eren emekli ve işsiz vatandaşların dedikodu alanı oluverir. 

Diyelim Berat Kandili günü oruç tuttuk. İftar sonrası yediğimiz yemeğin rehavetiyle azıcık şekerlemede bulunduk. Camiye gidemedik; evde namazlar kıldık,  nafile namazlar ve kaza namazları kıldık. Gece tamamlandı mı? Mübarek geceyi kutlamamız tamamlandı mı? Allah katında makbul ibadetler hanesine yazılıp cennetlik olmamızı sağladı mı? Günahlarımızın afvına neden oldu mu? Bana göre asla… Çünkü bu mübarek gecelerde ibadetler toplu yapılacak. Bu mübarek günlerde evlerimizden önce camilerimiz ve camilerimizin avluları şenlenecek. Çoluk-çocuk, özellikle genç yaştaki kız-erkek tüm gençlik kendi aralarında geceyi değerlendirecekler. Hz Peygamberimiz Muhammed Mustafa SAV Hazretlerinin gençlerle birlikte yarıştığı binicilik, atıcılık, koşuculuk, atletizm, güreş vb yarışmalarında üstün gelen başat gençlerin seçmelerini yapacak ve ödüllendireceklerdir.

 Camilerin bu gecelerde, tamamen kahvehane, birahane, kıraathane gibi yerlerin etkinliklerine rakip olmasını sağlayacaklardır:

“Sen Allah yolunda şehit olanların ölü olduklarını sanma, sanma. Tersine onlar Rabbleri katında hem canlı hem de gönüllerince yiyip-geziyorlar. Allah'ın kendi aşkın iradesinden kendilerine verdikleriyle coşarak... Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış kardeşlerine de hiç bir korku, kederlenmeye yer olmadığı muştusunu göstererek... Evet, Allah'ın özel yetisi ve aşkın iradesiyle muştulanıp Allah'ın o inanmış cemaatin ücretini asla eksiltmeyeceğinin gösterisini yaparak... kendilerine bunca yara bere isabet ettikten sonra bile Allah'ın, dolayısıyla Resulünün çağrısına canla başla katılanların... Evet içlerinden o ihsan derecesinde iman edip o takva sahibi olanlar için çok büyük ücret cennet katı var! Halk kendilerine: "Çok büyük insan kalabalığı sizin için toparlanmış! Onlardan çok korkmalısınız" derken cihad aşkları bir o kadar daha artıp: "Allah bize yeter! O, ne güzel Vekil!" diye haykırdıklarından...”  Al-i İmran Suresi: 169-173. 

İşte bu gecelerde nasıl kutlamalar yapılacağı, şehitlerin eylemlerinin nasıl canlandırılacağı açık açık anlatılmaktadır.

“Oysa iman edenler... İşte onların imanı kat kat artar ve müjde şölenleri düzenlerler. Kalplerinde modaya hayranlık hastalığı olanlar... Kalplerindeki sosyal, siyasal çevre kirliliğine kirlenmeler katar; küfrü yaşarken ölür giderler” Tevbe suresi: 124-125. 

İşte iki taraftaki iyi değer yargılarını camide yaşatan ve kıraathanelerde, kötü değer yargılarını birahanelerde yaşatan iki gençlik burada anlatılmaktadır.

“Dolayısıyla o kerâmet yağmurunu dilediği kendi kullarına değdirdiğinde bir de bakmışsın onlar sevinçten barış şöleni yapıyorlar” Rum Suresi: 48.

Burada da görüldüğü gibi Allah cc rahmetini iyi gençleri üzerine keramet olarak bu mübarek gecelerde indirir. O kullar cami avlularında, müjde şölenleri düzenler ve öncülük ederler.

 

Bir iki noktaya daha değinelim:

Bir zat şöyle yazıyor: “İslam Dîni kulun huzûr, sürür ve sükûnunu kalb sarayında aramasını ister. Çünkü bütün güzellikler kalp cevherindedir”. İşte burada bir eksiklik var derim; huzur ve sükün sadece kalpte değildir; dışa yansıması gerekir. O da bu mübarek gecelerde iman kalpten dışa vuracak ve ayet-i kerimelerde olduğu gibi, gençlik şöleni biçiminde olacak.

Cuma gününü kutluyoruz; namaza katılıyoruz; acaba Allah cc Cum"a namazını neden farz kılmış? İşini gücünü bırakarak, gerektiğinde koltuğunun altına sıkıştırılmış ve caminin çevresinde bir sokağın ortasına serilmiş kağıt parçası, seccade, gazete parçası, hasır… üzerinde iki rek"at namaz kılmak için mi farz kılınmış? Cum"a Günü"nün namaz dışında hiç mi kutsallığı ve toplumsal değeri yok? Haram Aylarla Cum"a günü arasında ortak alan yok mudur?

Mesela bir aşure çorbası yaparız; sadece aşure çorbasını ve aşure günlerini biliriz ve imanı tam kadın ve erkek saf dindarlarımız birkaç gün de oruç tutarlar.

Sahabe ra:

      - Yâ Rasûlâllâh! Allâh Teâlâ, Aşure gününü diğer günlerden faziletli kılmış mıdır? diye sorduklarında, Peygamber sav Efendimiz:

      -Evet, Allâh Teâlâ Aşure gününü diğer günlerden üstün tutmuştur. Allâh Teâlâ gökleri Aşure günü yarattı. Dağları, denizleri. kalemi, levhi ve Âdem as'ı Aşure günü yarattı. Adem as'ı Aşure günü Cennete koydu. İbrahim as, o gün doğdu ve Allâh Teâlâ onu ateşten Aşure günü kurtardı. Aşure gününde, oğlunun yerine kurban etmek için ona büyük bir koç verdi. Allâh Teâlâ, Firavun'u Aşure günü boğdu. Eyyûb as'dan belâyı Aşure günü kaldırdı. Hz Âdem'ın tevbesini Aşure günü kabul etti. Dâvud as'ın zellesini Aşure günü bağışladı. Isâ as Aşûre günü dünyaya geldi. Kıyamet, Aşure günü kopacaktır." buyurdular. (Gunye 2/53)

 

Bana göre tamamen uydurma… Aşure günü, Haram Aylar kapsamındaki Hicri Yılbaşı"nın kutlanması için şölen aracıdır. Şölenler Haram Aylarda kutlanır ve ibadetin bir parçasıdır. Mübarek geceler denince aklımıza muhakkak şölenler gelecektir. Yukarıda Gunye adlı kitaptan alıntı uydurma hadisin dinimizle yakından veya uzaktan hiçbir ilgisi olmadığı kanaatindeyim.

Bu yazdıklarım: “İslam"da tatil diye bir şey yoktur. Tatil, atalettir. Vakti boş yere geçirmektir. İslam"da çalışmadan başkası olamaz” hezeyanında bulunanlara tokat hükmündeki cevaptır. Allah cc Cum"a gününü, Haram Aylar"ı ve Haccı toplu tatil için, toplu şölenler düzenlenmek için, gençliği Resulüllah"ın sav övdüğü ve bizzat katıldığı ve yarışta bulunarak özendirdiği sporlarla tanıştırmak için, Yunus Emreler yetiştirmek amacıyla Aurovisyon biçimli şarkı yarışmalarına ortam hazırlamak için farz kılmıştır. Cem^^aatler olacak ve tatillere sahip çıkacak. Cemaatlerin etkinliklerini kendisinin olmayan Cumartesi-Pazar günleri düzenlemesi ve İslam"da tatil yoktur demesi İslam"ın yüz karasıdır. Fuzuli yere yüceltme mekanizmasıyla savunmaya geçmeyelim.  

Çünkü bu gibi uydurmalar, dinimizin önemli şölen alanı olan Haram Ayları devre dışı bırakmaktadır. Haram Aylar savsaklanmaktadır. Sorarım; tatil yoktur, deyip Cumartesi-Pazar tatil günlerine sarılanlar neden tatil yapıyorlar?:

“İşte bunların dördü dokunulmazlık Haram Aylarıdır. İşte bu, çağdaş sivil toplum dini... Bu aylarda kendi canlarınızın hak-hukukunu çiğnemeyip ön koşulluluktan uzak hep birlik cihadla müşriklere sıcak savaş açınız. Tıpkı onlar hep birlik haçlı ordusuyla size sıcak savaş açtıkları gibi. Yine biliniz ki Allah, o takvayı yaşayanlarladır. Ay takvimini bilinçlice atlatmak, sadece ilâhî değerleri örtbas etmede hız kazanmaktır. O güç, bu yöntemle, küfre kayanları şöyle mefkûresizleştirir: Allah'ın dokunulmazlık aylarının etkisini çiğneyebilmek için onu bir yıl uygular; ertesi yıl atlatırlar. Böylelikle Allah'ın haram ettiklerini normalleştirirler. Amaç, kötü sosyal etkinlikleri, onlara hep şirinleştirilsin. Allah o örtbasçı toplumu kılavuz etmez” Tevbe Suresi: 36-37.

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim