1. YAZARLAR

  2. Reşit Öztürk

  3. CANİK’TEKİ SEL FELAKETİ
Reşit Öztürk

Reşit Öztürk

CANİK’TEKİ SEL FELAKETİ

A+A-

 


Öncelikle geçen salı günü Canik'teki sel felaketinde hayatını kaybeden 11 insanımızın yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyor, acılarını yürekten paylaşıyoruz. Ben de Canik'teki Kuzey Yıldızı Toki Konutları'nda ikamet eden bir vatandaş olarak derinden yaralandık, anne babamızdan daha sık gördüğümüz blok görevlisi ( kapıcı ) abimizi ve 4 çocuğumuzu kaybettik.

Yaramız büyük, derdimiz çok ama üzerimizdeki 'Canik' , 'Gaziosmanpaşa' , 'Cezaevi' , 'Toki' gibi, dışarıda oturan insanımızın beğenmeyen, her fırsatta küçümseyen, eleştiren muhabbetlerinden ziyadesiyle bıktık, usandık.

Dünkü bazı yerel basında köşe yazarlığı yapan arkadaşlarımız, 'Kapıcı' diye başlık atarak olayı daha doğrusu kapıcı olgusunu işlemişler, kendilerine teşekkür ediyorum. Maalesef toplumumuzda kapıcıya tahsis edilen yaşam alanları, hiç de insani bir özellik arz etmemektedir.

İnsanların her sabah akşam, günde birkaç defa gördükleri, çoğu zaman anne babamızdan, kardeşlerimizden daha sık gördüğümüz insanları, ikinci sınıf insan muamelesi yaparak, binaların bodrum katına, toprağın içine gömen anlayışı tel'in ediyorum. Binaların bodrum katlarında kapıcı dairesi çizen mühendisler ve mimarlar, o sel anında canlarını kurtarmak için suyla boğuşan çocukların ve bebeklerin hesaplarını acaba nasıl verecekler?

İnsanı 'Eşref-i mahlûk' olarak yarattık diyen bir inanç sisteminden haberi olan hiç kimse, bu planı çizemez. Daha sonra çıkıp da İlahiyatçıdan belediye başkanı olursa böyle olur, demenin bir anlamı yoktur. Burada ne ilahiyatçılar üzerinde, ne de bu milletin inançları üzerinde hiç kimseye ameliyat yapmak için müsaade etmeyiz. Bu aziz millet, inançları uğrunda canını verir ama kimseye de laf söyletmez.

Esasında eğitim sistemimiz keşke çok yönlü bir eğitim verebilse. Yani bir insan hukuktan da, ekonomiden de, mühendislikten de, eğitimden de, sağlıktan da az çok anlayabilse. Ben bunu çok arzu eden bir insanım. Dini ve dünyevi ilimleri almış insan, kâmil insandır, olgun insandır. Burada Eğitim Fakülteleri ve İmam Hatip Okulları devreye gündeme giriyor. Hem dini, hem de dünyevi ilimleri tahsil etmek çok ama çok güzel bir durumdur. Bunun çok şükür, ülkemizde güzel örnekleri az da olsa var.

Çok değerli okurlarım, kıymetli hemşerilerim, toplum halinde yaşarken uymamız gereken bazı hususlar var. Bu hususlara uymadığımız zaman hayat işte böyle çekilmez oluyor. Komşunun tavuğunun komşuya kaz gözüktüğü, kaz gelecek her yerden tavuğun esirgenmediği, bir toplum sistemimizde bizim gibi insanların ne söyleyecek sözü biter, ne de yazacak ve okunacak yazısı biter. Maalesef bir insanımızın canı yanmadan, önlem almıyoruz, boş veriyoruz, banane diyoruz ama bana dokunmayan yılan bir gün gelip dokunuyor.

Hiçbir ilim ve irfan sahibi, gidin savaşın, yıkın dağıtın demiyor. Hepsinin kullandığı ortak bir dil var, o da barış, birlik, beraberlik, kardeşlik, insan sevgisi. Hep bu ortak temayı işliyoruz dikkat ederseniz. Tüm insanlar da bunu söylüyor ama uygulamada bazen hatalar yapabiliyoruz. Ama önemli olan hata yapmamak değil, çünkü insan hata yapabilir ancak hatadan ders çıkarmayı bilmek çok önemlidir.

Tüm yaşanan kötü olaylardan, hepimiz dersler çıkarmalıyız. Eğer çıkarmazsak felaketler yine kapımızı çalacak, televizyon ekranların, gazete köşelerinden bu tür haber ve yorumları dinlemeye ve okumaya devam ediyor olacağız.

Şimdi, iş yapma zamanıdır. Herkesi önce asli görevini yapmaya, ardından da sosyal sorumluluk projelerindeki gönüllü görevlerini yapmaya davet ediyor, çalışmalarında ve hayatlarında kolaylıklar ve başarılar temenni ediyorum. Daha güzel gündemlerle karşınızda olmayı diliyor, sizleri çok ama çok sevdiğimizi bir kere daha söylemek istiyor, hoşçakalın diyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.