• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • TFF'DEN SAMSUNSPOR'A REKOR CEZA !
  • SAMSUNSPOR'UN TRASNFER TAHTASI KAPANDI
  • ESKİ TAKIM ARKADAŞLARI BİR BİRLERİNE RAKİP OLDU
  • TFF'DEN SAMSUNSPOR'A REKOR CEZA !
  • SAMSUNSPOR'UN TRASNFER TAHTASI KAPANDI
  • ESKİ TAKIM ARKADAŞLARI BİR BİRLERİNE RAKİP OLDU

ORTALIK KARIŞTI

Adnan Bahadır

         Son iki gün üst üste yazdığım yazılarla ilgili birçok dost ve okur arayıp, neden bu yazıları yazdığımı soruyor. Hatta bazı okurlar Osmanlı Padişahlarının ölüm nedenlerinden bize ne diye yorum dahi yazmışlar.  Bazı uyanıklar ise yapacağım açıklamalarla ilgili, bana gaz vermeye çalışıp, ne oldu yapmaya cesaret edemiyor musun diye yorum yazıp, gaz vermeye çalışmışlar. Dilerseniz amacımın ne olduğunu sizlerle paylaşayım. Bu tür yazıları yazarken iki şeyi hedeflerim, birincisi toplumumuzun ne kadar kültüre, bilime, eğitime meraklı olduğunu okunma oranlarından tespit ederim, ikincisi ise yazdığım önemli bir konunun gündemde daha fazla kalması için bu tür ara taksimi sayılabilecek yazılar yazarım. Doğrusunu arasanız Padişahların ölüm nedenleri ile ilgili çok enteresan anım olduğundan bu yazıyı yazmanın benim için farklı boyutu olacağını düşündüm.

            1995 li yıllarda Refah Partisi"nde siyaset yaptığımız zaman Ahmet Demircan Bey"le  birlikte hareket ediyorduk. Milletvekilliğinden, Bakanlığına dek gayet güzel bir ekip hareketi oluşturmuş idik, bu birlikteliğimizi hazmedemeyen partinin vampirleri ayrılmamız için her türlü yola başvurup, bizi dağıtmak istiyordu. Nihayet Erbakan Hoca"ya bir otobüs adam getirip, yalan, yanlış ifadelerle onu ikna ettiler. Bu olayı bizden önce öğrenen Ahmet Demircan bizi bir akşam Saadettin Şahin Bey"in evinde toplayarak sohbete başladı. Sohbetin konusu Osmanlı Padişahlarının kardeşlerinin veya çocuklarının kellelerini vurmalarının meşruiyeti idi. Hepimiz düşüncemizi söyledikten sonra ortaya çıkan karar Devletin bekası için yapılanların meşru olduğu yönünde idi. Ahmet Bey bu karar birliğinin ertesi günü ilk iş olarak kendi ekibi olan bizlerin kellesini aldı ve yeni kurulan Fazilet Partisi İl Yönetimine bizim arkadaşlardan hiç kimseyi almadı. Böylece hem bizden kurtuldu, hem de bunu bize onaylatmış oldu. İşte bu nedenle Osmanlı Padişahlarının ölüm nedenlerini kaleme alma ihtiyacı duydum.

            Gelelim asıl konumuza yazdığım köşe yazılarının okunma oranı sadece nette 1000 ile 2000 arasında değişmekte olup, diğer satılan gazeteleri de eklediğimizde bu rakam 5000 civarına ulaşmaktadır. Yazılan konu magazinsel ise okunma rekorları kırıyor, ilmi bir yazı ise bazen yarı yarıya, bazen ise dörtte bir oranına düşüyor. Siyasetçilerin Gerçek yüzünü tanıyalım yazısı ise bu oranları üçe, dörde, hatta beşe katladı desem abartmış olmam. Yazıya o kadar enteresan yorumlar geldi ki anlatamam. Meğer bu şehirde ne kadar insanın canı yanmış da haberim yokmuş. Vurucu Tim Vekilimizin o kadar çok maharetleri varmış ki sormayın gitsin. Yaptığı kooperatifte paralarını alıp da işi bitirmeden yarım bıraktığı daireler nedeni ile mağdur olanlardan tutun da, Üç beş kuruş para biriktirip kenarda bekleten insanların paralarını alarak kültür mantarcılığı yapacağım diyerek insanların paralarını nasıl çar çur ettiğini, elektrik sobası üretimi yapacağım diye paralarını aldığı insanların paralarını bir daha nasıl ödemediğini, yaptığı işlerde çalıştırdığı insanların paralarını ödemeyip onları nasıl mağdur ettiğini, hatta bir dönem yaptığı ticarette kendi adını değil de başka bir garibanın adını kullanıp çek kestiğini ancak daha sonra bu çekleri ödemeyince zavallı adamın başına hangi hallerin geldiğini, yaptığı zamparalıklardan ötürü ailesinin psikolojik destek almak zorunda kaldığını yazmakla kalmadılar, ayrıca bizzat bana gelip anlatanlar da var. Bir insan hem siyaset yapacak, hem de topluma kendisini olduğu gibi gösterecekse  şehrimizdeki siyasetçilerin büyük bir bölümü sınıfta kalır. Yazımda belirttiğim hususlarla ilgili olarak yazılması gerekenlerin tamamını zamanı geldikçe yazacağımı da unutmasınlar. Bu şehirde kimin eli kimin cebinde olduğunu benden daha iyi bilen olabilir, ancak benim bildiklerimin tamamını yazarsam emin olun ki birçok insan sokakta gezemez. Fırsat bulduğunuz zaman her türlü haltı işleyeceksiniz, ondan sonra da toplumun en temiz adamı pozisyonuna girmeye çalışacaksınız, bunu kimse yemez, geçmişte belki yedi ama şimdi bunları ortaya çıkaran ve yazan birileri ortaya çıktı haliniz ne olacak. Bebek Yüzlü Vekil"in Gençlik Kolları Başkanı ile nasıl pişti olduğundan tutun da, İlçe Başkanı ile O İlçenin Gençlik Kolları Başkanının da aynı şekilde nasıl pişti olduklarını bu fakir zamanı gelince yazacak. Bu yazma işi birilerinin istediği zaman değil, zamanı geldiğinde ve bizim istediğimizde yazılacağını unutmayınız. Sonra çok acele etmeye de gerek yok. Yüce Rabbimiz bile Dünyayı yaratırken altı günde yaratmış. Kaldı ki bu altı günü bizim bildiğimiz günlerden mi, yoksa ahret günlerinden mi belli değil. Şayet ahret günlerinden ise her bir günü bilmek kaç bin dünya günü ile çarpmak gerektiğini de unutmayalım. Ayrıca artık sabırlı olmayı ve neyi ne zaman yazmamız gerektiğini de öğrendiğimizi unutmamak gerek. Ramazan ayının son Cuma gününün hepimize hayırlar getirmesini diler, nice Ramazanlara ve Bayramlara erişmemizi Yüce Rabbimden niyaz eyleyerek sözlerime son veriyorum. Allah1a emanet olunuz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim