• BIST 107.895
  • Altın 151,838
  • Dolar 3,7068
  • Euro 4,3500
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

Fıtır bayramı ve türk insanı

Salih Parlak

Bayram, umrelerle ve inanç turizmiyle; Üç Aylar ve Haram Aylar kapsamında, Beytullah'ta, Eyup Camii çevresinde, İslamabad'da, Darfur'da, Mogadişu kamplarında, Kabil çevresinde ve çeşitli Afgan eyaletleri merkez camileri çevrelerinde İslami cemaatlerinin ortak  zikir halklarında geçirmektir.
Şu var ki, Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'ya yenik düşerek çökertilmişse, parçalanmış ve çökmüş büyük bir ümmetin yığınları olmuşsa Ramazan Bayramlarını ne ile yaşayacaksın? Kiminle yaşayacaksın? İslami cemaatler, Osmanlı'nın  tanıdığı vakıf imtiyazlarını kötüye kullanmakla cemâatler birbirinin etini yiyen ve kanını emmekten zevk alan vampirler durumuna getirilmişe Bayramları ne diye kutlayacaksın?!
Başkalarının zorlamalarıyla kurulmuş, zor ayakta durabilen Cumhuriyetinin kazanım dediği ahlak yıkımlarını hangi imparatorluğun vakıf imtiyazlarıyla Ramazan bayramlarında kutlayacaksın?
Ders almak zorundasın! O imparator coşkuları bitti! Kendine yeni bir toplumsal coşku imparatorlukları kurmak zorundasın! Geçmişimizi araştırmak, birikimimizi yeniden gözden geçirmek, hatta varsa çarpıtılmış yanlarını sorgulamak ve saptırılmış yönlerini doğrultmak üzere onu Kitap ve sünnetin ruhuna yabancı unsurlardan ayıklamak gibi çok zor bir durumla bugün karşı karşıya bulunmaktayız. Bu sorumluluk bize ciddi bir öz eleştiri kapısını aralamaktadır. Onun için Hicrî 1433 yılının Ramazan ayını yaşadığımız bu mübarek günler münasebetiyle bayram konusu üzerinde çok yönlü bir değerlendirme yapmamız gerekmektedir.
Filistin, Irak, Afganistan, Libya, Yemen ve Suriye gibi İslâm vatanının birçok yeri iç ve dış düşman işgali altında! Yahudi-Hıristiyan ittifakına ait güçler bu ülkelerde her gün onlarca Müslüman'ın kanını akıtırken, ırza ve namusa tecavüz ederlerken, bu toprakların mal ve servetini yağmalayarak Batı'ya kaçırırlarken, İslami cemaatsız kalmış Müslüman, neşe ve coşku içinde nasıl bayram yapacak?
Yahya Kemal'in, “Süleymaniye'de Bayram Sabahı” başlıklı şiirinden:
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de…
Tanrının mabedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor.
Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını…
Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa…
Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher!
Kosva'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..
Ulu mabedde karıştım vatanın birliğine.
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı
Bir dünya ümmetinin bayram sabahı!
Muhteşem Süleymaniye ile bütünleşmiş halk sürüsü!
Savaştan yeni çıkmış, yorgun bir toplumun umut pırıltıları!
Yitirdiği bir cihan imparatorluğunun, gururunu okşayan parlak tablolar!
Kimine göre bayramlar; geçmişte yaşanan toplu eğlencelerdir, anmalardır. Dinsel bayramlar edebiyatın, dansın, müzik ve tiyatronun olduğu kadar jimnastiğin, güreşin, araba ve at yarışlarının da temelidir. En eski bayram olan Potlaç'ın devamıdırlar. O zamanlar kabilece baharda yapılan ve bir ay süren Potlaç, bol müzikli ve danslı geçer; cinsel tabular kalkardı.
Resulullah Sav şöyle buyurmuştur.
Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.
"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."
Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir:
"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber As beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar."
Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır. Esasen bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır.
Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.
Bayramda her müminin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır. Bu günler, tüm Müslümanların sevinç, ziyaret, ziyafet, ikram ve dayanışma günleridir. Bayram gününü hem yemek içmekle, hem fitrelerini yoksullara vererek onları sevindirmekle, hem de dost ve yakınlara yapacakları karşılıklı ziyaretlerle geçirmelidirler.
Bu arada çocuklar asla unutulmamalı, onları da hem baba ve anneleri, hem yakınları, hem de komşuları uygun hediyelerle sevindirmelidirler; bayram sevincini onlara da gerektiği kadar tattırmalıdırlar.
Toplumu zinde tutan geleneklerden biri de hediyeleşmedir. Bu ve benzeri yapıcı geleneklerin söndüğü toplumlarda halkın birlik ve beraberliği ancak yasaların zoruyla sağlanabilir!
Bayram kelimesinin günümüzde çağrıştırdığı gerçeklerin belki de en önemlisi; değerlerimizi yıkmaya çalışan, kötülük yaygaracısı televizyon ve boyalı tröst basın organ odaklarının Ramazanlarda ve bayramlarda sergilediği çabalardır.
Mübarek Fıtır Bayramınızı tebrik ederim.
 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim