1. YAZARLAR

  2. Reşit Öztürk

  3. ÖNCE DÜŞÜN, SONRA UYGULA
Reşit Öztürk

Reşit Öztürk

ÖNCE DÜŞÜN, SONRA UYGULA

A+A-

 

            Çok değerli okurlarım, bu hafta toplumsal hastalıklarımızdan bahsedeceğim. Hani şu fatura ödeme ve başvuru işlemleri gibi işlerimizi son güne bırakma adetlerimiz var ya, onun gibi kötü alışkanlıklarımızdan söz edeceğim. Gelenek böyle diye yaptığımız onlarca iş var aziz dostlar. Ama malesef  21. yüzyıl bu davranışları kabul etmiyor daha doğrusu bu özellikte bir insanı bu çağ hazmedemiyor.

            Her şeyin değiştiği gibi çağımızın hazmettiği şeyler de değişti. Her şeyde olan bu değişimi dağdaki çoban bile duydu ve dokunmatik akıllı telefonlar kullanıyorlar. Bütün bunlardan sonra 21. yüzyılı doğru anlayamayan varsa ve hala duymayan varsa onlara da anlatmak bizim görevimiz olsun.

             Sevgili dostlar büyükşehirlerin merkezlerindeki evlere bir bakın Allah aşkına. Bu binalara değil ev demek, ben kulübe dahi demek istemiyorum. Çünkü her canlı kendini en güzel mekânlarda görmek ve göstermek ister. Bitişik nizam dedikleri bir karın ağrısı mıdır nedir bilmiyorum hiç de insani ve estetik değil bu eski binalar. Mantar gibi yerden bitme beton yığınlarından öte bir şey değiller malesef.

             Eşinizin dostunuzun yanına misafirliğe gitseniz, gittiğiniz arabayı park edeceğiniz bir yer bulmak adeta mucize. İşte bu park sorununa değinmek için bu konuya özellikle dikkatleri çekmek istiyorum. Bu sadece özel binalarda olan bir toplumsal hastalığımız değil, kamu binalarında da aynı durumla karşı karşıyayız.

             Örneğin bir resmi bina veya hastaneye gittiğiniz zaman, araç park yeri sorunu yaşıyorsunuz. Artık modern dünya, 21. yüzyıl parksız bina istemiyor. Parkı olmayan binalar kulübeden öteye gidemez. Çünkü ulaşım her şeydir ve en genel geçer ulaşım da karayolu ulaşımıdır. Bu sebepten lütfen bundan sonra bina yaparken otoparkı, yeşil alanı ve oyun parkı olan doğa dostu binalar yapmaya daha fazla özen gösterelim. Dolayısıyla önce düşünüp sonra uygulayalım lütfen.

             Fol yok yumurta yok alınan evlilik kararları. Yahu kardeşim günler çuvala mı girdi? Nedir aceleniz? Önce bir düşün ve planla. Bu işin sonu nereye varır? Hiç mi aklın yok? İlk sen mi evleniyorsun bu dünyada? Senden önce bir sürü insan evlendi. Ama sen 'Gelenek böyle' diyorsan benim diyeceğim bir şey yok. Borç harçla başlayan evlilik hayatı, ömür boyu borç harçla devam eder. Elin kızının da başını işte öyle yakarsın. Lütfen gençler, borçsuz bir düğün yapmanın keyfini yaşamak için önce para sahibi olun sonra karı sahibi olun.

             Ordan borç, buradan borç, borç üstüne borç, o kredi kartının borcunu diğerinden, diğerinin asgari borcunu ötekinden ödemek, kimi eli kimin cebinde sen bile anlamadan kendini mahkeme salonunda bulman hiç de zor değil. Bu kötü durumlara düşmemek için ayağını yorganına göre uzatmalısın, başka pozisyonda olanlarla anlamsız yarışlara girmemelisin, komşunun tavuğunu kaz olarak görmemelisin, hesabını iyi takip etmelisin ve kesinlikle israf etmemeli ve de tasadduk etmelisin.

             O kadar çok toplumsal hastalığımız var ki yazmakla bitmez. Örneğin misafir geleceği zaman evimizde neredeyse tadilat başlar. Müfettiş geleceği zaman okulda, ölüm geleceği zaman kalpte durum aynıdır. Bu tip işlere her zaman hazırlıklı olmak en güzel olanıdır. Son dakika yapılan kelime-i şehadetin çok fazla getirisi olmayacaktır.

             Kazadan önce emniyet kemerinin, zincirin ve yangın tüpünün önemini bilmek gerekir. Boğulmadan önce derin sulara girmemeyi bilmek gerekir. Hırsızlık olayından önce eşyalarını kilitlemeyi bilmek ve yapmak gerekir.

             Söz söylemeden önce karşı tarafın kalbinin kırılacağını düşünüp sonra uygulamak lazım gelir. Şansa bağlı oyunlarda, avcılıkta ve piyangoda kaybetmenin olabileceğini benim söylememe gerek yok sanırım. Ölmekten korkuyorsan yaşamanın bir anlamı yoktur. Çünkü herkes bilir ki yaşamın sonunda ölüm vardır.

             Sevgili dostlar fazla edebiyata hacet yok. Arife tarif gerekmez. Siz anladınız söylemek istediğimi. İlim her zaman bizi korur diyelim ve ilimden ayrılmayalım. Önce sonunu düşünüp sonra ona göre adım atalım. Kalın sevgi ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.