• BIST 107.192
  • Altın 143,301
  • Dolar 3,5642
  • Euro 4,1607
  • Samsun 30 °C
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 30 °C
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 
  • BİLLY ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI 
  • DİALİBA TAMAM GİBİ    
  • TAKIMDAKİ EN ÇALIŞKAN OYUNCULARDAN BİRİ 

ÇARŞAF

Bayram Ocak

 1934 tarihli bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun; hangi din veya mezhebe mensup olursa olsunlar ruhanilerin bu kıyafetlerini mabetleri ve ayinleri dışında giymelerini yasaklamaktadır. Umuma açık alanlarda erkeklerin veya kadınların herhangi bir biçimde giyinmelerini sınırlayıcı herhangi bir yasal düzenleme olmamıştır.

Kısacası Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının ardından, halkın kılık ve kıyafetinin düzenlenerek batı ülkelerindeki insanlara uygun hale getirilmesi için 1934 yılında  kanunla düzenleme yapılmıştır. Atatürk Devrimlerinin bir parçası olan bu kanunla belirli tipte kıyafetlerin giyilmesi ise yasaklanmıştır. Bu dönemde kadınlar ise “çağdaş kıyafet” giymeye teşvik edilmişler; ancak kadın giyimine dair herhangi bir yasal düzenleme yapılmamıştır.

Gece 00:30 stadyum kavşağında  beklerken, karşıdan gelen iki aile dikkatimi çekti.  Kadınlar çarşaflı ve kalın güneş gözlükleri takmış idiler. Önce bu karanlıkta ne gerek vardı diye aklımdan geçmişse de   sonra inançlarının gereğini yaptıklarını düşündüm. Onlar rahatsız olmuyordu ben neden rahatsız olayım ki ?

Son zamanlarda sosyal medyada ısrarlı bir şekilde çarşaf giyenler ile ilgili paylaşımlar yapılırken, deniz kenarında çarşafları ile sahilde dolanan kadınlara acımasızca yorumlar yapılan paylaşımlar ön plana çıktı.

Çarşaf giyen kadınların deniz kenarında olmalarının yada denize girmelerinin kime ne zararı var ? Denizler bizim olduğu kadar onlarında hakkı değil mi?

Acımazsızca yorum yazan insanlardan bir tanesine, örnek olsun, deniz kenarında mayolu eşin resmini bu çarşaflı kadınlarının resminin altına koyar mısın dendiğinde bunu yapacak mıdır ? Kesinlikle yapmaz, çünkü o onun özelidir. Öyle ise başkalarının özeline neden karışıyorsunuz?

Bu ülkede herkesin bir inancı, bir ideolojisi, bir düşüncesi vardır. Kimseye zorla kendi fikrinizi kabul ettiremezsiniz. Fikrinizi savunursunuz mutlaka ama bunun kabul görmesi için insanları zorlayamazsınız.

Yıllar önce ülkemizde bir uygulama başlatılmıştı, türban takan kız öğrencilerin okullara alınmaması. Kapıda kontroller yapılarak türbanlı olan öğrenciler içeriye alınmıyor. Kontrollerde türbanlı olan bayan öğrencilerle aynı fikirde olan erkek öğrenciler ise sorunsuz okula giriyor.

O türbanı çıkarsa kişi beyninde ki fikirleri çıkartacak mı? Yada  bu uygulama ile neyin önüne geçtiniz. Aynı sizler kız öğrencilerin mutlaka okuması gerektiğini savunmuyor muydunuz ? Önlerine neden engel koyardınız ? Neye yaradı bu anlamsız tartışma ?

Mezuniyet törenleri, birinci olan türbanlı bir kız, ikinci olan o topluluğun önünde gelip onun başını açmaya kalkıyor.  Cumhuriyet bayramı töreni, türbanlı kadın  herkes gibi töreni izliyor, başka bir kadın çıkıyor ve onu törenden kovuyor. Tüm basın bunları tekrar tekrar ekranlarda gösteriyor,  sonra çıkıp özgürlüklerden bahsediliyor, özgürlüğüm senin istediğin şekilde giyinmemden mi geçiyor ?

Çarşaf giyen kadının çarşaf giymesini engelleyin, denize sokmayın, sokakta gezdirmeyin, düşüncelerini değiştire bilecek misiniz veya inançlarını .Nasıl ki başına türban takıp, güzel bir makyaj ile yüzünü ön plana çıkaranların giyimleri tamamen tezat ise taktığı türbana, bunu değiştirmek için uğraşmakta boş ve anlamsız bir dayatmadır. 

Herkes istediğini giye bilir, açık giyinen bir kadın cinselliğin temsilcisi değildir, doğal olarak ona bu gözle bakmakta doğru değildir. Ona neden açık giyiniyorsun diye sormak bile boş ve anlamsız bir yaklaşımdır. 

İnsanları giyimleri üzerinden sınıflandıramaz, açık giyinen, kapalı giyineni eleştiremeyeceği gibi, kapalı giyinen de, açık giyineni eleştiremez. Artık toplum bu basit çekişmelerden vazgeçmelidir.

Özgürlük herkes için olması gereken bir olgudur,  bu özgürlüğümüz başkasının hayatına özgürlüğüne zarar veriyor ise o zaman özgürlüğümüzü kısıtlamamız gerekmektedir. Başkalarının  özgürlüğünün başladığı yerde bizim özgürlüğümüz bitmektedir.

Bir başka düşünce şeklide empatidir ki, sözlük anlamı: Eş duyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır. Kısaca yapılan bir davranış şeklinde, aynı şeyi bana yapsalar ben ne yapardım diye düşünebilmektir.

Empati, herkes tarafından kullanılabilseydi zaten toplumda bir çok davranış şekli kendiliğinde çözüme ulaşacaktı.

 

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim